Temelli: HDP’nin geleceği HDK’nin örgütlenmesinden geçiyor

POLİTİKA-HDK Genel Kurulu'nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, önlerinde yeni dönemde taban demokrasisine dayanan daha güçlü bir örgütlülüğü var etmek zorunda olduklarını ifade etti. Temelli, “HDP, Türkiye toplumunun geleceği ise, bunu başarabilmesinin yegane yolu HDK’nin örgütlenmesinden geçiyor” dedi.

Temelli: HDP’nin geleceği HDK’nin örgütlenmesinden geçiyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 9’uncu Genel Kurulu’nda konuştu. 

Temelli, şunları söyledi:

“Türkiye devrimci hareketi ve Kürt Özgürlük Hareketini birleştiren yeni bir paradigma etrafında buluştuk. Bu mücadele bütün gücüyle sürüyor. 7-8 yıl önce bir araya gelerek oluşturduğumuz bu heyecan, bu umut, dünden çok daha güçlü. Dünden çok daha fazla HDK’ye ihtiyacımız var. Kongre siyaseti gerçek anlamda bir seçenektir. Onun içinden çıkmış olan HDP, bu ülkenin umudu olmuşsa, başka bir yaşam mümkün ve bunun sözcüsü olduysa, bu kongre siyasetinden aldığı referanstan kaynaklanır. Dün olduğu gibi bugün de HDK’yi büyütmek hepimizin öncelikli görevidir. Siyasetin toplumsallaşması toplumsal siyasallaşması dediğimiz şeydir HDK. Kongremizin 9’uncu Genel Kurulu’nu bir kez daha saygı ile selamlıyorum. 

Bu fikriyatın sahibini İmralı’yı, Sayın Öcalan’ı sizlerin şahsında saygı ile selamlıyorum. 

Tecrit koşullarında 11 Eylül 2016’da Sayın Öcalan kardeşi gitti ve dün gitti. Oysa 15 günde bir aile görüşü vardır. Devlet bu hakkı gasp etmiştir. Avukatların başvuruları 780 kez reddedildi. 5 Nisan’dan sonra uygulanan tecrit, barış ve demokrasiye uygulanmaktadır. 

BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÖRGÜTLEMELİYİZ

Tecrit koşulları ısrarla vurguladığımız faşizmin kurumsallaşmasından başka bir şey değildir. Tecride karşı mücadele, bir barış mücadelesidir. Bu bağı kopartırsak demokrasi ve barış mücadelesinden yol kat edemeyiz. Barış ve demokrasi mücadelesini örgütlemek zorundayız, ihtiyacımız budur. 

Otoriter rejimlerin faşizmin beslenme kaynağı savaştır. Halkların karşı karşıya gelmesidir. Bugün bu mecra Ortadoğu’dur. Ortadoğu savaşı sistemin kendisini yeniden üretmek için mecra bulduğu yerdir. Buna tam da Ortadoğu’dan karşı çıkmak gerekiyor. İşte Rojava tam da bu sisteme karşı kendisini savaşla yeniden üreten bir bu sisteme karşı bir itirazdır. O yüzden de bugün başka bu iktidar olmak üzere dünya sistemi Rojava’yı boğmak istiyor.

Tüm bileşenlerimizle sol sosyalist yapılarla birlikte savaşa hayır demeliyiz. Rojava’nın yanında olduğumuzu çok güzlü bir şekilde haykırmalıyız. Gasp edilen çalışan haklarımızdır. Yaşamımızdır. Geleceğimizdir. Meclisleri var ederken tüm halk mücadelelerin ortaklaşmasını önümüzü koyduk. Emek, ekoloji, kadın, gençlik, haklar, farklı inançların mücadelesini önümüze koyduk. Biliyorduk ki bu sistem, bu faşist anlayış, bu Erdoğan rejimi tüm haklara saldıracaktır. Kadınlara saldıracaktır. Emeğe saldıracaktır, grevlerin gasp edilmesi, işsizliğin yaygınlaşması.  Tek bir inancı yozlaşmış bir mezhebi anlayış var. Tüm inançları yok sayın bir anlayış her yerde var. Halkları yok sayıyor. Kürt düşmanlığı üzerinden halkları yok sayıyorlar. 

Geçmişte olduğu gibi bugün de bir kez daha haykırmak istiyoruz. Kongremizin en önemli gücü buradadır. Mücadele kararlılığıdır. Faşizmin saldırılarına rağmen tarihimin en güçlü haliyle dikilmeye devam ediyoruz. O korku ve kaygıyla her geçen gün saldırılar artırıyorlar. Onlar saldırıları artırdıkça biz çok daha güçlüyüz. Cezaevindeki arkadaşlarımızın gücü buradan gelir. 

ÖNÜMÜZDE YENİ BİR DÖNEM VAR

Önümüzde yeni bir dönem var. Faşizm kurumsallaştırıldı dediğimiz şeyin adını koymalıyız. Erdoğan rejimi bir diktatörlük kurmak istiyor. Daha güçlü bir örgütlülüğü ise, bir taban demokrasi anlayışıyla var etmek zorundayız. HDP, Türkiye toplumunun geleceği ise, HDP’nin bunu başarabilmesinin yegane yolu HDK’nin örgütlenmesinden geçiyor. Taban ve meclis örgütlenmesinden geçiyor. Çünkü biz radikal demokrasiyi hayata geçirmek istiyorsak bu ancak ve ancak halkların yer yerde söz yetki karar sahibi olacağı meclislerin var etmesiyle olur. 

YEREL DEMOKRASİYİ İNŞA ETMEK SORUMLULUĞUMUZDUR

Önümüzdeki süreçte kongre ve parti arasında siyasetin yeniden yapılandırılmasını çok daha sağlıklı bir şekilde hayata geçirmeliyiz. Parti ve kongre arasındaki örgütsel bağların yapılandırılması bu süreçte vazgeçilmez ödevleri. Taban demokrasi dediğimiz halkın bizzati katıldığı bir süreci var etmeliyiz. Radikal demokrasi bu şekilde bu yolla iktidara gelir. Hedefimiz iktidara gelmektir. Önce yerellerde iktidara geleceğiz. Çok daha ötesinde belediyeleri kazanacağız. Yerellerde iktidara gelip yerel demokrasiyi taşıyacağız. Tüm Türkiye ve Ortadoğu için bu karanlık gidişin yeri olacaktır. Yerel demokrasi ile öreceğimiz bu mücadele hattı büyük bir dönüşüme vesile olacaktır. Seçimlere giderken sadece belediyeler kazanmak değil, yerel demokrasiyi inşa etmek önemli sorumluluğumuzdur.

Batı da metropollerde ceberut iktidardan kurtulacak adımları demokrasi güçleriyle birlikte atmak çok önemlidir. Batı da bu ceberut iktidardan en büyük engelden bu faşist iktidardan kurtulmak zorundadır. Bunun geri de Figen başkanın dediği gibi büyük bir cesaretle yerine getireceğiz. Belki batıda iktidara gelemeyebiliriz ama meclislerde yer alarak anlayışımızı oraya taşıyabiliriz. 

SANDIKLARDA GÖREV ALMAK

Önümüzdeki süreçte sandıklarda görev alarak, seçim süreçlerine katılarak, meclislerin örgütlenmesi açısından bir adım atabiliriz. Seçim sürecinde yer alan arkadaşlarımızın HDK’nin meclislerin var etmek ile sorumludur. 31 Marttan sonra 1 Nisan itibariyle yerellerde Meclisleri hayata geçirmek bir sorumluluktur. Sadece seçimleri kazanmakla kalmayacağı, yaşamı, halklarımızı kazanacağız. Faşizme karşı umutla kararlılıkla yürüyeceğiz. Hepimizin yol açık olsun,  Serkeftin hevalno!”

Mezopotamya Ajansı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER