Van Barosu Kadın Komisyonu: Kadının eşit ve özgür birey olduğu kabul edilmeli

VAN - Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması düzenleyerek Anayasa'da kadına yönelik olması gereken maddeleri sıraladı.

Van Barosu Kadın Komisyonu: Kadının eşit ve özgür birey olduğu kabul edilmeli

Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması düzenledi.Van Barosu’nda düzenlenen basın açıklamasını Van Borusu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Rabia Özgökçe yaptı. Açıklamada 8 Mart  tarihine değinen Özgökçe, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da tüm kadınlar için eşit, adil, insan onuruna yaraşır, barış içinde bir yaşamı savunmak için buradan haykırıyoruz” dedi.

Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların yaşamın her alanında olmasına rağmen karar alma organlarında, istihdamda, politikada aynı oranda temsil edilmediğinin altını çizen Özgökçe , “Bunun yanında kadınlara yönelik ayrıştırıcı, ötekileştirici, yok sayan ve kendinde kadını ve kadına ait tüm değerleri yok etme hakkı gören politikalar sistematik bir şekilde devam etmektedir. Bu politikalar kadınlara yönelik fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyal, kültürel her türlü şiddet ile somutlaşmakta, yaşamın her alanına sirayet etmekte ve gün be gün artış göstermektedir. Bu kapsamda yalnızca 2019 yılının ilk 3 ayında 86 kadın erkek egemen zihniyet tarafından katledilmiştir” diye hatırlattı.

'KAMUSAL ALANLAR GÜVENLİ HALE GETİRİLMELİ'

Özgökçe , Kadına yönelik şiddetin artış göstermesinde, devletin kadın politikalarında sistemli bir şekilde geriye gidişin etkisinin büyük olduğu tespitinde bulundu. Özgökçe , “Eğitim müfredatı ile toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizlikler pekiştirilmekte, dini referanslar dikkate alınarak kanuni düzenlemeler yapılmakta, kesintisiz zorunlu eğitim süresi kısaltılmakta, kadına yönelik şiddet haberlerinde medyada eril dil kullanılmakta, kadının asıl görevinin annelik ve esas yerinin ev olduğu algısı yaratılarak kadının sosyal yaşamda yer alması kısıtlanmaktadır. Kamusal alanların kadınlar için güvenilir hale getirilmesi sağlanacağı yerde kamu hizmetleri toplumsal cinsiyet ayırımına yol açacak şekilde verilmekte, failin fiili tartışılacağı yerde kadının şiddete uğramasına bulunduğu yer, zaman ve giyiniş biçimleri mazeret olarak kullanılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde çözüm yolunun ekonomik ve toplumsal hayatın eşitlik ilkesi kapsamında düzenlenmesiyle mümkün olacağını söyleyen Özgökçe, “Kadınları toplumsal hayat dışına itmeye çalışan, cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan vazgeçilmelidir.   Her türlü toplumsal cinsiyet eşitsizliğin kaldırılması için eğitim sisteminin topyekun değiştirilmesi bir zorunluluktur. Politik dil kullanımının gericilik ve muhafazakarlıktan arındırılmış, kadına yönelik şiddeti teşvik edici olmaktan uzak olması zorunludur. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılmakta olan sakıncalı ve sağlıksız kadına yönelik cinsel tanımlamalara son verilmelidir” çağrısında bulundu.

'KADININ EŞİT VE ÖZGÜR BİR BİREY OLDUĞU KABUL EDİLMELİ'

Van Borusu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Rabia Özgökçe yaptığı açıklamada şunları söyledi: 

“Hukuk sistemi açısından ise öncelikle iç hukukta 6284 sayılı yasa başta olmak üzere özgün şiddet yasalarındaki hükümlerin, Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmelerin uygulanması ve yorumlanarak yargı kararlarına gerekçe yapılması,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının iç hukukta göz önüne alınması gerekmektedir. Türk Ceza kanununda yapılacak tadille ayrımcılık suçunun kapsamının tekrar değerlendirilmesi ile cezaların artırılması, yine kadına yönelik şiddetin cezalandırılmasında etkili bir suç sistematiğinin oluşturulması gerekmektedir.

Aile kavramı kullanılarak; kadına yönelik şiddette ve aile mahkemesinin görevli olduğu alanlarda ve davalarda arabuluculuk ve uzlaştırma yöntemleri kabul edilmemelidir. Kadına sadece ailenin bir parçası gören politik, kültürel anlayış değiştirilerek, kadının eşit ve özgür birey olduğu kabul edilmelidir.

Hukuk sistemi açısından ise öncelikle iç hukukta 6284 sayılı yasa başta olmak üzere özgün şiddet yasalarındaki hükümlerin, Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmelerin uygulanması ve yorumlanarak yargı kararlarına gerekçe yapılması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının iç hukukta göz önüne alınması gerekmektedir. Türk Ceza kanununda yapılacak tadille ayrımcılık suçunun kapsamının tekrar değerlendirilmesi ile cezaların artırılması, yine kadına yönelik şiddetin cezalandırılmasında etkili bir suç sistematiğinin oluşturulması gerekmektedir.

Aile kavramı kullanılarak; kadına yönelik şiddette ve aile mahkemesinin görevli olduğu alanlarda ve davalarda arabuluculuk ve uzlaştırma yöntemleri kabul edilmemelidir. Kadına sadece ailenin bir parçası gören politik, kültürel anlayış değiştirilerek, kadının eşit ve özgür birey olduğu kabul edilmelidir.”

Özgökçe ​​, ayrıca Anayasa’da kadına yönelik olması gereken maddeleri şu şekilde sıralandı:

“*Kadınların ekonomik özgürlüğü için çalışmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık haklarından yararlanılması sağlanmalıdır. Bu hususlarla beraber;

*Medyada, kadınlara yönelik şiddeti teşvik edici yayınlar üzerinde kendi oto-denetim mekanizmasını kurarak kadına yönelik şiddeti bir malzeme olarak kullanılmasından vazgeçilmelidir.

*Şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evlerinin sayısının artırılmalı, ücretsiz danışmanlık, psikolojik, hukuki ve tıbbi destek sağlanmalıdır.

*Evde, sokakta, işyerinde, gözaltında, cezaevinde yaşanan kadına yönelik şiddetin sorumlularının cezasız bırakılmadan yargılanması yapılmalı ve caydırıcı yasal tedbirler alınmalıdır.

*Yine Eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk ve benzeri alanlarda fırsat ve olanaklardan eşit düzeyde faydalanması, kadın ve erkeğe verilen hakların, yüklenen sorumlulukların adil bir biçimde dağıtılması son derece önemlidir.”

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2019, 22:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER