Avukatlar hakim karşısında: Yargılanması gereken insanlığa karşı suç işleyenlerdir

GÜNCEL-- Cizre'de sokağa çıkma yasağı sırasında yaşananları protesto eden avukatların yargılandıkları davada savunma yapan Avukat Ercan Kanar, Cizre'de insanlığa karşı suç işlendiğini belirterek, "Yargılanması gerekenler insanlığa karşı suç işleyenlerdir. Biz demokratik eleştiri hakkımızı kullandık" dedi.

Avukatlar hakim karşısında: Yargılanması gereken insanlığa karşı suç işleyenlerdir

Şırnak'ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde yaşananları protesto etmek amacıyla Birleşik Haziran Hareketi Hukukçuları, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Avukatlar Derneği, Demokrasi İçin Hukukçular, Hakevleri Hukuk Dairesi, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği tarafından 15 Eylül 2015 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan Tünel Meydanı'nda eylem düzenlenmişti. Eyleme katılan 18 avukat hakkında "Örgüt propagandası yapmak" ve "Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamak" iddiasıyla açılan davanın 2'nci duruşması görüldü. İstanbul 36'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden duruşmada sanık olarak yargılanan avukatların bir bölümü ile Fransa'dan gelen uluslararası bir heyet katıldı. Duruşma yargılanan avukatların savunmalarıyla başladı. İlk söz alan avukat Gökmen Yeşil, yoğun bir mesleki süreçten geçtiklerini belirterek ek süre talep etti. 

'İDDİANEMEYİ KABUL ETMMEM MÜMKÜN DEĞİL'

Daha sonra söz alan avukat Can Atalay da, "Soruşturma aşamasında verdiğim ifadeyi tekrara ediyorum. Açıklamayı dinlemek üzere oraya gittim ve ayrıldım. İddianamede atılı suçları işlemedim ve bunların işlendiğini de görmedim. Ben suç işlediğimi düşünmüyorum. Bu iddianameyi mesleki olarak kabul etmem mümkün değil" dedi. 

'ÖZGÜRLÜĞÜN GÜR SENİNİ ÇIKARMAYI DÜSTUR EDİNENLERDENİZ'

Avukat Ercan Kanar da, "Öncelikle vurgulamak isterim; saptamalar bir savunma olmayıp iddianameyi sorgulamaktır. Biz hukukçu olan avukatlarız. Biz avukatlar masanın üzerine, bir tarafa gerçekleri diğer tarafa kellemizi koyarız. Hukukçu avukatlar savaşa, diktatörlüğe, katliamlara, ırkçılığa, şovenizme, soykırıma karşı çıkar. Dünyanın her tarafında insanların eşitliğini savunur. Sayın yargıçlar, biz hukukçu avukatların işlevi sadece duruşmaya girmek değil, yaşamın her alanında eşitlik ve özgürlükleri savunmaktır. Özgürlüklerin gür sesini çıkarmayı düstur edinenleriz. Bu bizim mesleğimizin doğasında vardır. Dünyadaki bütün reformlarda köklü değişimlerde hukukçu avukatların rolü büyük olmuştur. Devrimlerin en önünde hukukçu avukatlar vardır, iktidar maşası olmazlar" dedi.

Bu davanın Türkiye hukuk tarihinin yüz karası davalarından biri olduğunu vurgulayan Kanar şöyle devam etti: "İddianameyi hazırlayan savcı iktidarın avukatı gibi hazırlamıştır. Yargıyı bir kılıç olarak kullanan devlet başkanı dahi 'yargıyı bağımsız yapacağız' diyerek, yargının bağımlı olduğunu itiraf etti. Coğrafyamızın üstünlerini değil, hukukun üstünlüğünü savunan yargıçlara ihtiyacı var. Cizre'de insanlığa karşı suç işlenmiştir. İnsanlığa karşı ve barışa karşı suç savaş suçundan ağırdır. Bunlar suçların suçudur."

'CİZRE'DE NE OLDU?'

Kanar, konuşmasının devamında o dönem Cizre'de yaşananlara ilişkin şu bilgileri verdi: "Peki Cizre'de ne oldu? İnsan hakları dernekleri, vakıfları, hukuk kurumları, tabip odaları, bölge belediyeleri orada sayısız inceleme yaptı. Çoğu kez şehre sokulmamalarına rağmen sayısız raporlar hazırlandı. Siviller yaygın, sistematik biçimde infaz edildi. İnsanlar, hayvanlar, evler tarandı. Yasak boyunca su şebekeleri patlatıldı, kolluk kuvvetlerince kapatıldı, su ihtiyacının giderilmesi bilinçli engellendi. Ağır silahlar kullanıldı, trafolar patlatıldı, kolluk tarafından elektrik engellendi. Camilerde ezan okutulması engellendi. Minarelere keskin nişancılar yerleştirildi. Cizre Devlet Hastanesi'ne girişler kolluk tarafından kapatıldı. Acil Servis görevlilerine kolluk, asker açtı. Yaralılar hastaneye gidemeden gözaltına alındı. Eczanelerin açılmaması talimatı verildi. Tüm Cizre halkında psikolojik travma oluştu. Deliller bilinçli karartıldı. Kolluk kuvvetinin çok ağır silahlar kullandığı tespit edildi. Öldürülen insanların tamamının sivil olduğu tespit edilmiştir. Yaşamını yitirenlerin defnedilmesine izin verilmediği için cenazeler dolaplarda bekletilmiştir. Okullar karakola dönüştürülmüştür."

'YARGILANMASI GEREKEN İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLEYENLERDİR'

Söz konusu ihlallerin demokratik kurumların objektif olarak hazırladığı raporlara yansıtıldığını aktaran Kanar, Birleşmiş Milletler Konseyi'nin de sokağa çıkma yasakları dönemini insanlığa karşı suç olarak değerlendirildiğini söyledi. Kanar şöyle devam etti: "Yargılanması gerekenler biz değil, insanlığa karşı suç işleyenlerdir. Biz orda şiddeti teşvik etmedik demokratik eleştiri hakkımızı kullandık. Bu tür uygulamalara hukukçular karşı çıkmayacak ta kimler karşı çıkacak." 

Savunmaların ardından iddia makamı mütalaasında, atılı eylemin suç oluşturup, oluşturmadığının hukuki ve tayin ve takdirinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle avukatların beraat taleplerinin reddini istedi. 

SAVUNMA İÇİN EK SÜRE

Mahkeme heyeti ise, avukatların derhal beraat taleplerinin ilk celsede değerlendirildiğini, yeniden değerlendirilmesine yer olmadığına, avukatların savunmalarını yapmaları için süre vererek, duruşmayı 19 Şubat 2019 tarihine erteledi.

Mezopotamya Ajansı

Güncelleme Tarihi: 08 Kasım 2018, 15:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER