Ekonomist Altıntaş: Türkiye barışı sağlamadığı sürece mali krizden kurtulamaz

EKONOMİ-– TÜİK’in açıkladığı ekonomide 5.2'lik büyümenin sokağa yansımadığını dile getiren ekonomist Mustafa Altıntaş, Türkiye’nin iç ve dış barışını sağlamadığı sürece mali krizden kurtulamayacağını belirterek, “Çünkü harcamaların büyük oranı bu saldırgan politikalara kullanılıyor” dedi.

Ekonomist Altıntaş: Türkiye barışı sağlamadığı sürece mali krizden kurtulamaz

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıkladı. TÜİK'e göre, Türkiye ekonomisi 2018 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 5.2 oranında büyüdü. Prof. Dr. Mustafa Altıntaş, büyüme verilerini değerlendirdi.

'UCUZLAYAN MALI YABANCILAR ALIR'

Altıntaş, söz konusu 5.2'lik büyümenin ana nedeninin tüketim olduğunu kaydetti. Büyümenin yüzde 1'e yakın kısmının da ihracattan kaynaklandığını belirten ve son iki çeyrekte ciddi daralma bekleyen Altıntaş, "TL'nin değer kaybetmesi Türkiye'de malın ucuzlamasını sağladı. Haliyle mal ucuzlayınca, ihracatın artması sağlandı. Yani ucuzlayan malı, yabancılar alıyor. Türkiye'de pahalılaşan mallar, yabancılar için ucuz hale geliyor. Söz konusu büyümenin sokağa yansımamasının nedenlerinden biri de, budur. Yine ihracatçılar mallarını iç piyasaya sürme yerine, daha karlı gördükleri dış piyasaya sürüyor. Bu da büyümenin sokağa yansımasının önündeki bir diğer engel" diye konuştu. 

'HÜKÜMET NE YAPTIĞINI BİLMİYOR'

Altıntaş hükümetin mevcut ekonomi politikalarına değinerek, "Dikkat edersek iktidar tasarrufa çağırdı. Az tüketin falan dediler. Bir kısım bütçe kalemlerinde indirim yaptılar. Ama diğer yandan da yürütülmesi gereken politikanın tam tersi; harcama genişletici kalemler üzerinden oynuyorlar. Mesela hükümetin bu kanal projesinden vazgeçmesi gerekir. Ama tam tersi bir durum yaşanıyor. Bir  bakıyorsunuz, kanalın her iki tarafına yeni kentler kurulması projesi var. Yine Ahlat'ta yeni bir sarayın yapılmasından söz ediliyor.  Yani hükümet esasında ne yaptığını bilmiyor."

'TÜKETEREK BÜYÜME RİSKTİR'

"Tüketerek büyümek Türkiye için risktir" hatırlatmasında bulunan Altıntaş,  "Şimdi yabancılardan borç alıyorsunuz, bu borç ile tekrar yabancılardan mal alıyorsunuz. Aldığınız bu mallar ile işte yerli üretim dediğiniz, konutu yapıyorsunuz. Borç para ile aldığınız malları, vadeli kredi ve düşük faizle tekrar satmaya çalışıyorsunuz. Ama artık denizin suyu bitti" diye belirtti. 

 'KAPTAN GEMİYİ HANGİ LİMANA YANAŞTIRACAĞINI BİLMİYOR'

İktidarın politikalarına dikkat çeken Altıntaş, şöyle devam etti: "Türkiye ekonomisi tıpkı dış politikada olduğu gibi nerede patlayacağı belli olmayan bir lastik ya da nereye çarpacağı belli olmayan kaptansız gemi durumunda. Çünkü yapılması gerekenin tersine yapılıyor her şey. Yapılması gereken ile yapılanlar arasında tutarlılık söz konusu değil. Türkiye tasarruf açığını gidermek amacı ile yabancı kaynağa gereksinim duyan bir ülke. Bunun içinde ödün vermek zorundadır. Ekonomik ödünler vermek durumundadır. Faizi yükseltmesi gerekirken, ideolojik gereği karşı çıkıyor. İdeolojik olarak karşı çıktığınız müddetçe gerçeklerden uzaklaşırsınız. O bakımdan tutarlı değildir. İkincisi gerçekten kamusal bir tasarrufa yönelmesi gerekmektedir. Özellikle bu uçuk projelerden vazgeçmesi gerekmektedir. Onu da yapmıyor. O bakımdan kaptan nereye gideceğini, gemiyi hangi limanda durduracağını bilmiyor. Tıpkı Suriye bataklığına olduğu gibi" dedi. 

'GÜVENLİK SORUNLARINI ARTTIRMAK DURUMUNDA KALIR’

Türkiye'nin iç ve dış barışı sağlamadığı sürece mali krizden kurtulamayacağını vurgulayan Altıntaş, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "Çünkü Türkiye  mevcut durumda güvenlik sorunlarını sürekli arttırmak durumundadır. Harcamaların büyük oranı bu saldırgan politikalara dönük olarak kullanılıyor. Örneğin güvenlik çalışanlarının sayısı artıyor. Yine din görevlisi dediğimiz kimselerin sayısı artıyor. Yani bunların ise toplumsal refaha herhangi bir biçimde katkısı söz konusu değil. Yine saldırı harcamalarına dönük güvenlik amaçlı harcamalar yapıyorsunuz. Tabiatı ile bunlar ekonomi rakamlarına girer, üretim rakamlarına girer. Harcama kalemlerine girer. Refaha dönük olan bir şey yok burada. Türkiye toplumsal barışı sağlamaksızın, sağlıklı bir siyasal ilişki kurmaksızın ekonomik düzenini kuramaz."

MA / Selman Güzelyüz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER