Van'daki STÖ ve odalardan iktidara açlık grevlerine ilişkin çağrı

VAN - Van'daki sendikalar, odalar ve sivil toplum örgütleri, açlık grevlerine ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, Leyla Güven ve süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde bulunan tutukluların sağlıklarının tehlikeye girmemesi için iktidarı sorunun çözümü adına bir an önce adım atmaya çağırdı.

Van'daki STÖ ve odalardan iktidara açlık grevlerine ilişkin çağrı

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve çeşitli cezaevlerinde 226'dan fazla tutuklunun Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevleri sürüyor. Güven’in talebinin yerine getirilmesi için Van’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı sendika ve odalar, TUAY-DER, DİSA-DER, İHD, DBP, HDP, EMEP  ortak açıklama yaptı. 

‘GÖRÜŞME TECRİT ORTADAN KALKTI ANLAMINI TAŞIMIYOR'

KESK Şubeler Platformu binasında ortak açıklamayı okuyan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Yapı-Yol Sen Van Şube Başkanı İbrahim Çelik, Leyla Güven'in milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmediğini hatırlattı. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle Güven’in 8 Kasım 2018 tarihinden bu yana süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemine devam ettiğini hatırlatan Çelik, cezaevlerinde de yüzlerce tutuklunun değişik tarihlerde eyleme katıldığını kaydetti. 

Kardeşi Mehmet Öcalan’ın,  2 gün önce Abdullah Öcalan ile görüştüğü bilgisinin kamuoyuna yansıdığını belirten Çelik, “Bu görüşmenin, tecridin ortadan kalktığı anlamı taşımadığını dile getiren açlık grevi eylemcileri eylemlerine devam etmektedirler” dedi. 

‘KANUNSUZ UYGULAMA SONA ERDİRİLMELİ’

İmralı Cezaevi’nde tutulan Abdullah Öcalan ve beraberindeki 3 kişinin hiçbir şekilde aileleri ve avukatları ile görüştürülmediğini söyleyen Çelik, "Bu durum 5275 sayılı İnfaz Kanunu’na ve infaz tüzüğü ile yönetmeliğine açıkça aykırıdır. Adalet Bakanlığı’nın bir an önce bu kanunsuz uygulamayı sona erdirerek İmralı Cezaevi’ndeki hükümlülerin haklarını kullanmaları sağlanmalıdır" diye konuştu. 

Çelik, açlık grevlerinin vahametine ilişkin  geçmiş dönemde yaşanan şu olayları hatırlattı: "1984 yılında 12 Eylül Cuntası, ‘gizli gizli yiyorlar’ dedi; 4 ölüm,

1996 Şevket Kazan ‘kantinde yemek stoklamışlar, yiyorlar’ dedi; 12 ölüm, 2001 Saadettin Tantan, ‘gizli gizli yiyorlarmış, hepsi sapasağlam’ dedi; 122 ölüm gerçekleşti. Bu tür söylemlerin sonucunu düşünmek bile istemiyor ve böylesi süreci zora sokan / tıkayan tutum ve davranışların çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet ettiğini, önceki yılların acı deneyimlerinden biliyoruz."

'AÇLIK GREVLERİNE İLİŞKİN ÖNLEMLER ALINSIN'

İstanbul Protokolü, Tokyo ve Malta bildirgelerini hatırlatan Çelik, daha önceki yanlış yaklaşımların yaşanmaması ve açlık grevindekilerde kalıcı hasarların oluşmaması için şu taleplerde bulundu:

"* Cezaevlerinde açlık grevi eylemcileri için hayati önemde olan Tiamin (B1-vitamini), tuz ve şekerli suyun cezaevi idarelerince engellenmeyip düzenli olarak verilmesini,

* Olası bir eylemin sona ermesinden sonra hastanelerin yer ve müdahalede sorun yaşamaması adına hazırlıklı olmasını,

* Açlık grevi yapan cezaevlerini, insan hakları savunucularının ziyaret etmesini ve sağlık emekçilerinin muayene etmelerine izin verilmesini,

* Yine eylemcilere uygulanan baskı, tehdit, zorlama, hücrede izolasyon gibi insan onuru ile bağdaşmayan tutumlardan vazgeçilmesini ve İnsanların yaşam hakkını, onurunu ve sağlığa erişim hakkını engellenmemesini talep ediyoruz."

‘İKTİDAR ADIM ATMALI’

Çelik son olarak iktidara seslenerek, "Başta Sayın Leyla Güven olmak üzere süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin sağlıklarının tehlikeye girmemesi için iktidarı sorumluluğunun bilinci içinde, sorunun çözümü adına bir an önce adım atmaya ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz" dedi.

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2019, 15:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER