'Tek adam' rejimine karşı 'Demokrasi Buluşmaları' düzenlenecek

İSTANBUL – Demokratik yerel yönetimler oluşturma konusunda ortaklaşan siyasetçi, aydın ve yazarlar, Demokrasi Çağrı Grubu çatısı altında bir araya geldi. "Tek adam" rejimine karşı yerellerde "Demokrasi Buluşmaları" organize edecek olan grup, toplumsal ve demokratik muhalefet imkanlarını ve ortak mücadele biçimlerinin tartışılmasını sağlayacak.

'Tek adam' rejimine karşı 'Demokrasi Buluşmaları' düzenlenecek

Demokrasiye Çağrı Grubu, yakın dönemde organize edilmesi planlanan "Yerel Demokrasi Buluşmaları" ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Taksim Hill Otel'de düzenlenen toplantıya, HDP milletvekilleri Saruhan Oluç ve Ali Kenanoğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eşsözcüsü Naci Sönmez, tarihçi ve yazar Erdoğan Aydın, Prof. Dr. Ayşe Erzan, Barış Anneleri, Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu, Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

Toplantının olduğu salona ise, “Birlikte, umudu yerellerden kurmak için” pankartı asıldığı görüldü.  Açıklamayı ise Prof. Gencay Gürsoy yaptı. 

‘HALK İNİSİYATİFLERİNİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ’

Demokrasi Çağrı Grubu'nun imzacıları hakkında bilgi veren Gürsoy, yerel yönetimlere karar verecek olan yerel inisiyatifleri harekete geçirmek amacıyla bir araya geldiklerini ifade etti. Genel seçimlerden bu yana muhalefet açısından iş birliği yapmaya uygun zeminlerin tartışıldığını belirten Gürsoy, bunun bu zamana kadar çeşitli nedenlerle sağlanmadığını, ancak yerellerde zaman zaman iş birliğin yaşandığını söyledi. 

“Öyle bir siyesi ortamda yaşıyoruz ki, yarın bu toplantıları yapmaktan da mahrum kalabiliriz” diyen Gürsoy, yeni bir döneme girildiğini uyarısında bulunarak “Halk inisiyatiflerini harekete geçirmek zorundayız. Başka da çaremiz yok” dedi.

Sağlık çalışanlarının karşı çıktığı Sağlık Yasası’nın görüşüldüğü Meclis komisyonundan geçmesi üzerinde duran Gürsoy, bu konuda şunları söyledi: “Güvenlik soruşturması 12 Eylül’de başlayan bir uygulamadır. Uydurma bir şeydir. Bir ihbarla bile mesleğinizi yapamaz duruma geliyorsunuz. Bu seferki uygulama geçmişe oranla daha beter bir uygulamadır. Özel hastanelerde çalışmalarının önü dahi engellenmektedir. Bu vahşi bir uygulamadır. Bu iktidar yüzlerce hekimi açlığa mahkum eden bir uygulamayı başlatmış oluyor." 

Yine kamudaki ihraçların yanı sıra binin üzerinde akademisyenin adliye salonlarında yargılanmasına dikkat çeken Gürsoy, başlattıklarını çalışmanın önemini, “Böyle bir süreçte bu çalışmayı yapıyoruz. Onun için birlikte olmaya ihtiyaç var” sözleriyle vurguladı.

‘YEREL SEÇİMLER İLK DURAK’

Ardından Demokrasiye Çağrı Grubu üyesi Çiğdem Kılıç Uçar, hazırlanan basın metnini paylaştı.

 “Şimdi yerelde buluşuyor, demokraside ortaklaşıyoruz” diyerek sözlerine başlayan Uçar, “Bu çağrı, ülkedeki kötü gidişatı birlikte değiştirebileceğimize inananlara! Adalet duygusu yitimine, politik çürümeye, yozlaşmaya karşı, dayanışmanın gücüne ve erdemine inananlara. Ekonomik kriz kıskacına alınmış tüm mağdurlara, ezilenlere. Uzun soluklu demokrasi ve özgürlük yürüyüşümüzde yerel seçim önümüzdeki ilk durak. Saray iktidarı yerel yönetimler üzerinde merkezi vesayeti pekiştirmek istiyor, bunun için her yolu deneyecek” dedi.

‘ŞİMDİ TAM ZAMANI!’

Buna karşı ise, herkesin yüzünü yerellere dönmesinin zamanı olduğunu vurgulayan Uçar, “Yaşadığımız yerlerde hayatın akışını, gerçek ihtiyaçları en iyi o yerde yaşayanlar bilir. Yaşam standartlarımızı yükseltmek, özgür irademizi yansıtan yerel yönetim yapıları kurmak, katılımcı demokrasiye giden önemli bir adım. Ve şimdi tam zamanı. Halkın iradesinin çiğnenmediği, kayyumların atanmadığı, seçimlerin baskıyla istifa ettirilmediği demokratik yerel yönetimler için bir araya gelelim. Karşılarında demokrasiye ve özgürlüğe olan inancımızdan aldığımız enerji ve kararlılıkla duralım” diye konuştu.

‘YEREL YÖNETİM MODELLERİNİ HEP BİRLİKTE ELE ALALIM’

Uçar, açıklamanın devamında “tek adamrejimine karşı demokratik muhalefet hakkını kullanarak mücadeleyi yükseltmek gerektiğinin altını çizdi.

Uçar, “Hayat bizim hayatımız, onu merkeze havale edemeyiz. Başına yerleşim birimimizin adını koyarak, ilgili yerelde var olan tüm demokratik güçlerle birlikte oluşturacağımız Demokrasiye Çağrı Grupları çatısında buluşalım. Buluşmamamız için neden var mı? Varsa aşalım, Türkiye'nin gerçek ihtiyacı budur. Tek adam rejime karşı, toplumsal ve demokratik muhalefet imkanlarını ve ortak mücadele biçimlerini hep birlikte tartışalım. Yerel mücadele dinamiklerini, yerel demokrasi anlayışını, yerel yönetim modellerini hep birlikte ele alalım, değerlendirelim. Yurttaşların yaşamlarını ilgilendiren kararlara nasıl aktif biçimde katılabileceğini konuşalım” dedi.

‘HER YÖNÜ İLE VAR OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ’

Yerellerde oluşturulacak Demokrasiye Çağrı Gruplarının, yine yerel mücadele dinamiklerinden aldıkları güçle, kendi yerellerinde onları çözüme taşıyacak en dayanışmacı, en paylaşımcı adımları atacaklarına inandıklarını söyleyen Uçar, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Yerel Demokrasi Buluşmaları birbirimizden öğrenerek, en geniş toplumsal demokratik zeminlere birlikte ulaşmayı başarmamız için yan yana geleceğimiz toplantılara vereceğimiz isim. Çünkü önümüzde duran hiçbir çözüm, bizim güç birliğimizden daha yararlı ve sağlam değil. Çünkü şimdiye kadar yan yana durarak başardıklarımızdan ve kazandıklarımızdan daha ilerisine birlikte yürümek istiyoruz. Emeğin, adaletin, barışın safında demokrasi ve özgürlük mücadelesini büyütme isteği, ülkemizin, çocuklarımızın, sevdiklerimizin güvenli geleceği için. Bu arayış ve iddiamız, mücadelemizi Yerel Demokrasi Buluşmaları üzerinden sürdürme ve gerçeğe dönüştürme adımıdır. Bu yönelim, ortak akıl oluşturarak halkın demokratik iradesinin yerel seçimlere yansımasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Yerellerde Çağrı Grupları’nca düzenlenecek Demokrasi Buluşmaları’nda, halkın kendi geleceği üzerine söz, karar, yetki ve denetim hakkını özgürce kullanacağı oluşumlar yaratması hepimize yeni bir heyecan verecek. Umudu işte böyle büyütebiliriz.” 

Bu amaçla bu coğrafyada yaşayan vicdan sahibi insanları, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını duyarlı ve katılımcı olmaya, etiyle kemiğiyle, aklıyla, yüreğiyle süreçte var olmaya davet eden Uçar, “Birlikte umudu yerellerden kurmak istiyoruz” dedi.

İSTANBUL VE ANKARA’DA KURULDU, 24 İL SIRADA 

Bugün itibariyle İstanbul ve İzmir’de Demokrasi Çağrı Grupları kurulurken, 24 kentte daha bu yönde çalışma yürüttükleri bilgisini paylaşan Uçar, çalışmalarını 15 Aralık’a kadar tamamlamayı hedeflediklerini belirtti.

AYDIN: KARANLIK DÖNEMİ TERSİNE ÇEVİRME SORUMLULUĞUMUZ VAR

Tarihçi-yazar Erdoğan Aydın da yaptığı konuşmada, destek verdiği bu çalışma için “Kendi durduğumuz yerden bunu tamamlamaya ve varsa bu eksiklikleri gidermeye ihtiyaç vardır” diye belirtti.

Dünyadaki krizin daha da derinleştiğini söyleyen Aydın, “Çok karanlık bir dönem yaşıyoruz. Bizim ülkemizde de bu karanlık dönemden geçmektedir. Bu karanlık gidişatı tersine çevirmek gibi bir sorumluluğumuz var. Tabi ki birçok eksikliklerden söz etmek mümkün ama hayat bizlere söz konusu bu eksiklikleri gidermede daha sıkı el ele tutmak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi.Ancak omuzlarındaki yükün bu sefer daha ağır olduğunu ifade eden Aydın, merkez ve yerellerde birlikte hareket etmek gerektiği yönündeki bu çağrıya kulak verilmesini istedi. Aydın, doğru yerde durulduğu takdirde gelecek için demokrasi kazancını elde etmenin yüksek olacağını belirterek, “Ortak demokratik kaygılar çerçevesinde bir arada durmanın cevabı, doğru cevap vermekten geçiyor. Bu çağrıyı daha önceki çağrılar gibi bertaraf etmemek için çalışmalıyız” dedi.

DAŞ: BİRLİKTE HAREKET ETMEK BAŞARI GETİRİR

Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhakim Daş ise, önlerine koydukları em önemli şeyin Kürt sorunu ve demokrasinin ilerletilmesi olduğunu kaydetti. Türkiye’nin karanlık bir dönemden geçtiğini söyleyen Daş, “Böyle bir süreçte birlikte hareket etmenin başarı getireceğine olan inançla bu grubun içinde aldık. Diğer illerde de Demokrasi Çağrı Grubu’nun içinde olacağımızı belirtiyoruz” dedi.

ENGİN: 31 MART’TAN SONRA DA DEVAM ETMELİ

Gazeteci Aydın Engin de, oluşumun ismine dair eleştiride bulundu. Engin, eleştirilerini “Bu grup, 31 Mart akşam bitecek bir çalışmaysa ismini değiştirelim. 31 Mart'tan sonrasını da hesaba katmakta fayda var. Demokrasiye Çağrı diyorsak seçimden sonrada devam etmesi gerekir diye düşünüyorum” sözleriyle dile getirdi.

NAS: YAN YANA DURMAMIZ SON DERECE HAYATİ

31 Mart yerel seçimlerinin önemi üzerinde duran Diyalog Grubu üyesi Nesrin Nas ise, şunları söyledi: “Bizim yapmamız gereken bu mücadeleyi vermek için kapıyı sonuna kadar açık tutmaktır. Kendi aramızdaki tartışmayı bir yana bırakıp, yan yana durmamız son derece hayatidir. İktidarları korkutan şey, yan yana durmayan kişilerin yan yana durmasıdır. 31 Mart’a yan yana durursak ve o kapıyı açık bırakırsak, bir adım atmış oluruz. Her şeyi bir tarafa bırakıp, 31 Mart’a yan yana duracak ve iktidarı gerilecek bir noktada durmak gerekir.”

TANRIKULU: DUVARI YIKMAK İÇİN BİR ARADA OLMAYA İHTİYAÇ VAR

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, konuşmasında muhalefet açısından büyük bir zenginliğe sahip olunduğu üzerinde durdu. Tanrıkulu, “Bu zenginliği geliştirmesek önümüzde çok karanlık günler duruyor” dedi.

Komisyonda kabul edilen Sağlık Yasası’na da değinen Tanrıkulu, “Yasa ile sivil ölümler ve yargısız infazlar yapılıyor. Bunu adım adım bütün meslek gruplarına ve insanlarımıza önümüzdeki günlerde yapacaklar. 3 gündür parlamentoda yaşananlar ortada. Önümüzde bir duvar var ve o duvarı yıkmak için bir arada olmaya ihtiyaç var. Ben bunu görüyorum. Öyle düşünüyorum ki CHP de bunu görüyordur” ifadelerini kullandı.

HDP’Lİ OLUÇ: 31 MART’TA YOLSUZLUKLARIN HESABI SORULACAK

Yerel demokrasinin, demokrasinin beşiği olduğunu ve doğrudan yurttaşların yönetime katılmasını sağladığını söyleyen HDP Sözcüsü Saruhan Oluç ise, bu nedenle parti yönetimi olarak yerelden yönetimi önemsediklerini ifade etti.

Oluç, “Toplumsal muhalefet üzerine düşeni yaparsa, ki yapacağını düşünüyorum o zaman merkezi iktidarın karşısında birlik olabiliriz. Sayıştay raporları ortaya çıktı. Bu Sayıştay raporlarında kayyum atanan 97 belediyemizde büyük yolsuzlukların yaşandığı ortaya çıktı. Atanmış kayyumlar, yerellerde sadece halkın malları olan arazileri peşkeş çekmekle kalmamışlar daha büyük yolsuzluklara imza atmıştır. 31 Mart’ta bunun da hesabını sormak gerekir” dedi.

Sadece Kürt illerinde değil, batıda da iktidarı geriletmek gerektiğini vurgulayan Oluç, bunun için ellerinden geleni yapmaya kararlı oldukları mesajı verdi.

Toplandı, diğer katılımcıların düşünce ve mesajlarını paylaşması ile sona erdi.

Mezopotamya Ajansı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER