EKONOMİ:
Ekonomik Krizin maliyeti en fazla Kürt halkının sırtında'
banner247

HABER MERKEZİHalkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ile gelir adaletsizliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomide kriz göstergesi olabilecek ne varsa bugün Türkiye ekonomisinde olduğunu belirten Temelli “Döviz kurlarındaki gelişme, faizlerdeki yükselme, enflasyonunun çift haneye yükselmesi, işsizliğin yüzde 20’lerin üstünde olmasıyla dış ticaret açığının tarihi seviyede oluşu, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetliyor” dedi. 

'TÜRKİYE’DEKİ EKONOMİK KRİZİN NEDENİ SİYASİ KRİZDİR’

Siyasi iktidarın “tekçi rejim” inşa etmek adına ülkenin ekonomik kaynaklarını seferber ettiğine dikkat çeken Temelli, dünyada bu kadar kötüye gitmemesine rağmen Türkiye ekonomisinin kötüye gitmesinin temel sebebinin yönetim ve siyasi kriz olduğunu söyledi. 

Toplum kaynaklarının belli bir kesim tarafından çarçur edildiğini dile getiren Temelli, söz konusu durumun ciddi toplumsal maliyetinin olduğunu vurguladı. Ekonomideki kötü gidişatın maliyetinin en fazla Kürt halkı ile Türkiye emekçilerinin sırtına yüklendiği tespitini yapan Temelli, devamla şunları söyledi: “Neden Kürt halkı? Çünkü rejimin ayakta durmasının sağlayabilecek ya da rejimi toplumun belli bir kesiminde meşruiyetini sağlayabilecek bir politik algı, milliyetçi bir hatta oturtulan ve bu milliyetçi hattı giderek derinleşen, giderek dozunu artan bir düşmanlıkla besleyen bir akıl var ortada. Bu siyasi akıl, tüm krizlerin kaynağını yaratıyor. Yani toplumu ikiye bölüyor. Kendine yetecek kadar bir kitle oluşturuyor. Diğer taraftan kamu kaynaklarında borçlanarak elde edilmiş kaynaklar ve halkın biriktirmiş olduğu fonlarla bu alanı besliyor. Yine bu kitlenin desteğini alabilmek için sürekli milliyetçi söylemleri yükseltiyor ve bu söylemin de yükselebilmesi için bir savaş mecrasına ihtiyaç duyuyor. Savaşı da hem içeride hem dışarıda Kürtlere karşı uyguluyor.” 

‘KRİZ BATI VE DOĞU ARASINDA AYNI HİSSEDİLMİYOR’ 

Temelli, Türkiye’deki ekonomik krizin bölge illeriyle Türkiye’nin batısı arasında aynı hissedilmediği görüşünde.  Bu tespitini de şu sözlerle savundu: “Mesela Kürdün enflasyonu kaçtır? Emekçinin enflasyonu kaçtır? İşsizin enflasyonu kaçtır? Demek istediğim enflasyonun değdiği her yerin yansımaları farklıdır. Enflasyon dediğiniz hayat pahalılığıdır. Baktığınızda hayat pahalılığı, insanların satın alma güçlerini engelleyen bir durumdur. O zaman satın alma gücü en fazla kimi etkiliyor. Kim en fazla bunun maliyetine katlanıyor. Buna baktığımızda savaşın mağdurları, Kürt halkı ve emekçileri en başta görüyoruz. En hızla yoksullaşan kesimlerin kadınlar olduğunu görüyoruz, çocukları görüyoruz. Çocuklar iyi beslenemiyor, iyi eğitim hizmeti alamıyor.” 

‘KÜRT İLLERİNDE İŞSİZLİK TAVAN YAPMIŞ’

Verilere göre işsizliğin en yüksek olduğu illerin başında Kürt illerinin geldiği bilgisini paylaşan Temelli, buralarda işsizliğin tavan yaptığını söyledi. Temelli, “Hatta bazı Kürt illerinde işsizlik yüzde 40’larda. Üniversiteli işsizlerin oranı yüzde 30’larda. Şunu söyleyebiliriz ki, işsizlik Türkiye’de politik bir tercihtir” dedi.

‘KÜRT İLLERİNDE ESNAF MAĞDUR’

Enflasyondan kaynaklı bölge illerindeki esnafların çoğunun mağdur olduğunu belirten Temelli, “Bir yerde satın alma gücü düşüyorsa esnaf kime ne satacak? Esnaf odalarına gelen rakamlara ya da yereldeki esnafların yakınmalarına bakıldığında, durumlarında ciddi bir sorun var” ifadelerini kullandı.

‘BÖLGEDE SAVAŞ YATIRIMI VAR’

Temelli, AKP döneminde dört farklı teşvik programının açıklandığını;  ancak bölge halkının hiçbirinden yararlanmadığını dikkat çekti. Teşviki alan kesimlerin paralarını Türkiye’nin batısında değerlendirdiğini söyleyen Temelli, “Bölgede KOBİ’ler yok. Orta ölçekli işletme kalmamış. Büyük işletmeler zaten hiç olamadı. Bölgede ne var peki. Savaş ve savaş yatırımları var" diye konuştu. 

‘MİLLİ GELİR ŞIRNTAK’TA 300, İSTANBUL’DA 100 BİN DOLAR’

Temelli, şöyle devam etti: “Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolardır. Bu 10 bin dolara kimlerin sahip olduğunu, kimlerin sahip olmadığını hesaplayalım. Şöyle bir örnek vereyim. Eğer araştırma yaparsanız Şırnak’ta kişi başına düşen gelir 300 dolar, İstanbul’un belli yerlerinde kişi başına düşen milli gelir 100 bin dolar olduğunu göreceksiniz.  Bazı insanların milyarlarca dolar serveti var. Bu gelir adaletsizliğidir. Bakın kişi başına 10 bin dolar gelir var deniliyor. Kimin yılda 10 bin dolar parası oluyor.  Bir baksınlar. Türkiye’de ortalama bir aile 5 kişiden oluşuyor. Beş kişilik ailenin milli geliri, 50 bin dolar demek. Türk parasıyla 200 bin TL yapar. Bunu 12 aya bölerseniz, ayda 15 bin lira paranın bir eve girmesi lazım. Bir ayda evine 15 bin lira girmeyen kişiler aradaki farkın nereye gittiğini merak ediyorlarsa,  Ankara’ya bakacak. Aradaki farkı, nereye gittiğine karar veren yer iktidardır."

MA / Selman Güzelyüz 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Büyüme sorunlu... Açıklanan veriler yaşanan...
Ekonomi beklentilerin üzerinde büyüdü. Ücretlilerin payı yüzde 32.7’ye düştü. Baz etkisi ile KGF rol...

Haberi Oku