‘Bir yumurtayı ikiye bölerek çocuklarıma yediriyorum’

EKONOMİ- Enflasyondaki yükseliş çarşı –pazarı vuruyor. Bu yıl kışlık hazırlık yapamadıklarını dile getiren kadınlar, geçinemediklerini vurguladı. Pazarda alışveriş yapılamadığına dikkat çeken Kevser Demir, “Önceden bir koli aldığımız yumurtayı şimdi yarım koliye düşürdük. Bir yumurtayı ikiye bölerek çocuklara yediriyorum” dedi.

‘Bir yumurtayı ikiye bölerek çocuklarıma yediriyorum’

Yıllık enflasyon 2003’yılından buyana ilk kez yüzde 25’in üzerine çıktı. Enflasyon sepetinde yer alan 407 maddeden 328’i Ekim ayında artış gösterdi. Üretici enflasyonu ise yüzde 45’in üzerinde kaydedildi. Hükümetin "Enflasyonla topyekün mücadele" programı da gidişattı durduramadı. 

‘BU YIL NE BULURSAK ONU YİYECEĞİZ’

Enflasyondaki yükseliş en çok çarşı-pazarı ekliyor. Kışın vazgeçilmezleri olan turşu, konserve ve menemen malzemesi fahiş zam alınca, tüketici boğazdan kesmeye başladı. İstanbul Tarlabaşı’nda ikamet eden ev emekçisi Havva Karaman, “Her yıl kavanozlarla kışa hazırlık yapardık. Reçeller dizerdik, asma yaprakları basıyorduk şimdi ise pahalılıktan ancak günü düşünüyoruz. Domatesin fiyatı 8 lira olmuş. Günlük bile alamıyoruz, konserve yapmak mümkün değil. Daha önce 50 lira ile pazara giderdik ve evin tüm ihtiyaçlarını alırdık. Şimdi 100 lira ile gidiyoruz daha önce aldığımızın yarısını bile alamıyoruz” diye belirtti. Karaman, bu yıl hiçbir hazırlık yapamadıklarını vurgulayarak, “Bu yıl ne bulursak artık onu yiyeceğiz” sözleriyle krize dikkat çekti. 

‘DERDİMİZ ANLATMAKLA BİTMEZ’

Soyadını açıklamayan Hazal ismindeki kadın da, “Derdimiz anlatmakla bitmez” diyerek geçim sıkıntısını şu sözlerle özetledi: “İş yok, güç yok. Eşimi işten çıkardılar. Elde yok avuçta yok, pazara bile gidemiyorum. Kışa hazırlık olarak hiçbir şey yapamadık. Çoğu zaman çocuğumu okula gönderirken yanına besleme koyacak bir şey bulamıyorum.” Özellikle Tarlabaşı’nda yaşayan halkın maddi zorluklarla mücadele ettiğini belirten Hazal, “Burada yaşamak zor. Ülkede çok ciddi bir kriz var. Çocuklarımıza bakamadığımız için çocuk bile yapmıyoruz. Onlar malikanelerinde yaşarken biz fakirhanelerimizde yaşama tutunmaya çalışıyoruz” dedi.

'MAMA ALAMIYORUM'

Mardin’den altı yıl önce göç etmek zorunda kalan Kevser Demir ise, küçük çocuğuna mama bile almakta zorlandığını vurgulayarak, “Değil kışlık hazırlık yapmak. Domatesin pahalılığından yemeğe bile katamıyoruz. Önceden kahvaltı için olsa da domates alırdık şimdi onu da almıyoruz. Kışı nasıl geçiririz Allah bilir” diye konuştu. Eşinin çok zor koşullarda çalıştığını, kazandığı paranın günlük ihtiyaçlara bile yetmediğini ifade eden Demir, şöyle konuştu: “Çocukların yumurta yemesi lazım alamıyoruz. Önceden bir koli aldığımız yumurtayı şimdi yarım koli alıyoruz. Bir yumurtayı ikiye bölerek çocuklara yediriyorum. Küçük bir kızım var. Ona bez alamıyorum. Sütüm çok az olduğu için mama almam gerek ama çok pahalı olduğu için onu bile alamıyorum çoğu zaman. Çocuklar beslenemedikleri için çabuk hastalanıyor.” 

Mezopotamya Ajansı

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2018, 03:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER