Temelli: Faşizmi durdurmanın yolu tecridi sonlandırmaktan geçiyor

POLİTİKA - HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Abdullah Öcalan’ın kardeşi ile yaptığı 15 dakikalık görüşmenin tecridin sonlanması anlamına gelmediğini söyledi. Temelli, Türkiye'yi uçurumdan aşağı sürükleyen faşizmi durdurmanın yolunun tecridi bütünüyle sonlandırmaktan geçtiğini vurguladı.

Temelli: Faşizmi durdurmanın yolu tecridi sonlandırmaktan geçiyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Abdullah Öcalan’ın kardeşiyle yaptığı görüşmeye dair Mezopotamya Ajansı’na  (MA) değerlendirmelerde bulundu.

Görüşme vesilesiyle Abdullah Öcalan’ın sağlığı hakkında haberdar alınmasının önemli olduğu söyleyen Temelli, görüşmenin çok kısa olduğunu ve kesinlikle yeterli olmadığını belirtti.

‘GÖRÜŞME TECRİDİN SONLANMASI ANLAMINA GELMİYOR’

PKK Lideri Öcalan’ın, kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı görüşmenin kesinlikle tecridin sonlanması anlamına gelmediğine vurgu yapan Temelli,  “Çok açık ve net olarak söylüyorum; tecrit koşulları 20 yıldır devam ediyor. Yani tecrit dediğimiz meselesi iyi tanımlamak, iyi anlamlandırmak lazım. Tecrit dediğiniz mesele, bir aile görüşüyle aşılabilecek mesele değildir” ifadesini kullandı.

‘ÖCALAN TÜRKİYE SİYASETİ İÇİN GÜÇLÜ BİR ÖZNE’

Temelli,  bu konuda şunları söyledi: “Sayın Öcalan, Türkiye siyaseti için en güçlü öznelerden biri ve siyaseten hiçbir görüşme gerçekleşemiyor. 2013-2015 yılları arasında bu bizzat Türkiye’deki tüm siyasetler tarafından kabul edilmiştir. Devlet tarafından kabul edilmiştir. Şimdi böyle bir kimlikle, böyle bir kişilikle, böyle bir özne ile görüşmenin engellenmesi, tam da tecrit politikasının ne anlama geldiğini bize açıklıyor. Aile görüşü ayrı bir şey, avukatlarının görüşü ayrı bir şey, ama siyaseten görüşmek, siyasetten tam da bu tecrit koşullarının kaldırılması yönünde adım atılması çok çok ayrı bir şey. Türkiye siyasetinin bugün ihtiyaç duyduğu budur. Türkiye siyaseti tecritten kurtulmaya çalışıyor. Türkiye siyaseti tecritten kurtulursa, Türkiye’nin, demokrasinin, barışın önündeki engelleri kaldırma olanağı ortaya çıkar.”

‘TECRİT SİSTEMİNİ GÜNLÜK ŞİDDETTEN GÖREBİLİYORUZ’

Öcalan üzerindeki ağır tecridin kırılmasının Türkiye’deki şiddetin topyekûn sonlanmasını sağlayacak önemli gelişmeleri beraberinde getireceğini ifade eden Temelli, şöyle devam etti: 

“Tecridin kırılması savaşın sonlanması anlamına geliyor. Tecridin kırılması, Suriye’de barışçıl, Suriye halklarının müdahil olabileceği bir çözümün önünün açılması demektir. Tecridin kırılması, Türkiye’deki demokrasi meselesinde, demokratik çözüm meselesinde yol katledilmesi demektir. Tecridin kırılması, toplumsal barış anlamında bugün ihtiyaç duyduğumuz adımların atılması demektir. Tecridin kırılması, aslında bugün topyekûn şiddetin sonlanması açısından bütün toplumun bir gerçek anlamda güvenliğe kavuşması demektir. Eğer bir tecrit sisteminden bahsediyorsak, günlük şiddetten bunu görebiliriz. Tecrit sisteminden bahsediyorsak, emek alanını da doğa talanını da görmek mümkün. Anlatmaya çalıştığım budur. Bunu bütünlüklü anlatmamız ve idrak etmemiz gerekiyor. Yoksa tabi ki Sayın Öcalan’ın kardeşi sevgili Mehmet Öcalan’ın ziyarete gitmesi, onu görmesi, 15 dakika onunla sohbet etmesi ve gelip Sayın Öcalan’ın sağlığında haber vermesi önemlidir.”

‘İKTİDAR ALGI OPERASYONU PEŞİNDE’

Temelli, gerçekleşen görüşmenin aynı zamanda iktidarın bir “algı operasyonu” olduğunu da ifade etti. 

“Sanki tecrit meselesi ortadan kalkmış gibi bir algının yaratılması tamamen bu iktidarın algı operasyonudur. Psikolojik savaş anlayışıdır, zihniyetidir” diyen Temelli, şöyle devam etti: “Seçimlere gidilirken iktidar yine bu türden taktiklere başvurmaktadır. Açlık grevleri devam ediyor. Açlık grevi ile ilgili kararı tabi ki bizatihi bu grevi üstlenmiş, bu mücadeleyi üstlenmiş arkadaşlarımız başta Leyla Güven olmak üzere vereceklerdir. Ama bunun dışında tüm toplumun herkesin, demokratik kamuoyunun, emek ve demokrasi güçlerinin, Türkiye sosyalistlerinin, Türkiye’de demokrasi mücadelesinde; ‘Ben de varım’ diyen herkesin tecride karşı çıkması lazım. Tecride karşı çıkmak, barıştan yana, demokrasiden yana tavır almaktır. Ya tecrit ya demokrasi… Tecrit faşizmin kurumsallaşmasının aslında sistematik halidir. Dolayısıyla Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması önceliğimizdir. Bu konuda da Türkiye ve uluslararası kamuoyuna bir kez daha çağrı yapıyorum. Gelin tecride karşı inisiyatif alın, tecride karşı mücadeleye destek verin.”

‘TECRİDE KARŞI İTİRAZI YÜKSELTME ZAMANI’

Öcalan üzerindeki tecridin devam ettirilmesi ile faşizmin yükselmesi arasında bağlantı olduğunu belirten Temelli, “Herkesin faşizm karşısında itirazını yükseltme zamanıdır. Diktatörlük heveslisi bir rejim, diktatörlüğü inşa etme peşinde. O yüzden de tecridi yaygınlaştırıyor. Sürekli neden tecrit diyoruz, çünkü 20 yıldır devam eden bir tecritten bahsediyoruz. Özellikle 5 Nisan’dan bu güne bir rejim meselesi ile karşı karşıyız. Bu rejim meselesi karşısında duran yegâne özne Sayın Öcalan. Peki, neden Sayın Öcalan? Bunun cevabı çok basit. 2013-2015 arasında Dolmabahçe mutabakatını yazarken, 2013-2015 arasında Türkiye’ye demokratik çözüm konusunda yol açan mesajları verirken, aslında bir seçeneği var ediyordu. Ya tecrit ya da demokrasi dememizin nedeni bu. Yani ya faşizm ya demokrasi. Türkiye’de bir seçenek üretmek gerekiyor. Faşizmin gidişatına, bu kurumsallaşmaya, bu diktatoryal rejimin inşasına karşı seçenek toplumsal barışı içinde barındıran, tüm toplumsal kesimleri içine katan, birlikte toplumsal barışı inşa ederken de demokratik çözüm üreten bir seçenek. Bu seçenek nerde yaratıldı. Bu seçenek İmralı’da yaratıldı. Bu seçenek yaratılırken masa kurulmuştu, masanın bir ucunda devlet vardı, bir ucunda Sayın Öcalan vardı. Çünkü Sayın Öcalan bu konunun muhatabıydı. Devlet o zaman bu muhatabı görüp, seçeneği burada gördüğünde; bir toplumsal barışın, bir demokrasinin nereden örülebileceğini gördüğünde, tüm bu seçeneği topluma sunduğunda, Türkiye kamuoyu buna destek verdi” dedi.

O dönem herkesin umut içinde olduğunu belirten Temelli, “Herkes artık kalıcı barışın var olabileceğine inandı. 2013 Newroz’u bunun en net açığa çıkmış görüntüsüdür. Toplum başka bir seçeneğin mümkün olabileceğine inandı. Diktatörlüğün neler getirdiğini bu ülkede yaşıyoruz. O seçeneği yok sayanlar, o seçeneğe tecrit uygulayanlar, Türkiye’de demokrasinin önünü tıkayanlar, aslında Türkiye’yi bugün faşizm dediğimiz uçurumdan aşağı sürüklüyorlar. Ve ülke büyük bir hızla ciddi çöküşe doğru sürükleniyor. Şimdi bunu durdurma zamanıdır. Bunu durdurmanın yolu tecridi sonlandırmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

MA / Selman Güzelyüz –Berivan Altan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER