Sancar Van’da konuştu : HDP Halkların ortak cephesidir

Van’da düzenlenen panelde ‘Tecrit, tek tip kıyafet ve siyasal süreç’ tartışıldı. Panelde konuşan HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, “ Başaramazsak meydan zalimlere kalır, başarmak zorundayız” diye konuştu.

Sancar Van’da konuştu : HDP Halkların ortak cephesidir

HABER MERKEZİ- HDP Van İl Örgütü tarafından düzenlenen ‘Son siyasi süreç’ konulu panele HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, HDP Van İl Eş Başkanları Yadişen Karabulak, Ümit Dede, Asrın Hukuk Bürosu Avukatların Newroz Uysal, ÖHP Üyesi Deniz Yıldız, HDP Van Milletvekilleri Bedia Özgökçe Ertan, ÖHP Üyesi Avukatlar, Barış Anneleri, TJA Aktivistleri, DTK temsilcileri ve halk katıldı.

Moderatörlüğünü Salih Tekin’in yaptığı Panelin yapıldığı salona ‘Son Siyasi Süreci Değerlendirmek üzere Halkla birlikte bir araya geliyoruz” yazılı pankart asıldı.

Saygı duruşunun ardından konuşan HDP Van İl Eş Başkanı Avukat Ümit Dede, “ Bildiğiniz üzere Olağanüstü dönemden geçiyoruz. Ortadoğu ve Türkiye’de yaşanan olağanüstü gelişmelerin yanında Türkiye’de OHAL ile yönetiliyoruz. Buna rağmen halkımızla her fırsatta bir araya gelmeye, içinden geçilen dönemi halkımızla paylaşmaya çalışıyoruz. Bu anlamda süreci anlamak ve anlatmak üzerine bir araya geldik. Ülkenin içinde bulunduğu durumu hem rejim hem de yönetim modelini değerlendirirken, hangi boyutuyla ele alırsanız, değerlendirmek isterseniz, isteyin bu değerlendirmenin Sayın Öcalan üzerinde ki tecritten bağımsız değerlendirilmesi sürecin eksik değerlendirilmesi anlamına gelir. İşte bu toplantının temel amacı Sayın Öcalan üzerinde yürütülen tecrit rejiminin ülke ve bölge siyasetine etkileri olacaktır. Bunu anlamadan genel süreci anlamak mümkün değil. Bunun yanında 696 sayılı KHK ile dayatılan tek tip kıyafet uygulamasıdır. Her ne kadar uygulamaya geçilmese de hükümet yetkilileri bunda kararlı olduklarını söylerken, devrimci tutsaklar ise buna karşı direneceklerini söylüyorlar. Buna karşı yapılan düzenlemeyi öncelikle ele almak gerekiyor. Tartışmalarımızın önemli bir boyutunu da tek tip kıyafet uygulaması olacaktır. HDP olarak içinden geçtiğimiz süreci sizlerle paylaşmamızın özel bir nedeni de 11 Şubat’ta Ankara’da yapacağımız 3. Olağan kongremizdir ancak içinden geçtiğimiz süreç içinde olağanüstü koşullarda yaptığımız bir kongredir. Bu sebeple parti olarak önümüzde ki kongreye ayrı bir önem atfediyoruz. Daha önce yerel ve genel konferanslarımızı yaptık. Bugün yeniden bir değerlendirme imkânı bulduk. 11 Şubat’ta yapacağımız büyük kurultaya halkımızın katılımı bizim büyük anlam ifade ediyor. Bu vesileyle halkımıza 11 Şubat’ta yapacağımız genel kurula davet ediyorum.”

‘TECRİT İLE SAYIN ÖCALAN’I UNUTTURMAK İSTİYORLAR’

Asrın Hukuk Bürosu adına söz alan Avukat Newroz Uysal, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın koşullarının ağır olduğunu söyledi. Öcalan’ın milyonların iradesini temsil etmesine rağmen tarihin en büyük ağır tecritlerinden birine maruz kaldığını ifade eden Uysal, “ 1999’dan bu yana neden böyle bir tecrit uygulanıyor, tecrit ile ne amaçlanıyor. 15 Temmuz’dan bu yana OHAL ilan edildi ve o günden bu yana Sayın Öcalan ile bir görüştürme gerçekleşmiyor. Türkiye devleti bütün OHAL politikalarını İmralı’ya uyguluyor. Ne zaman operasyonlar artarsa, baskılar artarsa ilk olarak Sayın Öcalan’ın sesinin duyulmasını engellemek için İmralı’nın kapılarını kilitliyor. İmralı’ya uygulanan tecritle birlikte katliamlar, tutuklamalar artmıştır. 5 Nisan’dan bu yana neler olduğunu hep birlikte gördük. Sayın Öcalan cezaevinde zamana yayılmış bir işkence ile karşılaştı. Bu yönde gerçekleştirdiğimiz tüm başvurulardan sonuç alamadık. Sayın Öcalan 2011 yılından bu yana avukatlarıyla görüştürülmüyor. Tecrit ve yaşanan siyasal süreç tamamen birbiriyle bağlantılıdır. Tecrit ile Sayın Öcalan’ı unutturmak istiyorlar. Sayın Öcalan’ın fikirlerinden korkuyorlar. Kendisinin tutuklanmasıyla Kürt hareketini tasfiye etmek istenildiğini söylemişti. İşte bugün de yine hedef budur ve Kürt halkının meşru mücadelesini tasfiye etmektir. Tecridin kaldırılması ise halkımızın mücadelesi ile mümkündür.” Dedi.

‘TEK TİP KIYAFET İLE İŞKENCEYE GEREKÇE ARANIYOR’

Uysal’ın ardından KHK ile yasallaştırılan Tek Tip Kıyafet uygulamasına ilişkin düşüncelerini aktaran Panelist Avukat Deniz Yıldız, cezaevlerinde ihlallerin yıllardır yaşandığını ve tek Tip’in bu anlamda ilk olmadığını söyledi. Tecrit uygulamalarından sonra yapılan ihlaller herhangi bir tepki ile karşılaşmadığı için önce OHAL ilan edildi ve bunun son yansıması tek tip kıyafet uygulamasını yasallaştırdı. Hükümet 15 Temmuz’a karşı OHAL ilan etti. KHK‘lar gerekli zamanlarda uygulanmalıdır, KHK ler temel hak ve özgürlükleri, yaşam hakkını ihlal eden kararlardır. OHAL ilan edilse dahi uluslararası hukuka ters düşülemez. Ne olursa olsun AİHM’in verdiği kararlarda yaşam hakkına, temel hak ve özgürlüklere müdahale edilemeyeceğidir. Burada darbe ile ilişkili olan kişiler tek tip kıyafet için uygulanacak denildi. Ancak buradan bir fırsat çıkarıp bütün tutuklu ve hükümlü için bu düzenlemeyi getirdiler. Bu düzenleme sadece anayasa değil Uluslararası hukuk kuralları çiğneniyor. Tek Tip uygulaması ne gibi sonuçlara yol açıyor. İlk olarak masumiyet karinesi ihlal ediliyor. Kişi suçu ispat edilene kadar masumdur. Ancak tek tip kıyafetle daha başından suçlu ilan edilmiş oluyor. Bu aynı zamanda mahkeme heyetini, iddia makamını, tanıkları etkileyince sağlıksız bir yargılama ortaya çıkıyor. Tek tip elbise kötü muameledir… Tutuklu ve hükümlü burada kötü muamele ile karşılıyor. Burada AİHS’in ayrımcılık yasağını gündeme getiriyor. Sadece Cumhurbaşkanı fiili saldırı, suikast ve müebbetle yargılananlar turuncu elbise giyiliyordu. Adli suçlular için böyle bir düzenleme yok. “

Yıldız, “ Peki neden bu uygulamada ısrar ediliyor. Firari engellemek, ıslah etmek ve intikam almak. İşte son süreçte Türkiye’de bu husus gündeme getirildiği meşru kılmak için firardan söz ediliyor, eşit muameleye tabi tuttuklarını söylüyorlar. Ancak amaç bu değil. Bu konu daha evvel 2014’te gündeme getirildi, geçen ay da KHK ile yasallaştı. Tek Tip işkenceyi, kötü muameleyi ve yaşam hakkı ihlallerini meşrulaştırma çabasıdır. Kişi duruşmaya çıkmadı, SEGBİS’e çıkmadı gibi gerekçeler meşrulaştırılacak. Elbiseyi giymediği, direndiği için darp ettik, yaraladık diyecekler. “ diye konuştu.

1980’lerde tek tipe karşı direnen tutsakları hatırlatan Yıldız, yeniden bu manzaraların gerçekleşeceğini söyledi. 1980’de dahi gelen tepkiler üzerine dönemin hükümetinin geri adım attığını kaydeden Yıldız, tek tip elbisenin ciddi boyutlara ve trajik sonuçlara yol açabileceğini vurguladı. Uygulama şu anda sadece erkek tutuklu ve hükümlüler için geçerli. Tutsaklar hastaneye giderken, SEGBİS te kıyafeti giydirmeyecekler yalnızca duruşmaya getirilirken bu yapılacak. Tutuklu bu elbiseyi giymediğinde kişi 3 ay görüşe çıkarılmayacak, mektup yasağı söz konusu olacaktır, hücreye atılabilir. İlk etapta uyarı yapılıyor sonrası böyle uygulamalara geçilecek. Zorla giydirilme söz konusu olursa işkenceye dönüşecek.”

SANCAR : TECRİT İLE EZMEYİ PLANLIYORLAR

Son olarak HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar konuştu. Profesör Sancar konuşmasında tecrit ve tek tip kıyafete ilişkin partisinin tutumunu aktardı. Tecrit ve Tek Tip’in sadece bir hukuku meselesi olmadığını ve onun ötesinde bir anlam içerdiğini kaydeden Sancar, “ Tecrit sadece cezaevleriyle sınırlı bir tedbir değil, bir iradeyi, bir gücü, bir halkı soyutlayarak tek başına bırakarak ezmeyi amaçlayan bir siyasi yöntemdir. Sayın Öcalan’a uygulanan tecridin doğrudan sonuçlarına bakarsanız bunu görürsünüz. Ne zaman demokratik çözüm çabalarından bu iktidar vazgeçtiyse Sayın Öcalan’a tecrit uygulandı. Tecrit ile baskı ve savaş politikaları hakim oluyor. Demek ki tecrit sadece bir insanı dört duvar arasına kapatmak değil, çok önemli bir siyasi tercihin göstergesidir. O açıdan tecride karşı yürütülen mücadele savaş ve baskı politikalarına karşı yürütülen mücadele demektir. Bu demokrasi ve barış için mücadele anlamına gelir. Tecride hem somut uygulama olarak, hemde arkasında zihniyete karşı mücadele etmek gerekiyor.”

‘TEK TİP DAYATMASI TOPLUMU CENDEREYE SIKIŞTIRMA POLİTİKASIDIR’

Tek Tip kıyafetin bir sistem olduğunu vurgulayan Sancar, bütün otokratik yapıların tek tip kıyafeti önlerine ilk hedef olarak koyduğunu vurguladı. 12 Eylül cuntasının bu dönemde ki uygulamalarını unutmadık. Tek tip uygulamalarının sadece iktidarların bir çabası değil, aynı zamanda içeride bulunan devrimcilerin onurlu mücadelesinin, direnişinin gerekçesidir. Tek tip kıyafet tekçi anlayışının tezahürüdür. Şu anda iktidar bulunan AKP, MHP ve Ergenekon koalisyonu toplumu bu tek tip cenderesine sıkıştırmaya çalışıyor. AKP inkarcılığa son verdiğini söylüyordu ama şimdi birkaç basit örnek bile bu iktidarın kendi varlığını inkarcılık üstüne kurduğunu gösterdi. Mecliste Kürt illeri sözcüğünün kullanılmasını bile yasakladılar. Kürt illeri dediğimiz zaman bunu kabul etmiyorlar ve burdan ceza dahi veriyorlar. İşte Sayın Baydemir’e oturuma katılmama ve para cezası verdiler. Bundan daha açık bir inkarcılık olur mu…”

İnkarcılıkla, tek tip kıyafetle, tecrit ile Kürt halkının onurunun çiğnenmek istendiğini ifade eden Sancar, vazgeçilmeyecek en temel değerin onur olduğunu söyledi. Son 2.5 yılda verilen mücadelenin sadece siyasi hedeflere odaklanan bir mücadele olmadığını kaydeden Sancar, “ Bu mücadele bir onur mücadelesidir. Halkımızın onurunu dimdik ayakta tutmak için mücadele ediyoruz. Bu konuda en büyük gıda kaynağımızda birliğimiz, inancımız ve halkımızın bize duyduğu güvendir. Bizim ne pa7dan ramız, pulumuz, ne medyamız ne kurumlarımız var. Bizim tek dayanağımız halktır. Bakın 4 Kasım 2016’dan bu yana eş başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye eş başkanlarımız tutuklandı. Yüzlerce belediye başkanımız yine rehin alındı, belediyelerimize el konuldu. Her türlü yöntemle bu baskıyı her alanda uyguladılar. Amaçları çok netti ve boyun eğdirmekti. Ama boynumuzu eğmedik. Kürdistan halkının en büyük sermayesi birliktir. Eğer bu birliğimizi koruyamazsak, onurumuzu kişiliğimiz savunmak konusunda birliğimizi sağlam tutamazsak başarılı olmamız zordur. Yoksa onların bildikleri bir çok tezgah ve kumpaslar var, aramıza ayrılık, kavga, çekişme sokarlarsa o zaman onlar başarılı olurlar. Yine çok ağır bedeller ödemeye devam ederiz. Sizden özel ricam aranıza ayrılık kavga sokmaya çalışan bütün çabalara uyanık olalım. Aramızda tartışalım, eleştirimizi yapalım. Eleştiri olmadan bir partinin canlı kalması mümkün değildir. Halkımız bu konuda bizi uyarmalı ama bunu kendi hukukumuz çerçevesinde, dostlukla yapacağız. Son günlerde bazı tartışmalar var, bunların hiçbir değeri yok. Kürt Türk gibi bir sorunun sanki HDP’de olduğu gibi bir algı yaratılıyor. Sanki HDP’de Kürtler ve Türkler arasında bir sorun varmış gibi gösteriyorlar. Bazıları da buna alet oluyorlar maalesef. HDP Halkların birbirleriyle ortak mücadele ederek, ortak mücadele cephesi kurarak baskıya, zulme, zora karşı direnmelerinin örneği ve fikridir. Bizim parti içinde bu ayrımlar ve ayrılıklar söz konusu olamaz. “ diye konuştu.

“Ortadoğu’da bugün en büyük başarı IŞİD barbarlığına karşı en kuvvetli mücadele Rojava’da yürütülüyor.” Diyerek konuşmasını sürdüren Sancar, “ IŞİD’e karşı halkla birlikte mücadele etmiştir. Ordan taviz verilirse, orda bir zayıflık oluşursa bu sefer orda ki iktidar halkları birbirine düşmek için oyunlar tezgahlayacak. Kürtlerin temsilcileri çok güçlü bir irade ve öngörülü politikayla karşı durdular. Bu tutumda dünyada büyük saygı ve itibar görüyor. Türkiye’de bunu HDP ile yapıyoruz. Bu kadar baskıya rağmen ayakta kalmamızın en büyük sebebi farklılıkları ortak hedef doğrultusunda bir arada tutmamız olmuştur. Karşımızda bütün imkanlarıyla, mahkemesi, polisi, basını, ekonomik kurumlarıyla kocaman bir iktidar aygıt var, bizim elimizde halkımızın desteği farklılıkları ortak hedefte buluşturmayı başarmış bir inanç var. 11 Şubat’ta yapılacak kongre ile yeni bir hamle ve atılımın dönüm noktasındayız. Sayın Demirtaş’ın kararını da bu çerçevede değerlendirelim. Sayın Demirtaş bu halkın, Kürt siyasal geleneğinin ve halkların ortak mücadelesinin yarattığı en güçlü liderlerinden biridir. Böyle bir lider kendisi partisine, parti çalışanlarına bu kadar açık mesaj veriyorsa onunda bu kararını sahiplenmemiz gerekiyor. Tartışmayı kişiler etrafında yürütmek bu geleneğe yakışmaz. Başaramazsak meydan zalimlere kalacak. Başarmaktan başka şansımız yok.” Diyerek sözlerini tamamladı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER