Şimşek: Arabuluculuk sistemi kadınların aleyhine sonuçlar yaratacak

Boşama süreçlerinde uygulanacak olan “arabuluculuk sistemi”ni değerlendiren Avukat Ceren Şişmek, "Bu uygulama özellikle boşanma süreçlerinde maddi zorlukları daha çok yaşayan taraf olan kadınlar aleyhine sonuçlar yaratacak” dedi.

Şimşek: Arabuluculuk sistemi kadınların aleyhine sonuçlar yaratacak

HABER MERKEZİ- Meclis Genel Kurulu’nda, 8 Mart 2012 tarihinde oy birliğiyle kabul edilen 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’nın yürürlüğe girdiği yıl içinde 165 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Raporlara göre bu sayı 2012 yılından bu yana sürekli arttı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıkladığı son rapora göre; geride bıraktığımız 2017 yılı içinde 409 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Bu rakam, 2016 yılında 261’idi. 2012-17 yılları arasında toplamda bin 614 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Söz konusu rakamlar sadece basına yansıyan olaylardan alırken, avukat Ceren Şişmek bu rakamların çok daha yüksek olduğunu söyledi. 

Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Şimşek, 6284 sayılı kanun ile Boşanmayı Önleme Komisyonu’nun “arabuluculuk sistemi”ni değerlendirdi. Şimşek, 6284 sayılı kanunun içeriğine dair, "Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişileri ve en temel insan hakkı olan yaşam hakkını korumak, kadına karşı fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddetin son bulması için kurumlar arası iş birliğini sağlamak, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişileri rehabilite etmektir. Kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirleri içermektedir” ifadelerini kullandı.

'ŞİDDET TEHLİKESİNE KARŞI TEDBİR ZORUNLULUKTUR'

Şiddeti önlemek amacıyla çıkarılan bu yasaya rağmen kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığı süreçte temel problemin, uygulamada yaşanan ciddi sıkıntılar olduğunu aktaran Şimşek, "6284 sayılı  ardından da 1 Ağustos 2014 yılında İstanbul Sözleşmesi olarak bildiğimiz Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi yürürlüğe girmiştir. Yeterli yasalara sahip olmakla beraber anahtar diyebileceğimiz bir sözleşmede de tarafız. Bu yasalar her ne kadar kağıt üzerinde olsa bile uygulama konusunda karakol, savcılık, mahkemeler aşamasında ciddi sıkıntılar yaşayabiliyoruz. Şiddete maruz kalan kadını korumak devletin görevidir ve herhangi bir şiddet tehlikesine yönelik tedbir zorunluluktur" diye konuştu. 

'DEVLET KORUMASI ALTINDAKİ 20 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ'

Koruma kararlarının uygulanması konusunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle son 3 yılda devlet koruması altındaki 20 kadının öldürüldüğünü hatırlatan Şimşek, kadınların öldürüldüğünde onları korumakla yükümlü olan yetkililere hiçbir yaptırımın olmadığını sözlerine ekledi. Şimşek, şöyle değerlendirdi: "6284 sayılı kanun içerisinde yer alan; şiddete uğrayan kadını korumak için şiddet uygulayanı uzaklaştırması, kadına barınak sağlaması, adres gizliliği ve yeni kimlik verilmesi gibi uygulamaları içermektedir. Ancak bu tedbirler yeterli bir şekilde uygulanmamaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun hazırladığı 2017 veri tablosunda belirttiği gibi; 6284 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 2012 yılında en az kadın cinayeti yaşanmışken bu sayının 2017 yılında en yüksek seviyeye ulaşması tesadüf değil.”

'DEVLET KADIN ŞİDDETİNE TARAFSIZ KALMIYOR'

Kadınların temel haklarının güvenceye alındığı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmemesinin nedenlerinden birinin de devletin kadın şiddetine tarafsız kalmaması olduğunu belirten Şimşek şöyle konuştu: "Yargısı, medyası, devleti her bir koldan kadınları şiddete ve nefret söylemlerine maruz bırakmakta ve böylece bu mekanizmalar aracılığı ile şiddet meşrulaştırılmaktadır. Toplumsal yapının erkek egemen zihniyeti nedeniyle kadınlar aşağılanmakta ve ikinci sınıf insan muamelesi görmektedir. Ne yazık ki bu zihniyet devletin ve iktidarın yansımasıdır. Bu tedbirleri uygulamakla yetkili olan aktörler (kolluk, savcılık, mahkemeler) ne yazık ki bu toplumdan ayrı değiller. Bu toplumda yetişmiş ve bu toplumun kodlarını edinmiş kişilerdir. Bu bir politikadır ve söz konusu politika sistematik bir şekilde cezasızlığı da peşinden getirmektedir."

'ARABULUCULUK KADINLARIN ALEYHİNE'

Boşanmayı Önleme Komisyonu'nun önerisiyle gündeme gelen "arabuluculuk" sistemini de değerlendiren Şimşek, "Aile hukuku, aile içi şiddet ya da kadına yönelik şiddet konuları pazarlık konusu olamaz" dedi. Bu sistemin kadınların birçok haktan vazgeçmelerini amaçladığına dikkat çeken Şimşek, "Bu uygulama özellikle boşanma süreçlerinde maddi zorlukları daha çok yaşayan taraf olan kadınlar aleyhine sonuçlar yaratacak. Kadınlar zaten adalete erişimde cinsiyetlerinden kaynaklı ayrımcılık, eşitsizlik nedeniyle ciddi engellerle karşılaşıyor. Arabuluculuk, kadınların adalete erişmesindeki sorunlara çözüm olmak yerine bir engel daha olacak. Mahkeme süreçlerinde dahi kadınların haklarının tespitinde sıkıntılar yaşarken arabuluculuk sürecinde kadınların nelerden vazgeçmek zorunda bırakılacağı, ne şekilde baskı altına alınacağı şimdiden görülmesi gereken bir durum " ifadelerini kullandı.

'ŞİDDET DEVLETİN KURUMLARI TARAFINDAN MEŞRULAŞTIRILIYOR'

Kadına yönelik şiddetin devletin tüm kurumları tarafından meşrulaştırıldığını vurgulayan Şimşek, "Her geçen yıl artan bir ivme ile şiddet çoğalmaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından takipleri yapılmamaktadır. Hükümet şiddeti önlemek için herhangi somut bir eylemde bulunmadığı gibi üstüne kadın erkek eşitsizliğini sürekli üreterek şiddetin devamlı artmasına neden olmaktadır.”

MA / Diren Yurtsever

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER