Açlık grevleri, toplumsal barışa duyulan ihtiyacın manifestosudur'

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da açıklama yapan siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, Türkiye’de cezaevleri ve dışarıya yayılan açlık grevlerinin, toplumsal barışa duyulan ihtiyacın manifestosu olduğunu belirterek, açlık grevindekilerin talebinin bir an önce karşılanması gerektiğini kaydetti.

Açlık grevleri, toplumsal barışa duyulan ihtiyacın manifestosudur'

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağır tecridin kaldırılması talebiyle DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ve cezaevlerinde başlatılan açlık grevine ilişkin Diyarbakır'daki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri ortak basın açıklaması düzenledi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Barış Anneleri Meclisleri, Tutuklu Yakınları ile Yardımlaşma Derneği'nin (TUAY-DER) katılımıyla HDP il binasında düzenlenen açıklamanın yapıldığı salona, “Tecrit insanlık suçudur siyasi tutsaklara özgürlük”, “Açlık grevi eyleminizi selamlıyoruz” ve “Talepleriniz talebimizdir” pankartları asıldı. 

Hazırlanan ortak açıklamanın Türkçesini HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, Kürtçesini  ise DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk okudu. Öcalan’ın 1999 yılından beri İmralı Adası’nda ağırlaştırılmış tecrit koşullarında tutulduğunu hatırlatan Başaran,“Her türlü hukuk, insani değer ayaklar altına alınarak, Sayın Öcalan’ın 2011 yılından beri avukatları ile, 2015 yılından beri İmralı Heyeti ile, 2016 yılından beri ailesi ile görüşülmesine izin verilmiyor. AİHM kararlarına ve CPT tarafından yayınlanan raporlara rağmen, Sayın Öcalan’ın yasalarca tanınmış temel hakları gasp ediliyor” dedi. 

'TECRİT HALKLARA KURULMUŞ SİNSİ BİR TUZAKTIR'

Öcalan’a özellikle 2015 Nisan ayından bu yana avukat, aile, vasi, heyet ile iletişim, haberleşme, telefon, mektup ve faks olanağını da yasaklayan mevcut saldırı ve mutlak tecrit uygulamasının da ötesinde bir durum olduğunun vurgulayan Başaran, “İmralı özelinde Sayın Öcalan’a uygulanan mutlak tecrit uygulaması, en temel haklara, ulusal ve uluslararası yasalarla güvence altına alınmış evrensel normlara aykırıdır; insanlık dışıdır. İmralı’da kurulan devletler arası özel statü herhangi bir yasaya, hukuka dayanmayan korsanlık uygulamasıdır. İmralı’da uygulanan NATO sistemidir, İmralı’da gladyo kuralları geçerlidir. İmralı’da tecrit uygulaması ile kurulan tuzak Türkiye’deki halkların geleceğine karşı kurulmuş çok sinsi bir tuzaktır” ifadesinde bulundu. 

'TECRİT EDİLEN BARIŞ VE ÇÖZÜM İRADESİDİR'

İmralı ile iletişim kanallarının açık olduğu süreç boyunca Türkiye halklarının, barış iklimini tattığını ve bir arada yaşamın mümkün olduğunu gördüğünün altını çizen Başaran, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye toplumu 2013-2015 umut, barış ve çözüm iklimini bizzat sayın Öcalan’ın çabalarına borçludur. Bugün tecrit edilen kapısına kilit vurulan bu barış umudu ve çözüm iradesidir. İmralı’daki tecrit ile başlayarak Türkiye’ye yayılan, karanlık savaş atmosferi, kriz ve kaostur. Halihazırda Ortadoğu’da devam eden savaş sarmalı, Türkiye’de artarak devam eden çatışma süreci bu çözümsüzlük politikalarının sonucudur. Aynı zamanda özgün mücadele görüşleri ile çağımızın önemli düşün insanlarının başında gelen Sayın Öcalan’ın toplumla olan tüm bağlarının kesilmeye çalışılması, toplumun kutuplaşmasından ve şiddetten beslenen anlayışların hakim olmasına, otoriter rejimlerin toplum üzerinde tahakküm kurmasına neden olmaktadır."

‘ORTAK TALEBTİR’

Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Güven’in başlatmış olduğu süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 29 güne ulaştığını belirten Başaran, mutlak tecridin kaldırılması talebiyle Güven’in başlatmış olduğu açlık grevinin Türkiye’nin tüm cezaevlerindeki HDP, DBP, DTK ve TJA’nın üyeleri ve milletvekillerinin de katılımı ile etmekte olduğunu dile getirdi. Başaran, şunları dile getirdi: “Bu isyan ve çığlık büyüme, gelişme ve herkesi etkileyebilecek tehlikeli boyutlara ulaşma potansiyeline sahiptir. Leyla Güven’in öncülük ettiği, binlerce tutsak, siyasetçi ve aktivist tarafından sürdürülen bu isyanın ve haykırışın talebi en temel hukuk kurallarına uyulması ve tecridin sona ermesidir. Türkiye’nin kendi iç yasalarına, temel insan haklarına, imzacısı olduğu sözleşmelerden herhangi birine uyması ile gerçekleşebilecek insani ve haklı bir taleptir. Bu talep Türkiye’de insan haklarından, barıştan ve bir arada yaşamdan yana olan demokratik şahıs ve kurumların ortak talebidir.”

DUYARLILIK ÇAĞRISI

Açlık grevleri henüz kritik bir aşamaya ulaşmamış olması tüm taraflar için çözüm fırsatı sunmakta olduğunu belirten Başaran, “Kritik aşamaya ve korkulan boyutlara ulaşmadan, bu haklı talebin kabul edilmesi hem tutsakların bedensel bütünlüğünün korunmasını sağlayacak hem de Türkiye’nin toplumunun barış içinde bir arada yaşamasına katkıda bulunacaktır” diye konuştu.  

Türkiye’de cezaevlerine ve dışarıya yayılan açlık grevleri, toplumsal barışa duyulan ihtiyacın manifestosu olduğunu ifade eden Başaran,“Bu nedenle, barış talebinin yanında yer alan tüm demokrasi güçlerini, tecridin kaldırılması ve barışın tesisi için harekete geçmeye, muhatapları ise bu eylemleri dikkate alarak bir arada yaşama dair talebin daha fazla zarar görmemesi adına duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.  

Mezopotamya Ajansı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER