Göçmen Dayanışma Ağı: Sur’da 103 günde 79 çocuk öldürüldü

İSTANBUL – İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu'nun düzenlediği “Gündemimiz çocuk, çocuk haklı" başlıklı sempozyumda konuşan Göçmen Dayanışma Ağı’ndan Berfin Azdal, Sur’da 103 günde 79 çocuğun öldürüldüğünü söyledi.

Göçmen Dayanışma Ağı: Sur’da 103 günde 79 çocuk öldürüldü

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde “Gündemimiz çocuk, çocuk haklı” başlıklı sempozyum çocuk hakları komisyonunun açıkladığı raporun ardından devam etti. İki gün sürecek sempozyumun ilk gününde çocuk işçiler, savaş ve çocuk, anadil ve eğitim, STK ve deneyim aktarımı başlıkları tartışıldı. Sempozyumun yapıldığı salona, “Çocuk susturulur sen susma”, “Çocukları değil karanlığı hapsedin”, “Suçlu çocuk yoktur suça itilmiş çocuk vardır” pankartlarının yanı sıra, gözaltında kaybedilen çocukların isimleri asıldı. 

‘TARIMIN YÜZDE 45’İ MEVSİMLİK İŞÇİLERDE’

Sempozyumun ilk oturumu olan “Çocuk işçiler” başlığında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Prof. Dr. Zeynep Şimşek konuştu. Şimşek, “Dünya Açlık Haritası’na göre her 10 kişiden biri aç. Tarımda çalışanların yarısı mevsimlik işçilerdir. Türkiye’de toplam tarımın yüzde 45’ini mevsimlik işçiler yapıyor. Mevsimlik tarım işçisi iki çalışandan biri ise çocuk. Tarım işçileri en fazla Urfa, Adıyaman, Mardin, Diyarbakır, Batman ve Şırnak’ta. Yaşama hakkı olmadan diğer haklara erişim de olmuyor” dedi. Mevsimlik tarım işçilerinin temiz su hakkına dahi ulaşamadığını vurgulayan Şimşek, Tarımsal ilaçlama nedeni ile yaşamını kaybeden işçilerin de olduğunu ifade etti. 

SUR’DA ÇOCUKLARIN OYUN ALANI YOK EDİLDİ’

Sempozyumun, “Savaş ve çocuk” başlığında ise Göçmen Dayanışma Ağı’ndan Berfin Azdal, Mezopotamya Psikologlar Platformu’ndan Ferat Demir ve Şırnak İHD eski Başkanı Emir Uysal konuşmacı olarak yer aldı. Ferat Demir, savaşı başlatanların çocuklar olmadığını ancak en çok etkilenenlerin onlar olduğunu belirtti. Sokağa çıkma yasağı dönemlerinde Sur, Bağlar ve Nusaybin bölgesinde çocuklarla psikososyal çalışma yürüttüklerini belirten Ferhat, “Suriçi’nde 103 gün süren bir sokağa çıkma yasağı vardı. 79 çocuk öldürüldü ve 40 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Böyle bir ortamda çalışmalarımıza devam ettik. Çocukların oyun alanlarını ve oyuncaklarını yitirdikleri alanda çalıştık. Çocuklar için en travmatik olan buydu. Çocuklar kendilerinin yarattığı oyun alanlarının tahrip edilmesinden çok etkilendi” ifadelerini kullandı. 

‘MÜLTECİLER EĞİTİM DIŞINDA BIRAKILIYOR’ 

Berfin Azdal ise, mültecilerle ilgili prosedürlerin oldukça zor olduğunu ve mülteci çocukların hastanelerde tedavi edilemediğini belirtti. Mülteci çocuklara kimlik kartı verilmediğini ve bu nedenle de çocukların eğitim dışına itildiğini söyleyen Azdal, “Yetkililer mültecileri yerlerini kulak arkası ediyor, görmüyor. ‘Yalova’da yaşasın, Bursa’da yaşasın. İstanbul dışında yaşasın’ diyorlar. Bu sorun bu şekilde çözülmez. Önemli olan karanlığı konuşmak değil karanlığın sorunlarını çözmek” diye belirtti. 

'KÜRT DAHA KOLAY EMPATİ SAĞLAYABİLİYOR'

“Anadil ve Eğitim” başlıklı 3’üncü oturumda konuşan Dilbilimci Sami Tan ise, bir Kürt'ün açısından, bir Türk'e empati yapmanın daha kolay olacağını savunarak, "Çünkü Kürt, Türk'ün müziğini dinleyebiliyor. Onun romanını, edebiyatını okuyabiliyor. Bir Türk'ün nasıl düşündüğünü, nasıl duygulandığını, nasıl yaşadığını biliyor. Ama bir Türkün bunu anlaması zor. Çünkü Kürt’ün nasıl düşündüğünü bilmiyor. O nedenle anadil temelli çok dilli eğitim ve aynı zamanda halklar arasındaki köprünün kurulması açısından da halkların birbirinin dilini öncelikle öğrenmesi gerekir. Bu toplum açısından da, çocuk açısından da çok sağlıklıdır diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. 

Sempozyumun ilk günü  "STK ve Deneyim Aktarımı" başlığı ve "Toprak" isimli kısa bir filmin ardından son buldu. 

Sempozyum yarın devam edecek. (Mezopotamya Ajansı)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER