Bilgen: 'Ülkeyi Erdoğan yönetmiyor'

POLİTİKA - HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, “Tecrit ile ilgili her türlü keyfiliği, hukuk dışı, insanlık dışı her türlü keyfiliği reddediyoruz” dedi.

Bilgen: 'Ülkeyi Erdoğan yönetmiyor'

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen,  gündeme dair Meclis'te basın toplantısı düzenledi. 

Ekonomik krize değinen Bilgen, “Yaşanmakta olan ve gittikçe derinleşen, muhtemelen Mart seçimlerinden sonra sıkı bir kemer politikası hatta muhtemelen bir IMF ekonomi politiği ile karşı karşıya kalacağımız bir dönemde bir de savaşın maliyetini kaldırmak neredeyse imkansız. Suriye’de Rus ruleti oynanıyor. Gariptir ki tabancayı tam doldurmuşlar ve Türkiye tek başına kafasına sıkıyor.  Türkiye bölgesinde bir an önce barışın tesisi için, Suriye’de anayasa yapım sürecinin ve adil bir barış sürecinin başlaması için inisiyatif almalıdır. Sadece güvenlik politikalarında ısrar ederse bu her şeyden önce Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atar. Görünen o ki Orta Doğu’da çok daha büyük bir savaş senaryosunun hazırlığı yapılıyor. Bu senaryoda Orta Doğu ülkelerine rol biçiliyor. Böyle bir dönemde Türkiye’nin Suriye’ye çekilmesi çok daha büyük bir felaket senaryosunu beraberinde getirecektir” dedi. 

‘ÜLKEYİ ERDOĞAN YÖNETMİYOR’

Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye bu denli tehlikeli ve tarihin kırılma noktalarından birisi olarak tarif edilebileceğimiz dönemden geçerken, Meclis’in gündeminde meleklerin cinsiyetini tartışmakla meşgulüz.  Türkiye’nin karşı karşıya olduğu krizi bir kapalı oturumla ele alma, en azından yürütmenin Meclis’i güven verecek biçimde bilgilendireceği, onun üzerinden bir tartışmanın yürütüleceği bir yöntem zorunluluğu var. Bunu yapmak yerine torba yasalarla Meclis’i meşgul etmek Türkiye’ye yapılacak en büyük kötülüklerden biridir. Böyle bir dönemde kimse kendisini, kişisel hesaplarını, yakınlarını önceleyen, toplumsal yararı gözetmeyen ama parti çıkarlarını önemseyen bir yaklaşım içine girmemelidir. Siyasetçilerin konuşmaları ile gerçek arasındaki makas gün geçtikçe açılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı ormanlar ve betonlaşmaya ilişkin bir konuşma yapıyor son derece keskin bir konuşma yapıyor, 2 gün sonra Beykoz Belediye Meclisi 550 villaya onay veriyor. Şimdi 3 ihtimal var ya ülkeyi Erdoğan yönetmiyor, ya Erdoğan bize başka bir şey söylüyor, gerçekten başka bir şey yapmayı tercih ediyor, ya da birileri Erdoğan’a rağmen gemisini yürütüyor.”

‘TÜRKİYE SURİYE SENARYOLARINDA ROL OYNUYOR’

Dış politikaya da değinen Bilgen, şunları ifade etti: “Türkiye içindeki aktörlerle, meşru demokratik siyasi aktörlerle konuşulmadığı ve çözüm bulunmadığı sürece Türkiye’nin yapabildiği tek şey başkalarının Suriye senaryolarında rol almaktadır. Trump’ın tweetinin içerisinde şüphesiz hem tehdit var, hem tanımlama var hem de 20 mil ile ilgili bir vurgu var. Bunu nasıl tanımlayacağız? Meclis Dış İlişkileri Komisyonu 20 millin ne anlama geldiğini biliyor mu? Tweetin içindeki asıl somut vurgu 20 mil vurgusudur. Bir güvenli bölge mi, uçuşa yasak bölge mi, tampon bölge mi oluşturmak? Türkiye’nin müdahalesini engellemeye yönelik mi yoksa tam tersine kapalı kapılar arasında bir anlaşma mı var? İlk cümle ile sanki gerilim varmış gibi hava oluşturup ama ikinci cümledeki 20 mil ile ilgili Türkiye bir tuzağa mı çekilmek isteniyor. Trump’ın keramet dolu tweetlerini anlamak yerine gerçekten ne olup bittiğini anlayarak ortak yararımız için bir siyaset geliştirmemiz gerekiyor.” 

‘TECRİTİ REDDEDİYORUZ’

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 68 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in eylemine ve Mehmet Öcalan’ın İmralı görüşmesine ilişkin konuşan Bilgen, “Kişiye özel hukuk olmazsa kişiye özel tecrit de olmaz. Bugüne kadar görüşme yapılamamış olmasını yadırgamak gerekir. 2,5 yıla yakındır ne ailesi ile ne avukatları ile görüşme yapmamış olmasına yoğunlaşmamız gerekir. Biz vekilimizin iradesine saygı gösteriyoruz, karar kendisinindir. Ama tecrit ile ilgili her türlü keyfiliği, hukuk dışı insanlık dışı her türlü keyfiliği reddediyoruz. Türkiye’nin barışı için, Türkiye’nin Orta Doğu politikasında da iç güvenliğinde de en az maliyetle en doğru adımları atması gerekiyor. Siyasi açılımlar elbette olabilir ama bunlardan önce yasal hukuki düzenlemelerin yapılması ve insani bir yaklaşımın herkes için genel geçer kural olarak uygulanması gerekiyor.” 

‘TOPLUMA DÖNÜK BİR TUTUMDUR’

Bilgen, CHP’nin HDP ile ittifak yapılmayacağına dair açıklamalarına ilişkin ise, şunları söyledi: “CHP içerisinde farklı eğilimler ve yaklaşımlar var. En azından açıklamalar böyle bir tartışmanın olduğunu gösteriyor. Biz CHP’nin iç tartışmalarına ilişkin bir şey söyleyecek değiliz, ama HDP’nin ya da bir başka partinin dışlanması, ayrımcılığa tabii tutulması doğrudan doğruya, HDP seçmenine ve toplumun bir kesimine yönelik bir tutumdur. Bize ciddi miktarda oy veren Kürt toplumunun bir gerçekliği var. HDP’ye oy verip Kürt olmayan kesimler de var. Bunu sadece bir etnik ayrım, toplumsal kamplaşma zemininde okumuyoruz. HDP’nin seçim sürecinde öcüleştirilmesi ve HDP ile yan yana durmanın kendisinin bir suç gibi tarif edilmesi Türkiye demokrasisine büyük bir darbe vurmaktır.” 

Mezopotamya Ajansı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER