HDP'li Mithat Sancar ‘Erdoğan’la anlaşacağımızı iddia edenler onunla anlaştı’

Artı TV’de Seçim Masası programının konuğu olan TBMM Başkanvekili ve HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, seçim sürecinde HDP’nin tutumuna ilişkin birçok konuya açıklık getirdi.

HDP'li Mithat Sancar ‘Erdoğan’la anlaşacağımızı iddia edenler onunla anlaştı’

TBMM Başkanvekili ve HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Artı TV’de Armağan Kargılı’nın sunumuyla yayınlanan Seçim Masası programına konuk oldu. 24 Haziran seçimlerine ilişkin merak edilen birçok sorunun yanıtını veren Sancar, HDP’nin ittifak dışında bırakılmasının nedenlerini de açıkladı. Sancar, HDP’nin AKP ile anlaşacağı iddialarına da yanıt verdi.

“ZORBALIK HER ALANDA DEVAM EDİYOR”

Türkiye’nin oldukça zor şartlarda seçime gittiğini belirten Mithat Sancar, zor şartların sadece muhalefet için geçerli olduğunu söyledi. Her alanda zorbalığın uygulandığı bir ortamın mevcut olduğunu söyleyen Sancar, “Devlet organları, yargı, güvenlik kurumları, bütün bunlar iktidarın elinde, iktidarın kontrolünde ve muhalefete istedikleri gibi davranabiliyorlar” dedi.

Medya organlarının da iktidarın istediği biçimde dizayn edildiğini belirten Sancar, “Türkiye’de ekonomi uzun süredir oldukça kritik sinyaller veriyor. Bu işaretler giderek büyüdü. Özellikle kurdaki gelişmeler, Dolar ve Euro’nun aşırı değer kazanması, ekonomideki bozukluğun önemli bir göstergesi” dedi.

Sürekli akaryakıta zam geldiğini belirten Sancar, akaryakıta zam gelmesinin her şeyin fiyatının artması anlamına geldiğini söyledi. Kürt illerinde olağanüstü halin ötesinde bir baskı rejiminin uygulandığını söyleyen Sancar, “Bölgedeki hale ‘savaş hali’ demek en uygunudur” dedi.

“BİZ İTTİFAKA GİRMEK İSTEDİĞİMİZİ SÖYLEDİK”

Sancar, kurulan iki ittifaka dönük görüşlerini ise şöyle özetledi:

“Cumhur İttifakı seçim öncesinde kurulmuştu zaten. Muhalefetin de bir ittifak etrafında bir araya gelmesi fikri oluştu ve bu doğru bir fikirdi. Muhalefet yeni çıkan ittifak yasasına göre kapsayıcı bir ittifak oluşturabilseydi parlamentoda çoğunluğu alabilmek daha kolay olacaktı.”

İttifak için HDP’nin diğer partilerle görüştüğünü söyleyen Sancar, “Parti adına görüşmeleri yürüten arkadaşlarımız vardı. İyi Parti, CHP ve Saadet Partisi ile görüşmeler yapıldı. Kendilerine bu ittifaka girmeye hazır olduğumuz söylendi. Üstelik ittifaka girmemizin çok faydalı olacağı da açıkça vurgulandı” dedi.

“İTTİFAKTA OLMAMAMIZ ONLAR AÇISINDA DA RİSKLİ BİR DURUM”

Sancar, ittifakta HDP’nin olmamasına yönelik riskleri ise şu şekilde aktardı:

“CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve DP bir araya geldiler. Bir ittifak kurdular ve iyi yaptılar. Fakat bizim dışarıda bırakılmamız onlar açısından da riskli bir karar. Bu kararları Türkiye açısından da kritik sonuçlar doğurabilir. Bu tercihi kendileri yaptı ama buradan çıkacak sorumlulukların farkında da olmaları lazım.”

HDP’nin 1. turda baraj altında kalması durumunda Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2. turunun büyük ölçüde anlamsızlaşacağını belirten Sancar, “HDP baraj altında kalırsa AKP-MHP ittifakı parlamento çoğunluğunu elde edecek. Bizden gidecek milletvekillerinin çok büyük kısmını AKP alacak. Sonuçta Kürt illerinde biz ve AKP yarışıyoruz. Bu durumda eğer HDP barajı aşamazsa açık ki psikolojik üstünlük AKP-MHP ittifakında, Erdoğan’da olacaktır. Şimdiden bunu speküle etmek istemem ama baraj altında kalan bir HDP’nin tabanının seçimlere mobilize edilmesi çok kolay değil. Biz ne dersek diyelim, bu bir şantaj veya korkutma ifadesi de değil ama HDP seçmeninin bu durumda sandığa gitmesi çok zor olur. Bunu, bir gerçekliği ifade etmek için söylüyoruz. Oysa biz ittifaka alınsaydık çok daha farklı sonuç doğururdu. Biz 5 parti yan yana gelseydik, geleceğe dönük olumlu bir mesaj da verilirdi. Uzlaşarak sorun çözmenin etkisinin yanı sıra cumhurbaşkanlığı seçiminde de psikolojik üstünlük muhalefetin eline geçerdi” dedi.

“İTTİFAK DIŞINDA KALMAMIZ İKTİDARI GÜÇLENDİRDİ”

HDP’nin ittifak dışında bırakılmasının iktidarın elini güçlendirdiğini sözlerine ekleyen Sancar, “HDP’nin yalnız başına bırakılması ‘HDP ile ilgili her türlü tasarruf yapılabilir’ algısını güçlendirdi. İktidar bunu kullanıyor. Bizim oylarımızı sandıkta veya sandığa gitmeden, korkutarak, baskı altına alarak azaltmaya, gasp etmeye yöneliyorlar. Biz ancak bu şekilde baraj altında kalabiliriz ve bunu deneyecekler. Bu durumu göz önüne alarak muhalefete, ‘madem ittifak yapamadık, bu gerçekliği göz önüne alarak işbirliği yapalım’ önerisinde bulunduk” dedi.

“SANDIK GÜVENLİĞİ İTTİFAKI YAPACAĞIZ”

Sancar muhalefetle seçim döneminde yapacakları işbirliğini şu sözlerle açıkladı:

“Seçim güvenliği konusunda işbirliği yapalım dedik. Bu konuda işbirliğine açıklar. Millet İttifakı’ndaki partilerle görüşüyoruz. Teknik heyetlerimiz diğer partilerin teknik heyetleriyle görüşüyorlar. Sadece siyasi partilerle değil. Bu konuda çalışan bütün sivil kuruluşlarıyla da görüşüyoruz. Seçim güvenliği ittifakı sağlanacak gibi. Şu anki hava iyi görünüyor.”

Muhalefet partilerine, HDP’ye dönük saldırılara ilişkin tutum almaları konusunda çağrı yaptıklarını belirten Sancar, konuyla ilgili şunları söyledi:

“HDP’ye karşı yürütülen haksız operasyonlara karşı da muhalefet tepki göstermeli. Çünkü bize yönelik operasyonlar seçim operasyonlarıdır, sandıktaki gücümüzü kırma operasyonlarıdır. Bu konuda işbirliği yapılabilir. Muhalefete şunu diyoruz: HDP’yi kriminalize etme girişimlerine birlikte karşı duralım. Çünkü bu durum onları da ilgilendiriyor. HDP’ye dönük operasyonlar etkili olur ise muhalefet de bundan olumsuz etkilenir.”

“EN GÜÇLÜ İTTİFAKI BİZ KURDUK”

HDP’nin ittifak dışında kalmasından sonra Türkiye’deki sol, sosyalist çevreler başta olmak üzere geniş bir çevre ile bir araya geldiklerini ve en geniş birliği oluşturmak üzere adım atmaya başladıklarını söyleyen Sancar, “İnanç gruplarıyla, Alevi örgütleriyle, çeşitli kuruluşlar, inisiyatifler ve siyasi partilerle bir araya geliyoruz” dedi.

Sancar, Alevilerle işbirliği konusundaki soruları da yanıtladı. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu ile görüşmelerin tamamlandığı ve mutabakatın sağlandığını söyleyen Sancar, “Seçimde bizi destekleyecekler. Birlikte hareket edeceğiz. Bütün yönetimin kararıyla böyle bir sonuç ortaya çıktı. Avrupa’da Alevilerle böyle bir mutabakat sağlandı ve bu çok önemlidir” dedi.

“SEÇİM GÜVENLİĞİ İÇİN AVRUPA’YA SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

Seçim güvenliği için Avrupalı çevrelerle ve Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile görüşmeler yapıldığını söyleyen Sancar, “Ancak resmi delegasyon konusunda sıkıntılar var” dedi. Bu sıkıntının delegasyonların çalışma koşullarının Türkiye tarafından belirlenmesinden kaynaklandığını belirten Sancar, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Türkiye çalışmayı sınırlayıp yönlendirebiliyor. Çalışma alanlarına, gözlemci sayısına sınır getirebiliyor. Bu nedenle resmi kurumların dışında Avrupa’daki sivil kurumları harekete geçirmek lazım. Avrupa’daki sivil kurumlara bu anlamda önemli görevler düşüyor.”

“DEMİRTAŞ’IN GEÇMİŞTE SÖYLEDİKLERİ BİLE BU HÜKÜMETE YETER”

Sancar, Demirtaş’ın cezaevinde bulunmasının kampanyayı nasıl etkilediğini yanıtlarken ise şunları söyledi:

“Şimdiye kadar kampanyanın nasıl yürütüleceğini gösterdik. Medya açısından sıkıntılar var. Medya kontrol altında ve az sayıda basın kurumu bize yer veriyor. Demirtaş’ın deyimiyle ‘ketıl’ da dahil sosyal medya önemli bir olgu. Bir diğeri de 40’lı, 50’li yılların çalışma yöntemidir. Saha bu anlamda önemlidir. Sokak, kapı ve yüzyüze ilişki... Bunları yapacağız. En geleneksel yöntemlerle en ileri teknolojiyi birlikte kullanacağız.”

Demirtaş’ın dışarıya mesaj vermesinin engellenmesi durumunda ne yapacakları sorusuna Sancar şu yanıtı verdi:

“Bu olasılığı düşünmek istemiyoruz. Ancak ola ki yaptılar. Bu Demirtaş’ın sözünü söylemesini hiç etkilemez. Demirtaş şimdiye kadar öyle şeyler söyledi ki birçok eski konuşmasını alın, insanlara dinletin, izletin, bakın bakalım hangi birinin bu günleri anlatmadığını söyleyebilirsiniz? Bu sözler ona yönelenlere anında cevap vermiş kadar etki yaratır. Bu konuda Demirtaş durmadan çalışıyor. Biz de elimizden geleni yapacağız.”

“BİZ KAVRAMI TEKÇİLİĞİ YIKMANIN YOLUDUR”

Demirtaş’ın ‘Biz’ kavramı üzerinden yürüdüğünü anlatan Sancar, bu kavramın niçin kullanıldığını şu sözlerle açıkladı:

“Biz, tek adama yetki veren sistemi kimin eline bırakırsanız bu toplum için kötüdür, diyoruz. Dolayısıyla, ‘ben’ değil ‘biz’ olacağız. Bildirgemizde bunun nasıl yapılacağı açıkça yazılı. Son 2-3 yılda yaşanan acılar çok büyük yaralar oluşturdu. Bunların bir kısmını bu anayasanın verdiği yetki ile düzeltilebilir. Örneğin Demirtaş seçilirse ilk KHK’sini yarayı sarmak için kullanacak. Bir KHK çıkarıp tüm KHK’leri sonuçlarıyla birlikte iptal edecek. Bu yetkileri toplumun nefes alması için kullanacak. Bunun dışında parlamento ile mutabakat arayacak, halkla birlikte karar alınacak ve en kısa zamanda da parlamentoyu değiştirmek için adım atacak.”

“HDP’YE SÖZCÜKLER ÜZERİNDEN YÜKLENMEK İYİ NİYETLİ BİR YAKLAŞIM DEĞİL”

HDP’nin seçim bildirgesinde yerel demokrasiye dayalı parlamenter sistemi savunduğunu anlatan Sancar, HDP’ye sözcükler üzerinden yüklenerek spekülasyon yaratılmasını yadırgadığını aktardı. HDP’nin çok daha genel bir demokrasi sistemini önerdiğini anlatan Sancar şöyle dedi:

“Merkezde yetkiyi cumhurbaşkanında tutmayacak, parlamentoya devredeceğiz. Öbür yandan da yerele yetki vereceğiz. Bu durum bizi yaşananları çok daha iyi ifade edebileceğimiz terimleri kullanmaya yöneltti. Kelimeler üzerinden gereksiz bir gerginlik, gereksiz bir demagoji olsun istemiyoruz. Bizim programımız belli, orada yazılanlar açık. Bu nedenle öyle ‘özerklik kullanıldı, kullanılmadı’ tartışmasını da çok gereksiz buluyorum.”

“SANDIĞA EN YOĞUN KATILIMI KÜRTLER SAĞLAYACAK”

Sandığa en yoğun katılımın Kürt bölgesinde olacağını söyleyen Sancar, “İttifak dışında bırakılmak Kürtlerde bir kırgınlık yarattı. Bu kırgınlık HDP’ye değil, diğer partileredir. Dolayısıyla seçmenimiz, özellikle Kürt halkı çok daha büyük bir kararlılıkla sandığa gidecek. Bizi yalnız bırakmaya dönük girişimlere en etkili cevabı başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’nin ezilenleri ve mağdurları verecek” dedi.

Tek çekincelerinin sandığa gitmenin baskıyla engelleneceği kırsal kesimler olduğuna dikkat çeken Sancar, “HDP’yi baraj altında bırakma planları çok risklidir. Kürt seçmen küskün falan diyorlar. Bunu nasıl derler. Herkes bölgede nasıl bir çalışma yürüttüğümüzü, halkın ilgisinin nasıl olduğunu gelsin gözleriyle görsün” sözleriyle basına da çağrı yaptı. Sancar, gazetecileri çalışmaları yerinde gözlemlemeye davet etti..

HDP’nin barajı aşma konusunda baskılardan kaynaklı sıkıntıları olabileceğinin altını çizen Sancar, “Kimse HDP’nin barajı aşma konusunda probleminin olmadığı kanısına kapılmasın. Bu durumu manüplasyon amacıyla kullananlar var. Algı yönetimi üzerinden de uğraşanlar var. Biz, güçlü gelmek için uğraşmak durumundayız. Biz güç kazandıkça AKP-MHP kuvvet kaybeder. Kilit gerçekten biziz. Bizim Meclis’e 10 milletvekili eksik ya da fazla gönderme diye bir derdimiz yok. Biz, Türkiye’nin geleceğine ilişkin görüşlerimizin yaşama geçmesi için kendimizi sorumlu sayıyoruz” dedi.

“EN İYİ SONUÇ HDP’NİN BARAJI AŞMASI İLE ERDOĞAN’IN SEÇİMİ KAYBETMESİNE BAĞLIDIR”

Erdoğan’ın ilk turda seçilmesi olasılığının demokrasi güçleri açısından çok daha riskli bir döneme işaret ettiğinin altını çizen Sancar, “Bu iktidarın bir şeyleri düzeltme vaadi inandırıcı değil. Bu nedenle AKP’li bir iktidarın gelecekte de dikiş tutturması zordur” dedi.

HDP’nin barajı aşıp Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilememesinin Türkiye’nin geleceği açısından en önemli sonuç olduğunu söyleyen Sancar sözlerine şöyle devam etti:

“Bu durum Türkiye’de parlamentoya gidecek grupların farklı görüşlere sahip olması, parlamentonun farklı renklerle iş yapacağını da gösterir ki bu tekleştirilmek istenen bir toplumda önemlidir.”

Demirtaş dışında bir başka adayın 2. tura kalması durumunda HDP’nin ne yapacağı sorusunu doğru bulmadığını belirten Sancar, “diğer partilere niçin ‘Demirtaş 2. tura kaldığında ne yapacaksınız’ sorusu sorulmuyor” diye sordu.

“AKŞENER’DEN KÜRTLERE VE SOL SEÇMENE YÖNELİK BİR ŞEY DUYMADIK”

Akşener’in Kürtlere ve sol seçmene yönelik iyi niyet içeren bir mesaj duymadığını belirten Sancar, “Ben Akşener’in olumlu bir mesajını duymadım. Muharrem İnce ise bu konuda iyi bir başlangıç yaptı. Bu önemlidir” dedi.

Kürt halkının acılardan olgunluk yarattığını söyleyen Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürt seçmen intikamcı davranmaz. Basit duygu ve dürtülerle hareket etmez. İnandırıcı, samimi ve tutarlı bir bakışla demokrasi ve barış mesajı veren herkese kulaklarını da açar, gönlünü de açar. Yeter ki karşıdakiler bu konuda samimi olsunlar. Seçmenimizin en büyük isteği savaşı bitirmektir. Bu savaşın bedelini herkes ödüyor ama en çok Kürt halkı ödüyor. Bu konuda gelen mesajlara Kürt halkı samimi ise olumlu yaklaşır.”

“ÇÖZÜM VAATLİ İDDİALAR ÜZERİNDEN DİLLENDİRİLEN SENARYOLAR SPEKÜLASYON AMAÇLIDIR”

Erdoğan’ın ikinci tura kalması durumunda Kürtlere çözüm süreci vaadi ile geleceği ve HDP’nin de ona destek vereceği iddialarına da yanıt veren Sancar, “Seçim döneminde gelen bu türden vaatlerle hareket edecek kadar gayri siyasi bir hareket değiliz. Eğer böyle bir niyeti var ise bizim seçmenden oy almak için değil, kendi seçilerek sonradan yapmak için bunları dile getirsin. Bizim seçmenden oy almak için kalkıp bunları der ise buna kanacak seçmen de kalmadı, siyasetçi de kalmadı. Kürtler ve HDP Erdoğan ile anlaşacak diyenleri de, saf değil, kötü niyetli olarak tanımlarım” dedi.

Çözüm süreci gibi önemli bir konunun seçime malzeme edilmesini doğru bulmadıklarını kaydeden Sancar, şunları söyledi:

“7 Haziran’dan, 1 Kasım’dan sonra da bu tezviratları yaptılar, bizi Erdoğan ile anlaşacak diye suçladılar. Ancak bizzat bunu bize diyenler Afrin operasyonundan dokunulmazlıkların kaldırılmasına kadar AKP ile işbirliği yaptılar. Bu tür söylentileri ortaya serenler, açık söyleyeyim kötü niyetlidir.”

Sancar son olarak, “Demirtaş’ı Başkan yapacağız. Ancak Demirtaş, kendisinden sonra gelecek başkanlara hiçbir yetki bırakmayacak” dedi. (ARTI GERÇEK)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER