Van Gölü’nün ömrü hızla tükeniyor,HES barajları uçan balık inci kefalini yok etme noktasına gelmiştir

HDP Van milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, Van Gölü’nün yirmi beş yıllık bir ömrünün kaldığının belirtilmesi aslında bu vahim durum hepimiz açısından tehlike sinyallerinin çoktan çaldığı anlamına geliyor.

Van Gölü’nün ömrü hızla tükeniyor,HES barajları uçan balık inci kefalini yok etme noktasına gelmiştir

HABER MERKEZİ-Halkların demokratik partisi (HDP) Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan Genel Kurulda konuştu ,Ertan Hepimizin bildiği gibi su, toprak ve ormanların varlığı ve korunması tüm canlıların yaşamı, doğal döngünün devamı için hayati önemdedir ve aslında, doğanın bize sunduğu armağanlar, nimetler karşısında insanoğlu ve bizler ancak minnet duyarak ve bu duyguyla onu koruyarak, verimini artırarak karşılığını verebiliriz. Ancak ne yazık ki yaşadığımız çağdaki bitmeyen hırs, kapitalizm, sömürge anlayışı ve binlerce kötülük doğayı talana, yok etmeye varmış hâlde. Bir de üstelik, yasa yapıcılar olarak koruyucu tedbirler almak yerine, bu tasarıda olduğu gibi yok eden kararların buradan yasa olarak geçtiğini görmek gerçekten bizler açısından son derece trajik. Ormanlar, kıyılar, meralar, göller her gün rant uğruna “Birileri para kazansın.” diye azalıyor, yok oluyor. Unutmayalım ki doğa kaybettikçe biz de kaybediyoruz.

VAN GÖLÜ'NÜN ÖMRÜ HIZLA TÜKENİYOR

En gür sesimizle çağrıda bulunmamıza rağmen, önlem alınmadığı için altı yüz bin yıllık ömrünün tükenme aşamasına geldiği Van Gölü için ben konuşacağım bugün. Coğrafyasında yaşayan halkın “Van denizi” olarak bildiği ve adlandırdığı Van Gölü, sahip olduğu alanla Türkiye’nin en büyük gölüdür ve dünyanın en büyük sodalı gölüdür, bildiğiniz gibi. Bir Vanlı olarak ben de dâhil, Vanlılar için ve bölge içinse Van Gölü, aldığımız nefes, gözümüzün gönlümüzün ışığı, canımızın şifasıdır. Doğal güzelliği, güneşin denize battığı sınırlı zamanlarını ancak Vanlıların bildiği, hele nisan ve mayıs aylarında çiçeklenen badem ağaçlarının adalara kattığı muhteşem görüntüleri, mavinin, yeşilin, turkuazın her tonuna şahitlik edilebildiği, balığıyla, sodalı suyun getirdiği şifayla, saymakla bitiremeyeceğim özelliğiyle Van Gölü hem bize hem bölgeye ve hepimize aslında cennetten bir armağan gibidir. Bu özellikleriyle Van denizi, çevresinde Van il merkezi ve bu ile bağlı 7 ilçenin tarımsal, sanayi, turistik faaliyetlerine çok büyük bir katkı sunuyor. Geçmiş yıllarda yapılan bir araştırmaya göre -bildiğiniz gibi, zaten, Nemrut volkanik Dağı’nın patlaması sonucu oluşan bir göldür- altı yüz bin yıl ömrünün olduğu tespit edildi ve bu yönüyle, sahip olduğu doğal miras yönüyle de dünya tarihine tanıklık eden nadir tabiat varlıklarındandır; keza, sahip olduğu PH oranı, halk arasında “uçan balık” olarak bilinen inci kefaline yaşam alanı sağlamıştır. Lakin altı yüz bin yıllık geçmişiyle çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan ve bu geçmişin izlerini barındıran Van Gölü ve yöresi ne yazık ki son yıllarda her açıdan büyük bir yıkımla karşı karşıyadır. Özellikle, yüzde 40’a ulaşan kirlilik oranı, Van Gölü coğrafyasında yaşayan nüfusun orantısız artışı, düzensiz yapılaşma, yetersiz kanalizasyon hizmeti ve erozyon, altı yüz bin yıllık geçmişe sahip olan Van Gölü’nün ömrünü hızla tüketiyor.

KATI ATIKLAR

Kıyısında bulunan 1 il, 7 ilçe ve 136 köy ve mahallede yaklaşık 1 milyon kişinin yaşadığı Van Gölü, bu yerleşim yerlerinin kanalizasyon, evsel ve endüstriyel katı atıklar sorununun çözülememesi nedeniyle artık mavinin binbir rengini değil ne yazık ki grinin çeşitli tonlarına sahip bir şekilde önlenemez bir doğal felakete sürükleniyor. Göle akan akarsu yataklarından inşaat amaçlı kum ve çakıl çıkarılması esnasında oluşan kum ve toprağın göle taşınması da bu bulanıklığın nedenlerinden olup gölün diplerine güneş ışığı ulaşmamasına bağlı olarak kokuşması da artıyor. Sağlık açısından 100 milimetrede 700 olması gereken koli basili oranı göl kıyılarında 2.300’lere ulaşmış durumdadır. Kirliliğin önlenmemesi ve tedbir alınmaması durumunda uzmanlara göre ekolojik dengenin hızla bozulduğu Van Gölü’nün yirmi beş yıllık bir ömrünün kaldığı belirtiliyor. Van Gölü’nün yirmi beş yıllık bir ömrünün kaldığının belirtilmesi aslında bu vahim durum hepimiz açısından tehlike sinyallerinin çoktan çaldığı anlamına geliyor. Bu husus artık üretilecek herhangi bir bahanenin kalmadığının da göstergesidir.

HES BARAJI UÇAN BALIK İNCİ KEFALİNİ YOK ETME NOKTASINA GETİRMİŞTİR

Doğrudan insan eliyle meydana gelen bu yıkıcı etkilere iklim değişikliği de eklendiğinde yakın dönemde Van Gölü bölgesinde gölü besleyen derelerde ve çaylarda kuraklığın ve HES projelerine bağlı olarak kurumaların başlayacağı ne yazık ki, Son dönemde dereler üzerinde bile yapılan HES barajları uçan balık inci kefalini yok etme noktasına gelmiştir. Van denizini kurtarmak için acilen harekete geçilmeli ve bu kapsamda bir yasal düzenleme derhâl yapılmalıdır. Bizler bu konuda bir kanun teklifi verdik, umuyoruz ki kanun teklifini bu Meclis kabul edecek ve Van Gölü’nün, Vanlıların sesini duyacaktır. Bu anlamda yani altı yüz bin yıldır bu döngüyü sağlayan, çevresiyle iletişim kuran Van Gölü’nün yöresi gerekçesi ne olursa olsun insanoğlunun tekeline ve insafına terk edilemeyecek derecede değerli bir coğrafyadır. Biz Vanlı olarak, Vanlı bir insan olarak da ayrıca tekrar Van'lıların bu talebini Genel Kurulda dile getiriyoruz ve bu sese kulak vermenizi beklediğimizi ifade etmek istiyorum.(Gazeteçizgi)

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2018, 20:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER