Türkiye adım adım saha dışı bırakılıyor
banner247

Kuzey Suriye Demokratik Federalizmi Meclisi'nin Cizîr Kantonu'nun Dêrîk'e bağlı Rimêlan kasabasındaki 3'üncü toplantısı ve alınan kantonların ilanı ile seçim kararı, Türkiye'nin Efrîn Kantonu'na saldırı senaryolarını yeniden ıstmasına yol açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan en üst perdeden "Fırat Kalkanı ile terörün kalbine soktuğumuz hançeri genişletmekte kararlıyız" diyerek, ÖSO grupları ile Efrîn'e saldırı amacını dile getirdi. Bu söylemlerden sonra Efrîn halkı ve savaşçılar savunma hatlarını güçlendirirken, bölgede bir güvenli alan konusunda anlaşan ABD ve Rusya'nın ise görevi Mısır'a verdiği kaydedildi.

NUSRA HESAPLARI BOZDU

Türkiye'nin söyleminin nedenlerinden birisinin de 18-23 Temmuz tarihleri arasında kendisine bağlı Ehrar El Şam'ın İdlib'teki bir çok alanı El Nusra'ya kaptırması ve Türkiye'nin İdlib üzerindeki etkisinin kırılması olduğu belirtiliyor. Bu çatışmalarda Nusra, Bab El Hawa sınır kapısına dayanmış ve Türkiye'nin üs olarak kullandığı Cisr El Şixûr, Atmê ile Dana'yı hakimiyetine almıştı. Bu da İdlib'teki senaryoların yeniden yazılmasına neden oldu. 

İDLİB'TE TÜRKİYE KAYBETTİ

Kuşkusuz bu savaşın en büyük kaybedeni Türkiye oldu. Türkiye'nin Ehrar eli ile İdlib'e geçmek, Efrîn'i kuşatmak ve rejim ile İran'ın uyguladığı ambargoyu derinleştirmek istediği saklanmayan bir gerçekti. Böylelikle Til Rifat alınacak ve Ezaz'dan İdlib'e koridor açılıp Efrîn iyice kıskaca alınacaktı. Türkiye'nin bel bağladığı "Fırat Kalkanı" gruplarının Eyn Deqnê'de ağır yenilgisi, Ehrar El Şam'ın Tahrir El Şam (El Nusra) karşısındaki yenilgisi ABD Başkanı Donald Trump'ın CİA'ye “ÖSO'ya desteği kes" talimatı, Erdoğan ve AKP hükümetini zamanı geçmiş yeni senaryoları canlandırmaya itti.

El Nusra karşısındaki yenilginin dağılmaya yol açmaması için Ehrar El Şam genel sorumlusu olan Elî Omer'i Hassan Safwan ile değiştirdi. Her ne kadar dağılma engellenmek istense de 21 taburun Nusra'ya geçtiği, İdlib'te kalan az sayıdaki Ehrar gücünün de Nusra denetiminde olduğu belirtildi.

EFRÎN ÖZGÜCÜNE İNANIYOR

Türkiye'nin saldırı söylem ve operasyonlarına karşı YPG/YPJ öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri'nin (QSD) Efrîn oluşumu, halk ile birlikte saldırılara karşı seferberlik ilan etti. Eyn Deqnê'ye TSK ve "Fırat Kalkanı" gruplarının ağır saldırısı, bu hazırlıkla püskürtüldü. Demokratik Federalizm Meclisi'nin Efrîn ve Şehba bölgesini kanton ilan etme kararı Türkiye'nin saldırıları ağırlaştırma söylemleri ile karşılık bulunca, bu hazırlıklar had safhaya çekildi. Türkiye’nin havadan saldırı olasılığını değerlendiren QSD ve Efrîn Savunma Bakanlığı içindeki yetkililer, Eyn Deqnê saldırısında Rusya'nın sadece seyirci kaldığını, bu sebeple kendi öz güçlerini büyütme dışında alternatif hesabı yapmadıklarını söyledi. Şimdi Rusya'nın ABD ile anlaşıp yeni bir oluşuma gittiğini söyleyen yetkililer, "Türkiye ÖSO ile Eyn Deqnê'de saldırı planını denedi. Rusya'nın sessizliği kabul edilemez. ABD ile anlaştılar, Türkiye'nin İdlib’e girmesini engelleyecekler. Ancak tüm bunlara karşı biz kendi öz gücümüzü geliştirip, kendimizi savunacağız" dedi. QSD'nin Rakka operasyonunu düzenleyen gücü de geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, saldırı olması halinde Rakka operasyonunu durdurup bölgelerini koruyacaklarını açıklamıştı. QSD, silahlı gruplardan kurtarılan alanların başka gruplara bırakılmayacağını kaydetmişti. 

ABD RUSYA HESAPLARINDA TÜRKİYE YOK

Suriye'nin kuzey ve doğusu, ABD ve Rusya tarafından G20 zirvesinde masaya yatırılmıştı. 2 büyük devletin anlaştığı toplantıda, ABD'nin İdlib pazarlığı masasında da kendisine yer bulduğu kaydedildi. Bu toplantıdan hemen sonra ABD himayesindeki gruplardan desteğini çektiğini açıkladı. Bu antlaşma ile Türkiye'nin Rusya'dan uzaklaşacağı ve Rusya'dan istediklerini alamayacağı sonucunu doğuracağı belirtiliyor. 2 devletin Türkiye'nin Ezaz-Bab hattında ve İdlib'te ilişkide olduğu Cihadist gruplardan rahatsız oldukları, Türkiye'nin elini çekmemesi durumunda hiç bir masada yer bulamayacağı belirtiliyor. 

GÜVENLİ BÖLGELER İLAN EDİLECEK

İdlib konusunda antlaşmaya varan ABD ile Rusya'nın Suriye'nin doğu ve kuzeyinde güvenli bölgeler (çatışmasızlık) ilan etme ve kontrolünü sağlama görevini Mısır'a verdiği kaydediliyor. Bu bölgelerin doğu ve güneydeki Dêra Zor ile Ebu Kemal, kuzey ve batıda ise İdlib, Bab, Efrîn'in bir bölümü, Şehba bölgesinin ismi geçerken, Türkiye'nin sürekli saldırdığı Til Rifat ve Mnix'in de masada olduğu belirtiliyor. Yine Türkiye, İran ve Rusya'nın "çatışmasızlık" ilan ettiği, ancak çatışmaların sürdüğü 4 bölgenin de projede yer aldığı kaydediliyor. Yine TSK denetimindeki Ezaz, Cerablus ve Bab üçgeninin de bu plana dahil edilmesinin tartışıldığı ifade ediliyor.

MISIR TÜRKİYE VE İRAN'A SET Mİ?

Türkiye'nin neo Osmanlıcılık politikası, İran'ın Şia desteği, Katar ve Suudi Arabistan'ın selefi-cihadist El Kaide eli ile girdiği Suriye sahasında Mısır'ın aktif hale getirilmesinin, bu ülkelerin sahadan çıkarılması anlamına geldiği kaydediliyor. Arap milliyetçiliğine dayanan Mısır, Suriye devleti ve ılımlı muhalefeti ile sürekli ilişkisinin yanında, batının siyasetinin argümanı olmaktan çıkmamıştır. Müslüman Kardeşler'e yakınlığı, Mursi'ye desteğini af etmeyen Mısır'ın Türkiye politikalarına karşı durmasının kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Yine bölgenin güçlü devletleri olan İran ve Türkiye'ye karşı durabilecek gücü olan Mısır'ın, Suriye sahasında aktifleştirilmesi kararının verildiği görülüyor. Suriye sahasında sürekli karışıklık çıkaran İran ve Türkiye'nin önünün Mısır ile kesileceği ifade ediliyor. Müslüman Kardeşler örgütünden olan Mursi döneminde ÖSO gruplarının desteklenmesi ile kesilen Mısır-Suriye ilişkileri, Sisi'nin askeri darbesi ile yeniden yumuşama eğilimine girdi. 

Rejim ile ÖSO grupları arasında arabuluculuk yapan Mısır'ın bu grupların rejim ile uzlaştırılmasında önemli rol üstleneceği kaydediliyor. Böylelikle Türkiye'nin Astana'da üstlendiği ÖSO rejim uzlaşması görevinin de Mısır'a verildiği anlaşılıyor. Bu doğrultuda Humus'ta ÖSO grupları ile rejim arasında sağlanan antlaşmanın garantörü Mısır ile Rusya oldu. Türkiye'nin bu şekilde adım adım tecrit edileceği ve yerine Mısır'ın yerleştirileceği belirtiliyor.

MISIR'IN FEDERASYONA BAKIŞI

Günümüze kadar Türkiye destekli grupların savaşı derinleştiren politikalarına karşı sert açıklamalar yapan Mısır'ın şimdiye kadar Kuzey Suriye Demokratik Federalizmi konusunda olumsuz açıklamasının bulunmadığı biliniyor. Bunun yanında Mısır'ın bir çok aydını, yazarı ve kurumu da federasyon ile ilişkilenerek, destek açıklaması yapmıştı. Bu da gelecekte Mısır'ın federasyon yönetimi ile daha yakından ilişkilenebileceği şeklinde yorumlanıyor.

Kaynak - dihaber

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Mücella Yapıcı: AKP ahlaksız bir toplum yarattı
İstanbul Kent Savunması'nın düzenlediği panelde konuşan Mimar Mücella Yapıcı, “AKP, felsefi olarak...

Haberi Oku