Prof. Dr. Soysal: “kendi Kanser İlacımızı Üretmemiz Lazım"

Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal, "Ülkemizde kanser ilaçlarının temini ile ilgili bazı sıkıntılar yaşanabiliyor. Bazı ilaçlar ülkeye girerken fiyat politikalarından etkileniyor. Kendi ilacımızı üretmemiz...

Prof. Dr. Soysal: “kendi Kanser İlacımızı Üretmemiz Lazım
Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal, "Ülkemizde kanser ilaçlarının temini ile ilgili bazı sıkıntılar yaşanabiliyor. Bazı ilaçlar ülkeye girerken fiyat politikalarından etkileniyor. Kendi ilacımızı üretmemiz lazım" dedi.

Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen ve uluslararası geniş katılımlı önemli bir marka olan 4. Uluslararası Lösemi-Lenfoma-Miyelom (LLM) Kongresi’nin basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal, “Kronik lösemilerin kronik miyeloid ve kronik lenfositik 2 türünün tedavilerinde büyük gelişmeler var. Bu iki tür erişkinlerin lösemilerinin yüzde 50’sini oluşturuyor. Kronik lenfositik lösemi, büyük ölçüde öncelikle yavaş seyreden sonradan hızlanan, hastanın ilerleyen dönemlerinde yaşamını olumsuz etkileyen bir hastalık olarak biliriz. Son yıllarda kemoterapiye ek olarak monoklonal antikor dediğimiz tedavilerin birlikte kullanılmasıyla hastaların yaşam sürelerinde uzamalar oldu. Hastalığını kontrol ettiğimiz, tam yanıt aldığımız hasta sayısı önemli boyutta arttı. Hücrelerin habis davranmasına neden olan bazı enzim bozukluklarının tespit edilip, bu enzim bozukluklarına yol açan genetik unsurların da tespit edilip, hücrenin davranışını değiştirecek moleküller bulunuyor. Şu an çalışmalar devam ediyor, gelecekte birçok hasta diğer kan hastalıklarında da bu tedavilerden faydalanacak” diye konuştu.

"KANSER İLAÇLARINDA DIŞA BAĞIMLIYIZ"

Türkiye’de konuşulan tüm kanser ilaçlarında yurt dışına bağımlı olunduğunu, bu bağımlılığın da problemler ortaya çıkarttığını söyleyen Prof. Dr. Fahir Özkalemkaş, “Ülkemizde ilaçların temini ile ilgili bazı sıkıntılar yaşanabiliniyor. İlaç sıkıntısı tek taraflı basit bir sorun değil. Pahalı, yeni, eski, ucuz, nakli sırasından kullanılan ilaçlar var. Bu ilaçların hepsinden az temin edilebilen ya da temin edilemeyen ilaç grupları var. Bazı ilaçlar ülkeye girerken fiyat politikalarından etkileniyor. İlaç fiyat politikasındaki değişiklikler kısa vadede bazı çözümler getirebilir. Kendi ilacımızı, yerli ilaçları üretmemiz lazım. Hastaların tedavilerinin aksamamalarını, kürlerinin tam yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

"YATAK VE HEMŞİRE SAYISI ARTIRILMALI"

Özellikle büyük şehirlerde hastaların yatak bulmada da sıkıntı yaşadığını, hastanelerde hemşire ve personel sayısının yetersiz olduğunu savunan Prof. Dr. Hale Ören, “Bilimsel olarak Türkiye geride olan bir ülke değil. Özellikle çocukluk kanserlerinde yüzde 80 oranına kadar iyileşme sağlanabiliyor. Fakat hastaların yatak sorunu bulunuyor. Bilindiği gibi enfeksiyon olmadan özel, daha iyi şartlarda tedavi edilmeli. Yatak sayısı uygun bir şekilde artırılmalı. Fakat sadece yatakla da bitmiyor. Personel ve hemşire eksikliğimiz de bulunuyor. Ne kadar hemşire olursa o kadar iyi bakım verilir. Bu sayılar artırılırsa sağ kalım sayısı daha fazla artacaktır” dedi.

"ÜLKELERARASI BİLGİ PAYLAŞIMI ÖNEMLİ"

Avrupa dışında da bir çok yabancı katılımcının olduğu kongreye Köln Üniversitesi Hastanesi’nden katılan Prof. Dr. Andreas Engert ise, “Son yıllarda hematolojik kanserlerde belirgin kür oranlarının artması dikkat çekici. Özellikle lösemi, lenfoma gibi benzer hastalıklarda yoğun çabalarla kür oranları artmakta. Kür oranlarının artmasında ilaç endüstrisinin önemi var ama özellikle klinik araştırmalar çok önemli” dedi. Prof. Dr. Engert, “Hodgkin lenfomada sadece bir hematolog tedavi için yeterli değil. Multidisiplinel bir çalışma gerekiyor. Radyasyon onkologları, nükleer tıp, görüntüleme yöntemleri önemli. Hodgkin, kanserle arasında az görülen bir kanser tipi değil, sık görülüyor. Bilgi birikimlerinin hastalığın tedavisi ve hastalığın sağ kalım oranları açısından farklı ülkelerle paylaşımı çok önemsiyorum. Kemoterapi ve radyoterapi tedavileriyle her ne kadar sağ kalım oranları artsa da bu hastalık gençlerde daha fazla görüldüğü için uzun dönmede ortaya çıkabilecek yan etkilerinin azaltılması için birtakım çalışmalar yapılıyor” şeklinde konuştu.

"İSTANBUL’U TANITIYORUZ"

Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir, “Yarısı yabancıların oluşturduğu 450 üzerinde katılımcı var. Ayrıca 25 farklı ülkeden 45 yabancı konuşmacı katıldı. Yurt dışına konuşmasını dinlemek için gittiğimiz konuşmacıları İstanbul’da misafir etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Kongre için artık yurtdışına çıkmamıza gerek yok. Genç meslektaşlar için, yurt dışına gidemeyenler için konuşmacıları buraya getiriyoruz. Diğer bir önemli unsur da ülkemizi, İstanbul’u tanıtma fırsatı yakalıyoruz” diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER