'Hükümet 'Sülün Osman' filmimizi baskıyla yayından kaldırdı'

POLİTİKA-Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gazete ve televizyonların Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi.

'Hükümet 'Sülün Osman' filmimizi baskıyla yayından kaldırdı'

Saadet Partisi Genel Başkanı, buluşmada, Partisinin seçim beyannamesini açıklarken; seçim kampanyalarının iktidar tarafından engellendiğini söyledi. Karamollaoğlu, seçim kampanyası kapsamında Sülün Osman isimli bir video hazırladıklarını ve Sinemalarda gösterilmek üzere bir Reklam Ajansı ile anlaştıklarını belirterek, “Film kaç kere gösterildi bilmiyorum, müdahale ettiler, gösterimden kaldırdılar” dedi.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in silahlanma çağrısı için, “Sedat Peker bu cesareti Cumhur İttifakından alıyor” yorumunu yapan Karamollaoğlu, Millet İttifakı için söylenen Zillet İttifakı ifadesine de “Ayıptır, bir siyasetçi bu lafı eder mi” tepkisini gösterdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Artı TV-Artı Gerçek'ten Sibel Hürtaş'ın sorularını yanıtladı

Yerel seçimlere doğru siz de 1994 ruhundan bahsediyorsunuz, AKP de bu ruhtan bahsediyor. 94 belediyeciliğine ilişkin Saadet ile AKP arasındaki miras tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu Miras tartışması olarak görmüyoruz. 94 ruhunu benimseyenler 25 yıl sonra mı 94 ruhunu anımsadılar. Ruh çağırmakla ruh gelmez. O da bir seanstır. Ruh çağırma seansları oluyor bazen. O bir mefhum. Onu benimsemek icap eder. Yani 25 yıldır biz bu ruhu unuttuk, şimdi yeniden dönüyoruz. Biz o ruhla geldik bugüne kadar, aynı ruhla da devam edeceğiz. 94 ruhu dediğimiz prensiplerimiz, bu bizim 94 ruhunun somutlaşmış hali bu. Ruh dediğimiz sadece ruhtan ibaret değil, onun bir de cesedi var, bedeni var.

Geçen seçimde de bunları belirttik. Hiç şaşmadık. Biz söylediğimize inanıyoruz, yapma kararındayız. Halbuki iktidar diyor ki 94 ruhuna şimdi döneceğiz diyorlar. Biz hala aynı yoldayız, onlar bu yola şimdi geri döneceğiz diyorlar.

Sahte seçmen iddiaları ile bu seçimlere gidiliyor. Siz seçim güvenliği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’deki seçim sisteminin bundan 15-20 yıl öncesine kadar dünyadaki en sağlıklı seçim sistemlerinden birisi olduğuna inanıyordum. Sandık kurulları, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu, buralarda partilerin temsilcileri de var. Belli noktalarda belki YSK da dahil müdahil olamıyordu doğrudan doğruya ama partililerden oluşan kurul etkili oluyor. Ancak zaman içinde bu güven kaybolmaya başladı. İlk başta ben önem vermemişti, oy verirken parmaklar boyanıyordu. Bu kaldırıldı. Dünyanın hiçbir tarafında böyle bir şey yok denildi. Olsa ne olurdu. Benim kanaatim aslında bu boya kalmalıydı, güven ve itimat sağlıyordu. Bir insanın bir defadan fazla oy kullanmasının önüne kesin olarak geçiliyordu. Arkasından Sandık Seçim Kurullarının tanziminde bazı değişiklikler yapıldı. Her parti teklifte bulunabiliyordu, şimdi doğrudan doğruya Sandık Kurulu Başkanını devlet atıyor. Atama ile yapıldığı zaman buna tarafgirliğin girmemesi çok zor. Ben şahsen adalet mekanizması üzerinde şüphe oluşturmayı arzu etmem ama geçen seçimlerde YSK’nın mühürsüz pusulaların geçerli kabul edilmesine ilişkin kararı bendeki güveni iyice sarstı.

'HİLE YAPILMANIN KAPISI AÇILDI'

Hile yapılmanın kapısı açıldı. Tüm bunlar endişe doğuruyor. Seçim şeffaflığı konusunda da biz yavaş yavaş elektronik ortama gidiyoruz, benim elektronik ortama güvenim yok. Birisi bunun için ‘geri kafalıya bak, böyle bir kolaylığı gündemine almıyor’. Ama kolaylık mı güvenirlilik mi diye sorarsanız ve güvenirliliği tercih ederim. Tek tek sandıklarda sayılıyorsa ilçe seçim kurullarında da sayım yapılmalı. Ardından elektronik ortamda toplanmalı. Burada dikkatli durulması gerektiğini düşünüyorum. Sahte seçmen iddiaları var. Bu iddialar ile ilgili bizim bir araştırmamız olmadı bundan dolayı bir şey söyleyemeyeceğim.

Adil seçime gelince… Sayın Cumhurbaşkanı bugün seçimlerde en aktif rol oynayan insan. Her gün televizyonlarda. Sıra diğer partilere geldiği zaman ise adı bile anılmıyor. Bizim attığımız adımlar engellenmeye çalışılıyor. Bırakın seçim sathı mahalindeki adaleti, öyle bir adalet zaten yok ancak elimizdeki imkanların bile kullanılmasına ne yazık ki izin verilmiyor. Adil olmayan bir ortam var. Gazeteler, televizyonlarda iftira atılıyor, yalan söyleniyor, seçim gündemi böyle değiştirilmeye çalışılıyor.

Bu seçimlerde adil bir ortamın olmadığını kabul etmek icap eder. Elbette biz sandık kurullarında yeterince temsil edilmiyoruz ama bizim bütün sandık kurullarında temsil edilmemiz için gayretimiz var. Her sandık bölgesinde ilk beşe giren parti temsil ediliyor. Orada müşahit bulunduracağız.

'SEÇİMLERE TEK BAŞIMIZA GİRİYORUZ'

Birçok iddia olsa da Saadet Partisi şu anda Türkiye’de bütün belediye seçimlerinde aday göstermeye gayret eden tek parti. Bütün belediye, belde, ilçe, il seçimlerinde. Tek başımıza giriyoruz, kimsenin lehine bir partinin lehine seçimden çekilmiş değiliz.

CHP ile ittifak yapmayacağız dedik. CHP ile dirsek temasında bulunacağız demedik. Seçim bölgelerinde mutlaka dirsek temasları olur dedik. Seçim bölgelerine müdahale etme imkanına sahip değiliz. İlçe ve beldelerde bunu yapmak mümkün değildir. Bunu hemen CHP ile ilişkilendirmemek gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu nezaketen geldi ve o görüşmemizde ittifak kesinlikle olmayacağını ben ifade ettim. Hatta onu da şöyle söylemiştik: Bir önceki seçim genel seçimdi. Biz o ittifaka yüzde 10 seçim barajı nedeniyle girdik. Bir de Meclis’te çoğunluğun kazanılması amacıyla. Mahalli seçimlerde böyle bir ittifaka ihtiyaç olmadığını ifade ettik. Biz gördük ki; ittifaklar siyasette her zaman beklenen sonucu vermiyor. 2 kere 2 siyasette her zaman 4 etmiyor. İttifaklara girerken çok dikkatli olmak icap eder. Mahalli seçimler olması nedeniyle bunu yapamadık. Geçen genel seçimlerde de biz beklediğimiz oyu alamadık. CHP de kendi beklentisinin altında oyla seçimden çıktık. Bunlar konuşuldu. Böyle ilçelerde, illerde CHP ile temas yok. Onlar da aday çıkarıyor biz de aday çıkarıyoruz.

'SEDAT PEKER BU CESARETİ CUMHUR İTİTFAKINDAN ALIYOR'

Sedat Peker’in yaptığı son açıklamalarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Sedat Peker bu cesareti Cumhur İttifakından alıyor. Sayın Erdoğan ve Bahçeli, bu havayı oluşturdular. Ülkenin bekası var, bunun için de silahlanmak gerekir havasını oluşturdular ne yazık ki. Soruşturma açılması yerinde oldu. Ama üzülmemek elde değil. Bir ülkede seçime giderken böyle bir havanın oluşturulması, bundan daha tehlikeli bir iş olmaz. Böyle bir havada seçim olmaz. Silahlı örgütler, biz herkesi takip edeceğiz, bizim dediğimiz gibi düşünmüyorsanız geleceğiniz hakkında karar verin diyebiliyorlar. Türkiye hukuk devleti güya… Allah yardımcımız olsun.

'ABDULLAH GÜL’E KAPIMIZ AÇIK'

Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun parti kuracağı iddiaları var. Siz de kapımız açık diye bir açıklama yaptınız. Bu girişimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir temasınız oldu mu bu davetten sonra?

Olmadı. Ben sadece seçimlerden sonra Sayın Gül’e ziyarette bulundum o kadar. Bu tür şeyler benim de kulağıma geliyor. Gerçekleşir mi bilmiyorum. Türkiye’nin yeni bir oluşum beklentisi içinde olduğunu sanmıyorum. Bir arayış var ise biz o arayışın muhatabıyız. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz açık net, kapımız da herkese açık. Bunun arkasından tekrar bu konular gündeme geldikten sonra bu konuda bir temasımız olmadı.

'HÜKÜMET SÜLÜN OSMAN FİLMİNİ BASKIYLA KALDIRTTI'

Seçim kampanyanızı başlattınız, engellerle karşılaştınız mı? Sülün Osman filminiz ile ilgili neler yaşadınız?

Sülün Osman’ı bilmeyen yoktur, duymayan da yoktur. Meşhur Galata Kulesi’ni satan, köprüden para alan… Ben Hükümet Sülün Osman’dan niye çekindi anlamadım. Baskı kurdular, reklam ajanslarına bizim Sülün Osman’ı kaldırttılar. Niye? Milletin hoşuna gidiyordu.

Seçim ortamından bahsediyoruz. Bizim sinemalarda ana film gösterilmeden önce ekrana yansıttığımız bir video. Bir reklam ajansı ile anlaştık. Sülün Osman’ı ana filmden önce koymaları için anlaştık. Kaç kere çıktı? Bilmiyorum. Hükümet bastırdı, Sülün Osman’ı kaldırdılar. O kadar sade basit bir film, parti olarak atıfta bulunmuyor.

Bu filmi izledikten sonra “Bizim seçmen bayağı basiret sahibi” demeye başladım, etkilendiler. Ama seçmenden çok AKP etkilenmiş. Beni en çok şaşırtan da o oldu.

'ASLINDA BİR KÜRT SORUNU YOKTU'

İktidarın HDP ile ittifak konusundaki eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kayyım atanan belediyelerle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bizim kanaatimiz aslında bir Kürt sorunu yoktu, sonradan çıkarıldı. Ancak biz siyasi arenada böyle Hükümetin bizi çekmek istediği oyuna gelmeyeceğiz. Onun için ittifaklarda yer almadık. Kendi politikalarımızı kendimiz belirleyeceğiz, belirlediğimiz istikamette gayret sarfedeceğiz. Güneydoğu aslında bizim en yakın seçmenler olarak gördüğümüzü ifade edebilirim. 1994 seçimlerinde Diyarbakır, Batman, Van belediyesini biz kazandık. Biz orada varız, insanlara dokunuyoruz, derdini anlıyoruz. Şu anda bir polemiğe girmeyi kesinlikle reddediyorum. İktidar böyle bir polemikle bize bir şeyleri sıçratmaya çalışıyor. Hiç ağzımıza almadığımız halde Cumhurbaşkanının iddialarını dinlediniz. Nereden çıktı bu? Bizi bir oyun içine çekmeye çalışıyor. Hadi oradan dedim ben. Türkiye’de, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Arabıyla bir bütün olarak görüyoruz. Ondan dolayı da iktidarın, kendisinin hangi yollara başvurduğunu hep birlikte gördük. Ortadoğu’nun bu noktaya gelmesinde bu iktidarın rolünü görüyoruz, 15 sene ile bugün arasındaki farkları da görüyoruz. Bu konuda iktidarın oyununa gelmemeye kararlıyız. Seçilmiş belediye başkanlarının haklarında bir mahkeme kararı olmadan görevden alınmalarını veya istifaya zorlanmalarını doğru bulmuyorum. Haklarında bir mahkeme kararı var ise ona göre adım atılabilir, ama ne yazık ki; Türkiye’de bu kurala riayet edilmeden AKP’li belediyeler de başka belediyeler de aynı muameleye maruz bırakıldılar.

'BEN İSLAMCI DEĞİLİM MÜSLÜMANIM'

FETÖ ile mücadele ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Siyasette benim omuzlarıma bir görev yüklendikten sonra dedim ki; Ben İslamcı değilim, Müslümanım. İslamcı tabiri İslamı kullanarak kendi mevkiini yükseltmek için de kullanılabilir. Ama gördüğümüz manzara şu: kabuk olarak İslam var. İmam Hatip Okulları var, camiiler var. Muhteşem camiler inşa ediliyor. Kimin omuzlarında inşa ediliyor? Onu görmek istiyorum. Bir tane fizibilitesi var mı? Görmek istiyorum. Ben İslam denildiği zaman adaleti, yetim hakkına sahip çıkıldığı gibi kamu malına sahip çıkıldığını anlıyorum, ‘rüşvet alan da veren de melundur’u anlıyorum. İslam denildiği zaman şeffaflığı anlıyorum. Ben bu değerlerin hepsini sayıyorum.

Biz hiçbir zaman Fethullahçı olmadık, olmayız. Şimdi meydanlarda AKP ve MHP’den başka kimse yoktu diyorlar. Peki bizim şehitlerimiz ne olacak? Ayıptır, günahtır.

İslami hassasiyete duyarlılığı olan, muhafazakar duyarlılığı olan, bunlarla ilgili olmasa bile sol kesimden gelen, milliyetçi kesimden gelen başka kesimlerden gelen ama yine de adalet, hürriyet, adil paylaşım gibi konularda hassasiyeti olanlara hitap ediyorum.

Şimdi, ‘Zillet ittifakı’ diyorlar. Ayıptır. Bir siyasetçi bunu konuşmaz.

Güncelleme Tarihi: 06 Şubat 2019, 20:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER