HDP Eş Genel Başkanı Temelli: HDP Bir Dönüşüm Içinde

HDP’nin yeni eş genel başkanlarından Sezai Temelli, HDP’nin bir dönüşüm içinde olduğunu söyledi. Temelli, AKP ve MHP’nin kurduğu ittifakı da “siyasi hesapçılık” olarak nitelendirdi.

HDP Eş Genel Başkanı Temelli: HDP Bir Dönüşüm Içinde

HABER MERKEZİDW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Yeni eş genel başkanların Pervin Buldan ve Sezai Temelli olarak seçilmesinin ardından HDP’de yeni dönem başladı. Tutuklu eski eş genel başkanlardan Demirtaş’ın tam destek verdiği yeni eş genel başkanların HDP’ye ne tür yenilikler katacağı merak konusu. Sezai Temelli, yeni dönemdeki stratejilerinin nasıl olacağına ve iktidarla mücadeleyi nasıl yürüteceklerine ilişkin DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

HDP’nin yeni dönem stratejisi ne olacak?

Sezai Temelli: HDP’nin ana stratejisi aslında programı. Bu programa bağlı olarak zamanın, siyasi iklimin, içinde bulunduğumuz koşulların yaratmış olduğu farklılıklar, dönemin özelliklerine göre alt stratejiler üretiyoruz. Programımız; her türlü baskıya, şiddete karşı, faşizmin her türlü saldırısına karşı bizi bir arada tutan çok güçlü bir metin. Bu metne de bu toprakların kadim halklarının bir arada yaşama iradesi ruh verdi. Şimdi yeni dönüşümler oluyor ve bu dönüşümler de çok doğal.

Nedir o dönüşümler?

Temelli: İki farklı dönem yaşandı. Biri; 2013-2015 aralığındaki çözüm süreci. HDP o dönemin sorumluluğunu üstlendi ve Türkiye’de gerçekten bir arada yaşama umudunun yolunu açtı. “Yeni yaşam” demiştik bu umuda. Ama Türkiye 2015’te Suruç katliamıyla başlayan bir kara deliğin içine sürüklendi sonra. 2015 sonrası yürüttüğünüz siyaset tabii ki farklı ama programımız referans olma özelliğini yitirmiyor. Çünkü programımız Türkiye’de, ortak vatanda, demokratik cumhuriyette, eşit yurttaşlar olarak yaşama savına sahip, bununla yol alıyor. 2018 kongresi de “stratejik bir kongredir” dedik ve şimdi yeni bir evreye geçiyoruz. Türkiye’de faşizm kurumsallaşıyor. Barış ve demokrasiden yana, özgür, eşitlikçi bir mücadeleyi sağlayacak bir dönüşümü yükseltmeliyiz, çünkü tam da bunun arifesindeyiz.

Türkiyelileşme hedefiniz sürecek mi?

Temelli: Biz zaten Türkiye partisiyiz. Türkiyelileşme meselesini bize karşı bir propaganda malzemesine çevirmek isteyenler var. Hatta bunu bir psikolojik savaş aracına çevirenler de var. Bizim bir arada olma isteğimiz aslında bir Türkiyelileşmeyi anlatır. Bu referansa tabii ki sahip çıkıyoruz, hatta güçlendiriyoruz. Faşizm hepimizin sorunudur ve buna karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz. Esnaf, çiftçi, işçi, işsiz öyle bir kalabalık topluluk var karşımızda. Sadece bir kesime konuşup siyaset yapmanın günlerinde değilsiniz. Topyekün bir mücadele günündeyiz. Toplumun tüm kesimleriyle ittifak yapmayı da bir siyaset mühendisliği olarak anlamıyoruz. Toplumun buluşması, kendi haklarına müdahil olması olarak anlıyoruz. Herkesi siyaset yapmaya çağırıyoruz.

Bu çağrı, solun diğer kesimlerine, muhalefete ittifak çağrısı mı?

Temelli: İnsanların mücadeleye katılmadığı bir yerde sizin yukardan kuracağınız ittifaklar bugün AKP’yle MHP’nin kurmuş olduğu milli ittifak, ben buna milli felaket diyorum, böyle bir şeye yol açar. Bu ittifak değildir ya da siyasi hesapçılıktır. Türkiye halklarına barış da özgürlük de getirmez, sorunları derinleştirir. Biz, tabanda insanların bir araya gelmesini önemsiyoruz. İktidar nefret ve düşmanlık söylemiyle, ayrıştırıcı siyasetiyle medyaya ablukayla, dokunulmazlıkları kaldırarak koca bir coğrafyaya kayyum atayarak insanların bir araya gelmesini engelliyor.

Muhalefetin yan yana gelme kapasitesi var mı?

Temelli: HDP’nin var. HDP’ye yönelik saldırıların şiddetlenmesi de bunu gösteriyor. Diğer muhalefet bugünkü iktidar algısına tutsak olmuş durumda, bir seçim aritmetiğine kilitleniyor. İktidarın yapmak istediği de budur. Milli mutabakat dediği bir ittifak karşılığında muhalefeti de bir ittifaka zorluyor. Oysa -hayırcılar, evetçiler, şuncular buncular- bir ittifak yapılması sonucu Türkiyelileşmede bir yol alamıyorsunuz. Daha da kötüsü seçim yapılacak bir iklimden yoksun kalıyorsunuz. Referandumda bunu yaşadık. Hayır kazanmasına rağmen sonuçlar evet çıktı. Yüz binlerce oy çalındı, şaibe büyüdü. Bu iklim devam ederken hangi ittifakı yaparsanız yapın, seçim aritmetiğini değiştirme gücünü nerede bulacaksınız? Bu baskı ortamında, bu kayyum coğrafyasında, yapabileceğiniz şey OHAL’e karşı, baskıya karşı mücadeleyi ortaklaştırmak. Eninde sonunda seçim olacak ama seçim olmadan önce bizim çağrımız işte bu. Halk, siyaset yapmalı. Biz, topluma sesleniyoruz. Bu toplumun içinde AKP seçmeni de yer alıyor. Çünkü onlar da mağdur. Hepimiz, bu ceberrut akıldan kurtulamazsak çok daha kötü sahneleri görmek zorunda kalacağız.

Çözüm sürecinin canlanma ihtimali var mı?

Temelli: Var. Zaten barış mücadelesinin yolu, bir çözümden geçer. Şimdi çözümün dinamikleri farklılaşmıştır. Yeni dinamikler bizatihi barış isteyen bir toplumsal mücadeleden geçiyor. Mücadele büyüdükçe buna karşı koyacak bir iktidar söz konusu olamaz.

Demirtaş figürünün yeri doldurulabilir mi?

Temelli: Birisi birisinin yerini dolduruyorsa bir eksiliyoruz demektir, biz hep çoğalan bir partiyiz. Dolayısıyla ne Demirtaş bir yere gitti, ne onun yerini doldurmaya biri geldi. Birlikte mücadelemiz devam ediyor.

DW Türkçe: Partinizin kaç yöneticisi gözaltında?

Temelli: Biz, taban örgütlüğüne dayanıyoruz. Daha da geliştireceğiz. Bizim dışımızdaki kesimlerle de demokrasi mücadelesinde buluşacağız. Örneğin sadece 2015’te Suruç’tan başlayan dönemden bugüne kadar 11 binin üzerinde insan gözaltına alınmış bunun 5 binden fazlası arkadaşımız, tutuklanmış. Sadece Afrin’den bugüne 800’e yakın arkadaşımız gözaltına alındı. Şu anda 2 bin 500’e yakın yöneticimiz tutuklu. Şu anda 7 milletvekilimiz tutuklu. 7 arkadaşımızın da vekilliği düştü. Bize oy veren insan sayısı 6 milyon ancak oy vermediği halde bizimle birlikte mücadele eden insan sayısı bunun çok daha üstünde, unutulmasın.

Cumhurbaşkanlığı adayınız kim olacak?

Temelli: Bu konuyu henüz tartışmadık. Bizim seçim yapılabilir bir iklimi yaratmak gibi önceliğimiz var. Biz eğer cumhurbaşkanı adayımızı tartışmaya başlarsak, seçime angaje bir parti haline dönüşürsek diğerlerinden bir farkımız kalmaz. Halkımızın sorunu bu değil. Elbette ki bir baskın seçim olduğunda bugün HDP örgütü hazır.

Anket yaptırıyor musunuz? HDP’nin baraj sorunu var mı?

Temelli: Yaptırıyoruz. Bütün anketleri de yakından izleyen bir araştırma birimimiz var. Kendi anketlerinin ötesinde diğerlerinin de karşılaştırmalı analizlerini yapıyor. İktidarın yaptırdığı anketlerde bile bizi en kötü gösteren 9.5 gösteriyor, gerisini siz düşünün. Bizdekilere göre; 7 Haziran’dan daha iyiyiz. Herkese kapısını açmış bir HDP var. Bizim için baraj sıkıntısı yok.

Afrin operasyonunun Türkiye’deki Kürtlere etkisi sizce nasıl?

Temelli: Sürekli düşmanlaştırılan, sürekli bir düşman hukukuyla zapturapt altına alınmaya çalışılan bir yaşamın mağdurlarıdır Kürtler. Sadece Türkiye’deki değil, Suriye’deki ve Irak’taki Kürtler de. Hatta buna İran rejiminin uyguladığı politikalarla İran’daki Kürtleri de dahil edebilirsiniz. Kürtlere yaklaşım konusundaki bu akıl Kürtlerin mağduriyetini derinleştiriyor. Bütün bu savaş siyasetine rağmen Kürtler ortak vatanda, eşitlikçi, özgürlükçü bir ortamda laik çoğulcu demokratik cumhuriyette yoluna devam ediyor. Bütün Kürt illerini gezseniz, aynı tepkiyi görürsünüz. Kimsenin başka bir hesabı yok. Herkes barışını, huzurunu, insanca yaşamın gereklerini yetirmek için mücadelesini veriyor ama bununla ilgili sesini çıkardığında karşısında ciddi bir devlet şiddeti görüyor. Operasyonlar çok pahalı ve bunu halktan gizliyorlar. Bunun rakamlarını kimse bilmiyor. Bu operasyon her açıdan, başarısız bir operasyondur. Yeni vergiler gelebilir, zamlar gelebilir. İktisadi kriz derinleşebilir. Öncelikle bütçe rakamlarını ve cari açığı izlemek gerekir. Neden cari açık? Çünkü bu savaşı daha fazla sürdürmek için silah ticareti yapıyorlar.

Ana muhalefet partisi CHP’ye nasıl yaklaşıyorsunuz?

Temelli: İşbirliği içinde bir muhalefet görüntümüz yok. Ama bunu kalkıp bir çatışma olarak da nitelememek lazım. Kendi içindeki dinamiklerle hareket etmekte özgür ancak CHP; milliyetçi, ulusalcı söylemle yol almaya çalıştığı sürece bugünkü savaş siyasetine katkı sunmuş olacaktır. Savaş siyasetiyle ötekileştirerek, dokunulmazlıkları kaldırarak, tezkerelere evet diyerek yol almanın mümkün olmayacağını en iyi bilmesi gereken partinin bugün CHP olması gerekir. Tabanınızla birlikte siyaset yapmanız lazım. Aksi halde yol açılmıyor. Referandumda da herkes HDP’yle yan yana gelip gelmeyeceğini konuşurken biz, “herkes kendi hayırıyla gelsin” dedik. En zor zamanlarda bütün muhalefet partileri için bir sorumluluk üstlendik. Biz siyasi hesap yapmadık. Renklerimizi, görüşlerimizi kaybetmek zorunda değiliz, bunun için tabanlarımıza, toplumumuza bakmalıyız, duyarlı olmalıyız. Kürt halkının hassasiyetlerinin ne kadar önemli olduğunun herkes farkında olmalı. Kürtlerle ilgili konuşurken herkes üslubuna dikkat etmeli. Bu ülkenin en mağdur halkına, onun temsilcilerine yaklaşım çok önemli.

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2018, 20:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER