Yüksekdağ: Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum

GÜNCEL- Açlık grevlerinin ülkedeki oluşan kara deliği kapatmak için yapıldığını söyleyen HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tecridin derhal sonlandırılması gerektiğini belirtti. Yüksekdağ, seçimler için de, “Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum” dedi.

Yüksekdağ: Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşmasına verilen aranın ardından devam edildi.  Yüksekdağ, savunmasına kaldığı yerden devam etti.

Yüksekdağ, siyaset kurumunun yargıyı etkilediğini belirterek, “Tarihte olmayan cümleler konuşulmaya başlandı. Neden? Çünkü siyaset kurumu yargıyı etkiliyor. ‘Çabuk kesin bunların cezasını. 2 yıl oldu daha yetmedi mi?’ diyor” dedi.

‘AÇLIK GREVLERİ ÜLKEDEKİ KARA DELİĞİ KAPATMAK İÇİN’

Yüksekdağ, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 124 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven ile cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin de şunları söyledi: “Bugün benim bulunduğum cezaevinde ve Türkiye'nin tüm cezaevlerinde İmralı'daki tecridin kaldırılması, barış siyasetinin yolunun açılması için süresiz-dönüşümsüz açlık grevi devam ediyor. Türkiye'deki söz ettiğim hiçbir gerçeklik krizden bağımsız değildir.  Bugün İmralı'da oluşan tecrit ile beraber Kürt sorunundaki çözümsüzlükten kaynaklı derin bir kriz var. Açlık grevlerinde olan Hakkari Milletvekili Sevgili Leyla Güven,  DBP  Eş Genel Başkanı Sevgili  Sebahat Tuncel ve  Hakkari eski Milletvekili Selma Irmak'ın da girdiği açlık grevi  bu ülkedeki kara deliği kapatmak ve Türkiye'nin derin krize giren siyasetine çözüm bulmaktır.  8 Mart Kadınlar Günü'nde aynı kadınlar aynı şeye çözümün yolunun nereden geçtiğine tekrar işaret etti.   Aradan 3 yıl geçti ve yine kadınlar olarak aynı sorunlara çözüm olacak kişiyi işaret ediyoruz.” 

TECRİT POLİTİKALARINA DERHAL SON VERİLMELİDİR

“Siyasi iktidar bu sorunu erteleme peşinde; ama artık bu sorunu erteleme zamanı kalamadı” diyen Yüksekdağ, bugün hiç istenilmeyen tablolarla karşı karşıya kalınabilecek bir noktaya gelindiğine işaret etti. Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Hem yaşanılan süresiz açlık grevleri hem dışarıda halkımız üzerinde yapılan baskılar yeterince oluştu ve bu durumu zorlu bir viraja çevirme freni patlamış gibi savrulup giden bir siyasi iktidar bu durumu çözmeyi başaramaz. Bu tarihsel süreçte bu virajın dönmesi aşamasında mutlaka yan yana olmamız gerekiyor. Kadınlara uygulanan tecrit, kutuplaştırma ve çözümsüzlük politikasına bir an önce son verilmesi gerekiyor.

SİYASİ İKTİDAR YÖNETME KABİLİYETİNİ YİTİRDİ 

Siyasi iktidar seçim meydanlarında, seçim kampanyasını bizim üzerimizden yürütüyor. O kadar akıl almaz yaklaşımlar var, hukuku ayaklar altına alan yaklaşımlar var. Bakın Türkiye’nin hukuk sistemini de eleştiriyorum. Yasama organının bileşenlerinden birisiyim. Her ne kadar milletvekilliği düşürülmüş olsa bile yasama kurumunda bizim hukuk sisteminin eleştirilmesi ve hukuk normlarının demokratikleştirilmesi ve sadeleştirilmesi mücadelesi veriyorum. Ama ne yazık ki eleştirdiğimiz hukuk normlarına bile bu ülkeyi muhtaç hale getirdiler. Ben yargılama sürecinde en önemli ihlal edilen şeyin açıklık, aleniyet hakkı olduğunu düşünüyorum. Açıklık ve aleniyet hakkı güvence altında olmalıdır. Bizler, seçilmiş kadın siyasetçiler olarak, milyonlarca kadının temsilcileri olarak kilit altında olmasaydık belki Türkiye bugün bu kadar büyük bir siyasi krizle karşı karşıya olmayacaktı. Bugün Türkiye’de durumu idare etmeye çalışan, kendini kurtarmaya çalışan bir siyasi iktidar var. Bütün ülke bir siyasi iktidarın ikbali, istikbali ile uğraşıyor. Sanki bu ülkenin haklarının başka derdi yokmuş gibi AKP-MHP koalisyonunun geleceği ile uğraşıyor. Tek adam iktidarının geleceğinin derdine düşmüş, onun derdinin belasını çekiyor. Siyaset kurumu tamamen kilitlenmiş durumda. Siyasi, ekonomik bir kriz yaşanıyor. Seçimlerden sonra bu ekonomik, siyasi kriz çok daha derinleşecek. Çünkü siyasi iktidar yönetme kabiliyetini, yönetme soğukkanlılığını yitirmiş durumda.

BİZLER DİRENDİKÇE ONLARIN İKTİDARI ÇÖKECEK

Mehmet Tunç’un da söylediği gibi biz Cizre’nin kahramanlarıyla gurur duyuyoruz. Ama onlar tarihin sayfalarında utançla anılacaklar. Utanmak nedir bilmiyorlar, ama tarihin sayfalarında bu işlenen ağır suçların hesabını verecekler. Bizler yürüdükçe, bizler direndikçe onların iktidarı çökecek. Bakın nasıl kadınların direnişiyle, halkın mücadelesiyle, demokrasi ve özgürlüğü her şeyin önüne çıkaran o kararlı duruşumuzla iktidarın tüm zor aygıtları, silahları, topları, tüfekleri işlevsizleşiyor. Artık onların ölüm makinalarının hükmü kalmamıştır. Biz artık o eşiği aştık. Biz artık yaratmak istedikleri korkunun bütün barikatlarını berhava ettik. Artık karşılarında özgürleşmiş kadın ve özgürlüğe yürüyen bir halk var. İşte bunun için korkuyorlar. İşte bunun için her yerde halkın ve kadınların iradesine engel çıkartıyorlar. Siyasi iktidara, Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a sorsanız bu topraklarda kamu düzenini sağlıyorlar. ‘Kamu düzenini sağladık’ dedikleri şeyden neyi anladıklarını bütün dünya gördü.

BU İKTİDARDAN FAŞİZMİ DE HERŞEYİ DE BEKLERİZ

Bizler Allah’a emanet her yerde kelle koltukta özgürlük değerlerimiz için mücadele ederken, sokaklara çıkma cesareti gösterirken siz bir Silopi’ye 5 bin, 10 bin korumayla gidiyorsunuz. Bizim buna bir cevabımız var. Bunlar korkak. Bizim bir meydanda yan yana gelen 3 kadınımızdan korkarlar. Bizim sokakta yürüyen çocuklarımızdan korkarlar. Bizim verdiğimiz selamdan, bizim söylediğimiz tek bir sözden korkarlar. Çünkü bizim her bir sözümüz ve selamımız onların politikalarının teşhiridir. Biz onların suçlarını yüzlerine vururuz. Korku ile toplumu zapt etmeye çalışan bu iktidar bugün HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma koşuluyla bir toplumu kuşatmaya çalışıyor. Biz bu iktidardan faşizm de bekleriz, her şey de bekleriz. Bunların bir sınırı yok. Siyasi bir kriterleri yok. Anayasayı tanımıyorlar, hukuku tanımıyorlar.”

KİM KORKAR ONLARDAN

Siyasi iktidarın herkesi “terörist” olarak ilan ettiğine vurgu yapan Yüksekdağ, “Kürtlere düşman, kadınlara düşman. Şu an siyasi olarak bunları engelleyemiyor olabiliriz; ama nerede olursak olalım, ister siyasetçi olun, ister yargı mensubu, bu suça ortak olmamayı başarabiliriz. Bu ülkeyi yönetenler, en kötüyü yapma konusunda şampiyonlar, kendi rekorlarını kırıyorlar. Biz onların ne kadar kötü olduklarını, ne kadar saldırgan olduklarını biliyoruz ama kim korkar onlardan.

HALKIMIZ 31 MART’TA BU İKTİDARA CEVAP VERECEKTİR

Bu ülkenin düşmanı Kürtler, sosyalistler, muhalifler, kadınlar değil, ülkeyi zapturapt altına almış olan iktidardır. Ama halklarımıza güveniyorum, bir kez daha 31 Mart’ta bu iktidara cevap verecektir. Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum. Bugüne kadar bütün engellere rağmen sandıklara gitmeyi başardılar, bir kez daha 31 Mart’ta ve sonrasında kendi hakları ve geleceklerini savunmaya çağırıyorum.

Yüksekdağ’ın savunması ardından, avukatları savunma yaptı. Avukatların savunması sonrası kararını açıklayan mahkeme, bir sonraki duruşmayı 19 Nisan’a erteledi.

Mezopotamya Ajansı

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2019, 21:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER