İMO: Çöken bina 'İmar Barışı'nın eseridir

İSTANBUL - Kartal'da çöken 7 katlı binanın “İmar Barışı” mevzuatının eseri olduğunu ifade eden İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe, mühendislik hizmeti almayan kaçak yapıların affedilmesinin kentlere saatli bombaların sokulması anlamına geldiğini söyledi.

İMO: Çöken bina 'İmar Barışı'nın eseridir

İstanbul Kartal ilçesi Orhantepe mahallesinde Bankalar Caddesi Sema sokakta bulunan 7 katlı Yeşilyurt Apartmanın çökmesi sonucu ilk belirlemelere göre 14 kişi yaşamını yitirdi, 14 kişi ise yaralandı. Binanın “İmar Barışı” mevzuatı kapsamında hak sahiplerince Yapı Kayıt Belgesi başvurusunda bulunulduğu belirtildi. Facianın yaşanmasından saatler sonra konu ile ilgili yayın yasağı getirilirken, “İmar Barışı” mevzuatı yeniden tartışma konusu oldu. 

Haziran 2018’de çıkarılan “İmar Barışı” daha sonra Haziran 2019’a kadar uzatıldı. “İmar Barışı”ndan faydalanmak için özellikle İstanbul gibi mega kentlerde çok sayıda başvuru yapıldı. Bu da yıkımlara  davetiye çıkarıyor.

Bağcılar Kirazlı’daki 1176 Sokak üzerinde bulunan bir inşaatta 9 Ekim 2018’de yapılan kazı çalışmaları sırasında bitişikteki binalarda çatlaklar oluştu. Yan yatan binalarda bulunan insanlar tahliye edildikten sonra yıkımı gerçekleşti. 

TEK GEREKÇE: YOĞUN YAĞMUR

Beyoğlu Sütlüce'de de toprak kayması sonucu bir bina 24 Temmuz 2018 tarihinde çöktü. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, "1994'te yapılmış, ruhsatı, iskanı olmayan bir bina, yoğun yağmurlardan dolayı istinat duvarının yıkılmasından sonra büyük bir tehlike yaşıyor" diye açıklama yapmıştı. 

ÜMRANİYE’DE 2 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

2 Kasım 2018’de Ümraniye'de metro inşaat sahasının da bulunduğu caddede göçük meydana geldi. Çevredeki bir siteye ait güvenlik kulübesinin de göçükte kalması nedeniyle 2 güvenlik görevlisi göçük altında kalmış ve yaşamlarını yitirdi. 

Türk Mühendis Ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası  (İMO) Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe, TMMOB İMO İstanbul Şube Yönetim Başkanı Nusret Suna, “İmar Barışı” mevzuatı sonrası binalardaki çökmelerin artmasını, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş Başkanı Faruk Eren ise Kartal’daki binanın çökmesinin ardından yayın yasağının getirilmesini değerlendirdi. 

‘ÜLKE SAATLİ BOMBA GİBİ’

“İmar Barışı çıktığı zaman kentlerde saatli bombalar var.  Mühendislik hizmeti almayan kaçak yapıların oldukça fazladır. Bu yapıları herhangi bir inceleme ve araştırma çalışması yapmadan mal sahibinin kendi isteğine bağlı olarak affederseniz, kentlerimiz daha fazla, daha büyük saatli bombalarla yüklersiniz” açıklaması yaptıklarını ifade eden TMMOB İMO Başkanı Cemal Gökçe, ne kadar doğru açıklamalar yaptıklarını çok fazla zaman geçmeden kendi kendisine yıkılan Kartal’daki binayla görmüş olduklarını söyledi. 

‘KENDİ KENDİNE YIKIMLARI GÖRECEĞİZ’

Kartal’da yıkılan binanın enkazına ambulansların giremediğini ve trafiğin felç olduğunu aktaran Gökçe,  “İstanbul’un karşılaşacağı bir depremde bütün yollar kapanacak. Ulaşım işlemeyecek. Yangınlar çıkacak, o yangınlar söndürülemeyecek. Bu nedenle kaçak ve mühendislik hizmeti görmeyen yapıların af edilmesi değil, tam tersi o yapılar ile ilgili bir mühendislik çalışması yapılması gerekir” diye belirtti. Can ve mal güveliğinin korunmasının bir mühendislik çalışmasına bağlı olduğunu söyleyen Gökçe, “Türkiye’de hep temenniler ve kadere bağlanıyor bir takım şeyler. Kartal’da yapılan o yapı son olmayacak. Başka yapılarından bundan sonra bırakalım depremi kendi kendisine yıkılmasıyla karşılaşacağız. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinin inşaat sektörüne bağlanması ve inşaat sektöründe kuralsız olarak mühendislerin ve mimarların dışlanarak yapılması Türkiye kentlerini çok sıkıntılı bir noktaya oturttu. Kartal’da yıkılan bina da bu anlayışın bir uzantısı ve sonucudur” dedi.

‘GÖZLERİNİ KAÇAK YAPILARDAN GELECEK PARALARA DİKTİLER’

“İmar Barış”ının gelir kaygısıyla getirildiğini dile getiren Gökçe, şunları söyledi: “Türkiye’de 12 milyon kaçak yapının olduğunu ifade ettiler. Gözünü bu kaçak yapılardan gelecek olan paraya diktiler. Gözlerine bu kaçak yapılarından gelecek paralara dikerken de insanların can güvenliklerini ve mal güvenliklerini yok saydılar. Bu af yasası 31 Aralık 2018 tarihine kadar uzatılmıştı. Şimdi 2019 yılının Haziran ayına kadar uzatıldı ve bu süreler içerisinde de yeni kaçak yapılar yapıldı. Binaların üzerine yeni kat ilaveleri yapıldı. Karadeniz yaylaları yeni kaçak yapılarla doldu. Çünkü niye henüz zaman var. Gidecekler müracaat edecekler, yeni yaptıkları yapıları affa sokacaklar.”

Türkiye’de yapı stokların yüzde 60’ının kaçak olduğunu aktaran Gökçe, “Yapıların yüzde 60’ının ruhsatı, iskanı yoktur, yeteri düzeyde mühendislik hizmeti almamıştır. 17 Ağustos 1999 yılında yaşamış olduğumuz depremde yapılarımızın yüzde 25’si devre dışı kaldı.  Dörtte biri kullanılamaz hale geldi. Dolayısıyla şimdi yaşayacağımız bir depremde en az yapılarımızın dörtte biri yani yüzde 25’i kullanılamaz hale gelecek” ifadelerini kullandı.  

‘YAYIN YASAĞI NEDENİYLE YETERİ İNCELEMEYİ YAPAMIYORUZ’

Son olarak Kartal’da yaşanan facia ile ilgili Gökçe, yayın yasağından kaynaklı gerekli açıklama ve gerekli incelemeleri yapamadıklarını belirterek, “Ben 3 kişinin de öldüğünü düşünmüyorum. Orada 12 daire olduğu söyleniyor. Oranın boşaltılmadığı biliniyor. Orada sadece 3 kişi mi vardı. Umarım öyledir” dedi.

‘İMAR BARIŞI’ ÇOK TEHLİKELİDİR’

TMMOB İMO İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna da yaptıkları araştırmalar sonucu binanın 1992 yılında yapıldığını öğrendiklerini ifade etti.  Bina yapıldığında 5 kat olarak imar hakkının olduğunu dile getiren Suna, “5 kata göre ruhsat almış. Projelendirilmiş ama sayın valinin ve bakanında açıkladığı gibi 3 kat sonradan yapıldığı için de iskânı alınmamış. Yapı iskânsız durumda. Dün geceye kadar tek bilgi yoktu. Ama Kartal Belediyesinin dün gece yaptığı açıklamada ‘İmar Barışı’na müracaat ettiğini öğreniyoruz. Tabi ki biz adını ‘İmar Barışı’ olarak kabul etmiyoruz. Düpedüz bir imar affıdır” diye konuştu. 

Mühendislik hizmeti almamış denetimsiz yapıların olduğunu ve bunun her zaman bir risk taşıdığını sözlerine ekleyen Suna, “Olası bir Marmara depremi bekleniyor. Bu Marmara depreminde çok kötü performans gösterebilir diyorduk. Bırakın depremin olmasını, binalar kendi kendilerine dururken, yıkılıyor.  İşte böyle bir durumda ‘İmar Barışı’ bizce çok tehlikelidir” diye belirtti.

YETERLİ PARA TOPLANMADIĞI İÇİN SÜRE UZATILDI’

Suna, “İmar Barışı’ 31 Aralık 2018 akşamı bitecekti. Sonra Haziran ayına kadar uzatıldı. Bu arada şu da oldu; Aralık ayının son haftasında hatırlayacağınız üzere boğazın ön görünümlü bölgesi de buna dahil edildi. Belli tepkilerden sonra bu geri çekilmişti. Ama demek ki baskılara dayanılmadı ve boğaz ön görünümü de buna dahil edildi. Bu akıllara şunu getiriyor; yeterli sayıda müracaat yapılıp beklenilen para toplanılmadığı için bu süre uzatımına gidildi diye düşünüyoruz” dedi.

‘DIŞARIDAN EN UFAK MÜDAHALEDE BİNA ÇÖKER’

Kartal’da yıkılan yapıya ekiplerini gönderdiklerini söyleyen Suna, “Burada kesin incelemeler ve tespitler yapılmadan kesin bir şey söylemek mümkün değil. Söylentiler nelerdir. Alttaki atölyede kolonların kesildiği söyleniyor. Eğer gerçekten orada öyle bir şey varsa, o kolonlar kesilmişse binanın çökme nedeni olabilir. Sonra; bina 5 kata göre projelendirilmiş, ruhsat alınmış ve bina 8 kata çıkarılmış. Zemin kat kolonlarında aşırı yüklenme ve zorlanmalar olabilir. Böyle bir durumda dışarıdan en ufak fiziksel bir müdahalede bina çökebilir” ifadelerini kullandı.

‘YAYIN YASAĞI BİR ÇIRPINIŞTIR’

DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren ise getirilen yayın yasağına ilişkin konuşarak, şunları söyledi: “Bu vahim bir olay. İktidarın kendi verdiği bilgilerin dışında hiçbir bilginin kamuoyuna ulaşmasını istememesinin göstergesidir. Kendilerine rahatsız edeceğini düşündükleri her olayda buna tren kazaları gibi olaylarda dahil yayın yasakları getiriyorlar. Her olayda bunu alışkanlık haline getirdiler. Topluma olumsuz hiçbir şey olmuyormuş gibi yansıtıyorlar. Yakında trafik kazalarına da yayın yasakları getirirler. O binada yaşayanlardan kaç kişinin öldüğünü dahi bilmiyoruz. Onların akrabalarının bile haber alma hakkı engelleniyor. Ama Sosyal medyanın, iletişim teknolojisinin bu düzeyde olduğu çağda çok da karşılığının olacağını sanmıyorum. Bir şekilden toplum ne olup bittiğinden haberdar olacaktır. Muhtemelen ölü sayısı fazlaysa onu gizlemeye çalışacaklardır. Ama yine de bir şekilde toplum haberdar olacaktır. Bunu bir çırpınış olarak görüyorum.”

Mezopotamya ajansı / Sadiye Eser

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2019, 15:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER