İki halk arasındaki yapay sınır hikayesi

KARS - Ermenistan sınırına 50 metre uzaklıkta bulanan Kars'ın Digor ilçesine bağlı Kilittaş köyü iki halk arasındaki yapay sınırların hikayesini taşıyor. Ermenilerin bölgeden göçertilmesi ardından köye yerleşen Kürtler, "Biz halen onların çatıları altında yaşıyoruz" diyor ve sınırın açılacağı günü bekliyor.

İki halk arasındaki yapay sınır hikayesi

Kars'ın Digor ilçesine bağlı Kilittaş (Pekran) köyü, Türkiye-Ermenistan sınırının sıfır noktasında yer alıyor. Tarihi yapısıyla bölgenin en güzel köylerinden biri olan Killitaş ile Ermenistan arasındaki tek şey ise Arpaçay Nehri. Ermeni Soykırımı'ndan sonra köyü boşaltan Ermenilerin yerine, yakın bir köyde kalan Kürtler yerleşir. Köyde hiçbir değişiklik yapmayan Kürtler, Ermenilerden kalma evlerde yaşamlarını sürdürmeye başlar. Adeta açık hava müzesini andıran köyde Ermenilerden kalma 6 kilise bulunuyor.

EKTİKLERİ HERŞEYDEN VERİM ALIYORLAR

Arpaçay Nehri kenarında yüksekliği 300 metreyi bulan bir kanyon içerisinde inşa edilen köyde 40 ev bulunuyor. Köyde sadece evler değil soğuk hava depoları da Ermenilerden kalma. Köy, sadece tarihiyle değil aynı zamanda verimli topraklarıyla da anılırken, köylüler ektikleri neredeyse her şeyden verim aldıklarını söylüyor. Ayrıca Arpaçay Nehri boyunca başta elma ve ceviz olmak üzere çok sayıda meyve ağacı bulunurken, her yıl çok sayıda turist de köyü ziyarete geliyor. Ermenilerin köyde yaşadığı dönemlerde yaptıkları üzüm şarapları ise halen bir çok kişi tarafından övgüyle söz ediliyor. 

KİLİSEYE TERHİS KURŞUNU!

Köyün hemen 50 metre ilerisinde Ermenistan sınırı içerisinde bulunan kilise ise neredeyse yıkılmak üzere. Köylüler, hemen karşılarında bulunan kilisenin, köylerinde bulunan karakoldan terhis olan her askerin bu günü kiliseye ateş açarak kutladığını, kiliseye kurşun sıkmanın askerler için bir gelenek haline getirildiğini söylüyor. Karakolun kısa bir süre önce taşındığını ifade eden köylüler, köyün içerisinde bulunan bir kilisenin de yıktırılarak taşlarıyla karakol yapıldığını belirtiyor.  

'HİÇ SORUN YAŞAMADIK'

Köylülerden Fevzi Şahin, yüzyıldır köyde yaşadıklarını söylüyor. Şahin, "Biz 100 yıldır burada yaşıyoruz. Burası Ermenilerin köyüydü. Biz buraya yerleştiğimizde hiçbir ev yapmadık. Bu köyün tüm evleri Ermenilerden kalma evlerdir. Biz ve onların sınırı arasında sadece su var. Şuana kadar hiçbir sorun yaşamadık ve çok iyi geçiniyoruz" diyor. 

'ARAMIZDA SADECE YAPAY SINIRLAR VAR'

Köyün en tanınmış simalarından ve herkesin "Êzidî Kazo" diyerek çağırdığı Kazım Çoban ise, halklar arasında değil devletler arasında sorunların olduğunu ve aralarında sadece yapay sınırların olduğunu dile getiriyor. Şuana kadar Ermeni halkıyla hiçbir sorun yaşamadıklarını anlatan Çoban, "Şuan bağırsam sesim oraya gidiyor. Aramızda sadece 50 metrelik bir mesafe var. Sınırda bulunan köylerin arıları uçup onların çiçeklerinden, onların arıları da gelip bizim çiçeklerimizden  öz alıyor. Biz onların çiçeklerindeki balları onlar da bizim çiçeklerin ballarını yiyor. Bazen nehrin suyu azaldığı zaman bizim hayvanlarımız onların tarafına geçiyor, onlar hayvanlarımızı tekrar buraya geçiriyor. Aramızda çok güzel bir ilişki var" şeklinde yorumluyor. 

'BİZ HALA ONLARIN ÇATISI ALTINDA YAŞIYORUZ'

46 yıldır Killittaş köyünde yaşayan Çoban şunları anlattı; "Devletlerin politik sorunları olabilir ama bizim sorunumuz yok. Türkiye-Ermenistan arasındaki sorunlar nedeniyle buradaki sınırlar açılmıyor. Bizim orada birçok arkadaşımız var ve biz onları, onlar bizi ziyaret etmek istiyor ama sınırlar kapalı olduğu için olmuyor. Karabağ sorunu bizim sorunumuz haline getiriliyor. Karabağ sorunundan bana ne? Bizim aramızda sorun yok ama devletler zorla sorun yaratıyor. Biz sınırsız bir dünya istiyoruz ama sanırım bu imkansız bir durumdur. Benim soyum oradan gelme, onların soyu buradan gitmedir. Benim evim Ermenilere ait olan bir evdir. Ben hep eve girdiğimde 'Allah rahmet eylesin bak halen onların evinde kalıyoruz' diyorum. Biz buradaki köylüler halen onların çatıları altında yaşıyoruz." 

'SINIRLAR AÇILMALI'

Ermenistan-Türkiye sınırlarının açılmasını istediklerini belirten Çoban, "Türkiye'nin o kadar büyük sorunları var ama başka ülkelerin sınırlarıyla ilgileniyor. Türkiye önce kendi sorununu çözsün sonra Karabağ sorunu ile ilgilensin. Kürt sorunu, Alevilerin sorunu, siyasi sorunlar, dikta sorunu, ekonomik sorunlar gibi yüzlerce sorunumuz var. Önce kendi sorunlarımızı halletmemiz gerekiyor. En önemlisi Kürt sorunudur önce bu sorun çözülsün sonra başkasının yarasına merhem olsunlar" diyor. 

Mezopotamya ajansı / Adnan Bilen

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER