Diyarbakır Barosu Öcalan’la görüşme talebinde bulundu

DİYARBAKIR – DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ve cezaevlerindeki tutuklarca sürdürülen açlık grevlerine ilişkin Adalet Bakanı’na açık mektup yazan Diyarbakır Barosu, bu süreçte can kaybının yaşanmaması için Abdullah Öcalan’la görüşme talebinde bulundu.

Diyarbakır Barosu Öcalan’la görüşme talebinde bulundu

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın ve yönetim kurulu üyeleri, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ve cezaevlerindeki tutuklar tarafından sürdürülen açlık grevine ilişkin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e açık mektup gönderdi. Baro mektubunda, HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’in, 8 Kasım 2018 tarihinde tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevinde açlık grevine başladığı hatırlatılarak grevin gittikçe yaygınlaştığı ve bugün itibariyle birçok cezaevinde yaklaşık 305 tutuklunun eylemde olduğu kaydedildi. 

‘HAYATİ RİSK TAŞIMAKTADIR’

Leyla Güven, açlık grevine başlamasının gerekçesini, “İmralı Cezaevi’nde tutulan Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması,  Öcalan’ın; avukatları, aile bireyleri ve vasisi ile görüşmesi” olarak kamuoyuna duyurduğu vurgulanan mektupta, “Leyla Güven, tutuklu yargılandığı mahkeme tarafından 25 Ocak 2019 günü serbest bırakılmıştır. Ancak Güven, açlık grevine devam edeceğini kamuoyuna duyurmuş ve halen de eylemine devam etmektedir. 99 gündür bu eylemi sürdüren Leyla Güven’in sağlık durumu gittikçe ağırlaşmakta ve hayati risk taşımaktadır. Nitekim dün ani olarak fenalaşması ve hastaneye kaldırılması, hayati riske işaret etmektedir” denildi. 

‘YAŞAM HAKKINI SAVUNUYORUZ’

Türkiye’nin, cezaevleri ve açlık grevleri konusunda maalesef acı deneyimleri olan bir ülke olduğu hatırlatılan mektupta, “Baro olarak her koşulda yaşam hakkını savunmaktayız. Bu ve benzeri konularda ilkesel yaklaşımımız; mahpusların, taleplerini dile getirirken kendi yaşamlarına zarar verecek eylemlerden kaçınmasıdır. Baro olarak, mahpusun kendi hayatını ortaya koymak suretiyle gerçekleştirdiği en ağır eylem biçimi olan açlık grevi eylemlerini desteklemediği yönündeki bu yaklaşımını, bir kez daha tüm muhataplarına hatırlatıyoruz” diye belirtildi. 

YASALARIN İŞLETİLMESİ

5275 Sayılı Kanunun 59. maddesinde tutuklu ve hükümlülerin avukatlarıyla; 83. ve 116. maddesi ise aile bireyleriyle görüşmeyi düzenlediği kaydedilen mektupta, şu ifadelere yer verildi: “Yasanın bu açık hükümlerine rağmen, Abdullah Öcalan’ın Temmuz 2011’den beri avukatları ile görüşmesine izin verilmemiştir. Aile görüşü kapsamında ise Ekim 2014’den beri kardeşi Mehmet Öcalan ile sadece iki defa görüştürülmüştür. İmralı hapishanesine Mart 2015 tarihinde götürülen üç mahpus ise avukat ve aileleriyle bugüne kadar hiç görüştürülmemiştir. Dolaysıyla İmralı’da bulunan Öcalan ve üç mahpusun, yasadan kaynaklı aile ve avukat görüşü haklarından yararlandırılmadıkları kamuoyunun malumudur.”  

AYIRIMCI UYGULAMALAR UYARISI

Mektupta, ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan avukat-müvekkil görüşme hakkı ile mahpusların aile bireyleriyle düzenli bir şekilde görüşme hakkının, Öcalan da dahil olmak üzere her zaman ve her koşulda eşit ve ayrımsız bir şekilde her mahpusa tanınması gerektiği dile getirildi. Diyarbakır Barosu, açlık grevinde olan başta Leyla Güven olmak üzere diğer tüm mahpusların yaşamlarının daha fazla tehlikeye girmemesi için bu ayrımcı uygulamadan vazgeçmeye, başta Adalet Bakanı olmak üzere ilgili diğer kurumları ulusal ve uluslararası mevzuatın gereğini yerine getirmeye davet etti. 

ÖCALAN İLE GÖRÜŞME TALEBİ

Baronun mektubunda, şöyle denildi: “Bu sürecin herhangi bir can kaybı yaşanmadan sonlandırılması, geçmiş yıllarda da tecrübe ettiğimiz üzere muhtemel daha büyük sosyal krizlerin önlenmesi için koşullarının sağlanması durumunda, Diyarbakır Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu olarak; Abdullah Öcalan ile görüşebileceğimizi belirtmek isteriz. Amacımız açlık grevlerini desteklemek ya da ölümü kutsamak değil, aksine yaşam hakkını korumak ve toplumsal barışa kapı aralamaktır. Bu samimiyete ve birikime sahip olan Diyarbakır Barosu, bir kez daha barışı denemenin, halklarımızın yararına olduğuna inanmaktadır.  Bu nedenle tüm risklere rağmen, Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu olarak bu ağır sorumluluğu almaya adayız ve hazırız.” 

Mezopotamya Ajansı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER