Erciş'te Yoksulluğun çığlığı!

Erciş ilçesinde yaşanan depremin mağdur ettiği aileleri, bu kez de TOKİ mağdur etti.

İDRİS YILMAZ


   Evini ve eşyalarını depremde kaybeden işsiz babanın Merya Çelik adlı çocuğu, "Depremden sonra neyimiz varsa hepsi gitti. Şuan tek besin kaynağımız bayat ekmek" dedi. 

Van'da 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerin ardından yaşanan acılar halen tazeliğini koruyor. Depremde evleri yıkılan depremzedelerin içinde bulunduğu imkânsızlıklar dayanılmaz hale geldi. Yaşanan depremde evini ve eşyalarını kaybeden 10 çocuk babası Abdulkadir Çelik, işsizlik nedeni ile evine ekmek götüremezken, TOKİ'nin kendisine gönderdiği ortak gider parası Çelik'i çaresizliğe sürükledi. Yoksulluğun yarattığı en büyük acıyı ise Çelik'in çocukları, Harun (14), engelli Merya (13), Âdem (12), Özlem (11), Güneş (10), Vedat (7), Ferhat (6), Gülşahan (5), Berfin (4) ve Evin (3) yaşıyor. Yaşadıkları sıkıntıları gözyaşları içinde anlatan 13 yaşındaki engelli Merya, elbise ve ayakkabılarının yırtık olmasından dolayı okula utanarak gittiğini söyledi. Merya, kendilerine yardım eli uzatılmasını isteyerek, "Evimizde sıcak aşa muhtacız, kapımız çalındığında, 'komşular bize sıcak yemek mi getirdi' diye seviniyoruz. Fakat kapıyı açtığımızda faturaları getiren memurlarla karşılaşınca dünyamız yıkılıyor. Babam işsiz olduğu için bize bakan kimse yok. Dünyada tek istediğim babamın bir iş sahibi olması. Eve gelirken yoksulluğun yarattığı çaresizlikten dolayı asık olan yüzünün gülümsemesidir" dedi.

'TOKİ hayatımızı alt üst etti'

Maddi durumları olmadığı için sabah erken saatlerinde fırınlarda bayat ekmek almak için kuyruğa girdiğini ifade eden baba Abdulkadir Çelik, çocuklarının ana ve tek besin kaynağının kuru ekmek olduğunu söyledi. İşçi pazarında gününü bekleyerek geçirdiğini dile getiren baba Çelik, yaşadıklarını şu cümleler ile anlattı: "Bazen 10 günde bir iş geliyor. Kazandığım ya 50 ya da 100 TL bu para ise yalnızca kuru ekmek ihtiyacımızı karşılıyor" dedi. Yaşanan depremin ardından evlerinin yıkılması üzerine TOKİ'ye yerleştiklerini ifade eden Çelik, deprem nedeniyle hiç birşeyinin kalmadığını ve tüm eşyalarının depremde yıkılan evin altında kaldığını söyledi. Hiç bir gelirinin olmadığını belirten Çelik, "Zaten dertli bir başım vardı. Bu da yetmedi yaşanan deprem sonrası yerleştiğim TOKİ tam bir dert oldu. Evimde tüp gazım olmadığı için elektrikli ocak kullanıyorum. Bu da elektrik faturanın yüksek gelmesine neden oluyor. Her ay bana 500 TL elektrik faturası geliyor." 

'Bizim hakkımızı zenginler yiyor'

Yaşanan depremin ardından ekonomik gelirleri düşük aileler için devletin İŞ-Kur vasıtasıyla Erciş'te çok sayıda kişiyi geçici de olsa işe aldığını belirten Çelik, İŞ-Kur'dan alımının yapılması için defalarca müracaat etmesine rağmen kendisine iş verilmediğini ifade ederek, "Belediyede ve çeşitli kurumlarda akrabaları olan arkadaşlarımın tümü işe alındı. Fakat ne hikmetse durumumu bilen yetkililer beni işe almadı. Erciş'te giyim mağazası olan ve hiç ihtiyacı olmayan binlerce kişiye iş verildi, bana verilmedi. Ne iş olursa olsun isterse akşama kadar bana taş taşıtsınlar yeter ki, iş versinler. Çocuklarım çoğu gün aç yatıyor ve ben çaresizce onları izliyorum. Ne olursunuz çocuklarımın hatırına bana iş versinler" dedi.

'Başbakan ve kaymakam görsün bunu'

Başbakan'ın televizyonlarda "en az 3 çocuk yapın" ifadelerine değinen Merya, "Başbakan her defasında insanlara 'en az 3 çocuk yapın' diyor. Benim ise 9 kardeşim var, benimle birlikte 10 kardeşiz ve açlıkla mücadele ediyoruz. Babamın 10 çocuğu olmasına rağmen bir işi yok. Bakın dolaplarda kap kaşıktan başka hiçbir erzak yok. Ne bir buzdolabımız var ne de çamaşır makinemiz. Biz insan değil miyiz? Suriye'deki mülteciler bile bizden çok daha iyi şartlarda yaşıyor. Lütfen yaşadığımız durumu iyi çekin. Kimseden gizlimiz saklımız yok. Başbakan ve kaymakam iyi görsün evimizin halini, belki bir daha babam aç hali ile kaymakamlık kapısına gittiğinde dinlerler" dedi.

'Annem hasta doktora götüremiyoruz'

Annesinin gece sabaha kadar durmadan öksürdüğünü ifade eden Merya, ekonomik durumları olmadığı için annelerini hastaneye götüremediklerini söyleyerek, "Annemi devlet hastanesine götürdük, doktor muayene etti, ilaç yazdı ve bu ilaçları acilen kullanmasını istedi. Eczaneye gittiğimizde bir dünya borç karşımıza çıkardılar. Ödeyemedik annemi geri getirmek zorunda kaldık" dedi.
Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2013, 12:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER